Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Sıradan Bir Gece

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Bruce Coleman
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 51
Gerçek Ad : İsmail
Kayıt tarihi : 06/04/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
46/100  (46/100)

MesajKonu: Sıradan Bir Gece   Perş. Nis. 07, 2011 7:18 pm

Asasını parmaklarının arasında çevirirken, pürüzsüz odun yüzeyinin parmaklarına sürtündüğünü hissetti. Asasının ucu yere bakıyor olsa da içinde bir yer sürekli tetikteydi. Bu ara sokaklarda gece dolaşırken, hele ki tek başına dolaşırken yapması gereken bir şeydi bu. Hava karardıktan sonra böyle yürüyüşler yapmayı severdi, çıkıp birkaç adım atmak, sokakların kurum ve misk karışımı kokusunu içine çekmek iyi gelirdi ona. Yine böyle bir emelle dalmıştı sokakların arasına, ama ufak gezintisinin kendisini farkında olmadan buralara getireceğini de tahmin etmemişti. Bu ara sokaklar suçların en çok işlendiği zamanlardı, özellikle de son günlerde. Neredeyse günaşırı bir cinayet ya da saldırı haberi geliyordu buralardan. O yüzden dikkatini biraz daha arttırdı, adımlarını belirgin bir şekilde olmasa da hızlandırdı.

Birkaç dakika sonra o ara sokaklardan kurtulmuş, kendini Diagon Yolu'na bırakmıştı. Bu saatte bile insanların sayısı azımsanamayacak kadar vardı. Normalde gündüzleri dolaşırdı insanlar burada. Ama bu gece normalden daha çok insan vardı ortalıkta. Nedenini bilemediği bir şekilde hepsinin yüzünde telaşlı bir ifade vardı sanki. Havadaymış gibi gariplik, birileri mütemadiyen başlarını kaldırıp göğe bakınıyorlardı. Bu tasanın nedenini kendisi de merak etti istemsizce. Acaba biraz önce hissettiği tedirginlik ara sokaklara mahsus bir his değil miydi? Bilemeyecekti. Bir içkinin her şeye iyi geleceğini düşünerek Çatlak Kazan'a doğru ilerledi.

Ahşap kapıyı iterek içerinin kaymakbirası kokan ortamına adım attıktan sonra etrafına bakındı. Duvarlara yerleştirilmiş şamdanlardaki mumlar aydınlatıyordu hanı. Şamdanlar ise öyle şık, kaliteli aksesuarlar değillerdi. Tahtadan yapılma, duvarlara monte edilmiş mum çukurlukları idiler sadece. Çatlak Kazan her zamanki düzenli görüntüsünü örtünmüştü. Genç seherbaz ilerleyerek duvar kenarındaki masalardan birine oturdu, hancıya işaret ederek bir kaymakbirası istedi. Bu sırada kapının açılmasıyla içeri giren kişiyi görünce bir kaşı hafifçe yukarı kalktı.

Esrar Dairesi'nde çalıştığını bildiği biriydi bu kimse. Ancak adını bilmiyordu, seherbazlığa başlamasının üstünden bir yıl bile geçmemişti tam olarak, bu yüzden Bakanlık'taki tanıdıklarının pek fazla olduğunu söyleyemezdi. Yüzüne düzgün bir ifade katarak önündeki masaya bakmaya başladı, kimseyi gözlüyor gibi gözükmek istemezdi ne de olsa.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Argarot Deathen
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 70
Yaş : 27
En Belirgin Özellik : Merak
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Yargı
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   Perş. Nis. 07, 2011 8:17 pm


Çalışmak… kimi zaman yorgunluk veriyordu ona. Merakını taçlandıran bu işi yapmak zevkliydi; ama yorgunluğu azımsanmayacak kadar büyüktü. Kimileri esrar dairesini iş yapmaz bir bölüm olarak düşünse de öyle değildi. Gizemli ve çözülememiş olaylar dünyayı tehdit ederken bu sorunların ortasında yer almışlardı her biri. Kimisi düşünülmek istenmeyecek iblislerin elinde can vermiş kimisi zaferle kutsanmıştı. Seherbazlar kadar zordu işleri. Her gün bunu rutin bir şekle dönüştürüp monoton bir hayat yaşarken aslında ne kadar sıra dışı şeylerle karşılaştıkları aşikardı. Gün boyunca süren hengamenin ortasında Britanya’nın kuzeyindeki tuhaf olaylar için Argarot’tan tekrar o bölgeye gitmesi istenmişti; ama kendisi orada bir şey olmadığına görevi verenleri ikna etmişti. Defalarca kontrol etmişti orayı zaten ve bölgedeki tek tehlike kurtlardı. Hatta birkaç defa bir kaçı kendisini kovalamış ve tabi sonları kötü olmuştu. Gün böyle geçmiş gecenin hükümdarlığı başladığında bakanlıktan çıkan büyücü biraz kafa dağıtmak istiyordu artık.

Aklındaki tüm eğlenceli yerler birer birer gözlerinin önüne gelirken nostaljiye olan ilgisi uyandı bir anda. Okul yıllarında Diagon Yolu’nun coşkusuyla yaptığı alışverişlerin keyfi, çatlak kazanda yudumladığı içkilerin tadını bir an benliğinde tekrar hissetti. Evet, nereye gideceğini biliyordu. Cisimlenmek için etrafında bir tür dönerken Diagon Yolu’nun bilindik aksi gözlerinin önünde sabitlendi. Oraya olan gitme arzusu an be an artarken bir sıkışma tüm bedenini kapladı. Nefesi kesilip saniyenin kısacık bir zaman aralığında kendini olması gereken yerde bulduğunda derin nefes alarak birkaç saniye öylece durdu. Bölgenin özlemle perçinleşmiş kokusu burnuna aktı. Yüzünde keyifli bir gülümseme yer alırken ufak adımlarla gezinmeye başladı. Yakındaki dar sokaklarda son zamanlar işlenen suçların varlığını önemsemiyordu. Rahat tavırları kendini çevre sakinlerine oranla fark ettiriyor olmalıydı. Zira kendisini veya birini rahatsız edecek kimsenin sonu hiç iyi olmayacaktı. Kalabalığın olağan akışını seyrederken insanların zaman tarafından sürüklendiğini gördü. Hiçbir şeyden haberleri yok, nehrin akışına bırakