Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Gigi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gisela Marquering
Lady Ahern & III. Sınıf
Lady Ahern & III. Sınıf
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 13
Yaş : 24
En Belirgin Özellik : Durgun, Mantıklı
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Ilgaz
Kayıt tarihi : 13/02/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Metamorfmagus
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
45/100  (45/100)

MesajKonu: Gigi   Ptsi Mart 21, 2011 7:16 pm

Tahta kapının önünde durduğumda yüreğim pırpır ediyor gibiydi. Metamorfoloji dersine girmeyi profesöründen mi bilinmez çok seviyordum. Aslından Hogwarts’ta en sevdiğim ders unvanına ulaştığını söyleyebilirim. Geçmişten beri kılık değiştirmeye olan büyük ilgim beni bu derse yöneltmişti. Tabi ki profesörümüzün mavi gözleri ve yaşlılığına rağmen koruduğu yakışıklılığı da bu derse olan ilgimi arttırıyordu. Ufak elimi kapıya uzattığımda kapının beri beklemeden iki yana savrulduğunu gördüm. İçerideki karışıklıktan sıkılmış bir kız dışarı çıkmak için hamle yapmıştı. Onunla burun buruna geldiğimizde hafifçe kızararak ‘ Üzgünüm. ‘ diye soluyup içeri doğru süzüldüm. Sınıfın her tarafından duyulan farklı sesler başımda yankılanıyordu. Bir an önce profesörün gelmesini dileyerek yerime geçtim. Oturduğum sıraya hemen metamorfoloji parşömen tomarımı bıraktım. Tomara bir göz gezdirdikten sonra profesörün sınıfa girerkenki tatlı sesini işittim. Hepimizin duyabileceği bir sesle üç büyü söyledi. Büyülerin ikisini daha önceden biliyordum; ama son büyü bana biraz yabancı gibiydi. Bu yüzden profesör büyüleri açıklamaya başladığında bütün dikkatimi ona yönelttim. Sesindeki etkileyici tını bütün ders konuşsa beni hiç sıkmayacak gibiydi. Gözlerimi başta konuşmasıyla hareket eden dudaklarına diktim. Açık pembe dudakları beyaz teniyle uyumlu bir biçimdeydi. Dudaklarının ince yapısı az bırakılmış bıyığıyla beraber ayrı bir kıvrım kazanıyordu. Bıyığının üzerinde burnu yüzünün tam ortasına özenle yerleştirilmiş gibiydi. Yüzünde yaşlılık çizgileri belli olmasına karşın gözlerinin canlılığı onu gençleştiriyordu. Zaten gözleri tamamen ayrı bir büyüye sahipti. Mavi gözlerinin parlaklığı baktığı her kişiyi etkileyebilecek cinstendi. Yüzü zayıf yapısıyla beraber kıvrımlı havasını ayrı bir asaletle koruyordu. Çıkan her sözünde ayrı bir üzgü var gibi gelse de insanda büyüleyici bir etki bırakıyordu. Bu yüzden bize görevin baykuş hanede olduğunu söyleyip sınıfı terk etmek için döndüğünde içime büyük bir keder çöktü. Sanki ona kalıp ders anlatmaya devam etmesi için yalvaracak gibiydim; ama kapıdan çıkıp merdivenlere vardığında artık çok geç kaldığımı anladım. Profesörün büyüsünden hemen kurtularak parşömenleri topladım. Sıraların arkasında duran tahta dolaba bırakmamın ardından dersliği terk ettim.

Baykuş haneye vardığımda aklıma hemen ilk büyü geldi. Ala büyüsü yapıldığında bize bir kuşkanadı kazandırırdı. Bu sayede kısa bir süreliğine de olsa uçabilirdik. Tabi ki bu büyüyü yapmak için en doğru yer baykuş hane olabilirdi; ama bu kanatlarla nereye uçacaktık ki? Bu soruyu sorduğum anda baykuş hanenin penceresinden bana sırıtan bir yer dikkatimi çekti. Eğer pencereden dikkatli bakarsak baykuş hanenin en iyi Yasak Orman’ı gördüğünü anlayabilirdik. Baykuşların her biri Yasak Orman’da bir tur atmadan uzaklara uçmazdı zaten. Bunu anlamak için kırçıllı baykuşlardan birine uzandım. Cebimden bulduğum ufak şekerlemeyi gagasına sıkıştırarak camdan dışarı bıraktım. Ne yapmak istediğimi anlamış gibi Yasak Orman’a uçup bir tur attı. Turunu tamamladıktan sonra hemen yönünü pencereye geri çevirdi. Ellerime konduğunda gagasını okşayarak teşekkür ettim. Beni anlamış gibi canımı acıtmadan elimi gagaladı ve yerine geri uçtu. Hemen asamı çıkarttım. Gözlerimi bir baykuşa diktim ve hayal gücümü kullanarak kanatlarını kendi omuzlarımda düşünmeye başladım. Düşüncelerimi hiç bozmadan gülümseyerek ‘ Ala… ‘ diye fısıldadım. Asamdan çıkan ışık bedenimin etrafında bir tur attı. Gözlerimi ışıktan korumak istercesine kapattım. Ellerimi göğsümde birleştirdim. Yerden havalandığımı hissettiğimde hemen gözlerimi araladım. Birkaç saniye sonra bakabildiğim omuzlarımda beni taşıyabilecek kadar güçlü kanatlar gördüm. Hemen yönümü Yasak Orman’a çevirdim. Ormana doğru uçarken Hogwarts’ın bahçesine tepeden bakmanın mutluğunu yaşadım. Birkaç öğrenci benim gibi bu gizi çözerek uçmaya başlamıştı. Onlara gülümseyerek Quidditch’in verdiği rahatlıkla havada bir takla attım. Kanatlarımı sabit bir hızda tutarak ilerledim. Yasak Orman’ın üzerine vardığımda ağaçların üzerinde bir tur attım. Biraz ileride konabileceğimiz bir açıklık olduğunu görüp hemen o tarafa doğru alçaldım. Her yükseklik kaybedişimde yakınlaşan toprağın kokusu bir büyü gibi yüzüme çarpıyordu. Gözlerimi tek bir noktaya sabitleyerek ayaklarımı uzattım. Yere değdiğimdeyse kanatlarım tam zamanında kendileri hiçliğe bırakarak yok olmuşlardı. Önümde sık bir ağaç kuşağı uzanıyordu. Uzun meşelerden oluşan bir kuşaktı. Zemin oldukça düzdü ve pek fazla çalı yoktu; fakat ağaçlar ilerisini pek rahat göremeyeceğim şekilde sıktı. Yapraklar ani esintilerle havalanıyordu, bulutlu gökyüzünden de yağmur damlaları düşmeye başlamıştı. Sonra rüzgâr dindi ve yağmur iyice bastırdı. Çimenlik bölgelerden zahmetle ve elimden geldiğince hızlı yürümeye başladım. Durmadan arkama ve etrafıma bakıyordum. Biraz ileride daha önce Yasak Orman’da hiç görmediğim bir çalı gördüm. Çalı burada bulunan bitkilere zıtlık oluştururcasına yeşil ve gördü. Gözlerim bitkiyi bir süre tarayınca ölü yapraklarla etrafının çevrili olduğunu fark ettim. Sonra elim asama gitti. Gözlerimi yumup ikinci büyüyü hatırladım. Lentens, saklı olan kapıyı görünür kılar. Bu büyüyü yapmak için biraz eğlencenin yeterli olduğunu söyleyen profesörü hatırlayarak gülümsedim. Islak sarı saçlarım geriye atarak asamı çalıya doğrulttum. Gözlerimi yumup şirin bir gülümsemeyle ‘ Lentens. ‘ diye fısıldadım. Asamın ucundan çıkan yeşil ışıklar çalıya çarparak yok oldu. Çalı biraz kıvrımlaşarak huysuzca kendini ölüme bıraktı. Diğer yapraklar gibi ölümle yüzleşerek yere serildi. Arkasında duran ufak kapı benim geçebileceğim büyüklükteydi. Bu durumdan keyif alarak asamı kapıya doğru sallayıp ‘ Alohomora! ‘ diye haykırdım. Kapı gıcırtıyla menteşelerinden koparak açıldı. Kendimi karanlık ve ıslak bir tünele doğru attım.

Bu zifiri karanlıkta yürüyemeyeceğimi bildiğimden hemen asamı ileri doğru tuttum. İçeriden gelen sesleri dinlerken ‘ Lumos. ‘ diye fısıldadım. Asamın ucundan çıkan ışık yolumu aydınlatmıştı. Tünelin ilerisinden gelen seslen beni ürkütüyordu. Kendimi tünelde ilerlerken bulduğum inanamıyordum. Islak olduğundan yosunla kaplı duvarlara tutunarak ilerledim. Tünel ufak olduğundan fazla hareket edemiyordum. Sarı saçlarımı toplamak için hemen elimi cebime attım. Cebimden bulduğum lastik tokayla beraber saçlarımı geriye attım. Ellerimde saçlarımı toplayıp lastik tokayla dağınık bir topuz yaptım. Yeşil gözlerim bu loş ışıkta belirgindi. Yalnız aynı rengi ileride görmek canımı sıkmıştı. Yılan sesleriyle beraber yeşil yılanlar görüyordum. Karşıma çıkan bu yılanların türünü anlamak için hemen kuyruklarına baktım. Kuyruklarında ne kadar çok halka varsa bu yılanlar o denli zehirli olurlardı ve karşımda duranlarda saymak istemeyeceğim kadar halka vardı. Sonra bu korkuyla hemen geri çekildim. Ellerimi göğsümde birleştirerek yılanlara baktım. Orada geçmem gerekiyordu; bundan dolayı üçüncü büyüyü aklıma getirdim. Mutande, yapılan yaratığı beş dakikalığına taşlaştırıyordu. Bu büyüyü daha önce denemediğimden bana zor geliyordu. Genede kendimi kaybetmeden büyüyü deneyebilmeliydim. Gözlerimi kapatarak boynumda duran tılsıma bastırdım. Tılsım karanlık ortamda parlamaya başladı. Bir süre sessiz kalmamın ardından bir erkek sesinin bana selam verdiğini duydum. Bu ses babamın sesiydi. Gözlerimi açtığımda annemin umursamaz suratıyla beraber babamı gördüm. Ona gülümseyerek ‘ Sence başarabilir miyim? ‘ diye sordum. Neden bahsettiğimi anlayan ruh hemen şefkatle başını salladı. Bu onayı almamın ardından içim rahat asamı yılanlara doğrulttum. Gülümseyerek heyecanımı dile getirmeden bir adım ileri gittim. Sonra büyülü sözleri yavaşça ‘ Mutande. ‘ diye fısıldadım. Asamdan çıkan ufak pırıltılar etrafa saçılarak yılanları sardı. Onların son anlarını gördüğümde içim burkuldu. Genede eski hallerine dönmeden çakmak dışında bir şey yapamazdım. Taştan yılanların üzerinden atlayarak koşmaya başladım. Eski hallerine dönmeden tünelin yukarıya uzanan merdivenlerine ulaştım. Birkaç basamak çıkıp hızımı sabitleştirdim. Elimdeki asayı tünelin sonundaki kapıya uzattım. Kapının açılması için hızımı kesmeden asamı sallayarak ‘ Alohomora! ‘ diye haykırdım. Kapı bana itaat ederek geriye savruldu. Merdivenleri bitirerek hemen yukarı çıktım. Gözlerimin ışık görmesiyle beraber kısılması bir oldu. Kısık gözlerimin arasından yukarı baktığımda bana bakan bir çift mavi göz gördüm. Bu gözleri nerde ve ne durum da olursam olayım tanıyabileceğimden profesöre ait olduklarını hemen anladım. Bütün yüzüme büyük bir gülümseme yayıldığında profesör konuşmaya başlamıştı. Gene o büyülü sesini duymanın verdiği huzurla dinledim. Bana gidebileceğimi söylediğinde isteksizce ayaklarım geriledi. Gözlerim avluyu terk edinceye kadar adama bakılı kaldı. Avludan çıktığımdaysa hala adamın büyüsündeydim. Bu yüzden bütün gün yüzümden silinmeyecek bir gülümsemeyle ortak salona ilerledim.

Kerim'e:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gisela Marquering
Lady Ahern & III. Sınıf
Lady Ahern & III. Sınıf
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 13
Yaş : 24
En Belirgin Özellik : Durgun, Mantıklı
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Ilgaz
Kayıt tarihi : 13/02/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Metamorfmagus
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
45/100  (45/100)

MesajKonu: Geri: Gigi   Salı Mart 22, 2011 10:10 am

    Anlatım (Akıcılık, betimleme, vs.): 23/25
    İmla: 15/15
    Görünüm: 10/10



Anlatım konusunda birkaç duraklama yerim olabilir. Mükemmel bir yazar olamıyorum malesef, düşüncelerimi çok fazla göz önüne sermişim. Ama betimleme konusunda pek yeterli anlatımda bulunmamışım. Baktığımda imla hatası göremedim; hem world'den geçirdiğimden pek olacağını da sanmıyorum. Görünüm konusunda takıntım olduğundan kötü gözükse ben dayanamazdım zaten. Yaklaşık beş defa konuşma rengimi değiştirdim; sonunda rütbeme ve gri tonuna en uygununun bu olduğuna karar vermiştim. 48/50

Edit:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reginald Weisberg
Lord Jules Müdürü & Büyü Bilimi Profesörü
Lord Jules Müdürü & Büyü Bilimi Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 87
Yaş : 23
En Belirgin Özellik : Otorite, mantalite
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Emre
Kayıt tarihi : 13/07/10

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Wandless, Zihnebendar
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: Gigi   Salı Mart 22, 2011 2:22 pm

Anlatım (Akıcılık, betimleme, vs.): 22/25
İmla: 13/15
Görünüm: 10/10

Word kelime hatalarını düzeltir, noktalama ve ek yanlışlıklarını değil.

Büyücü Gücü: 45/50

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Gigi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: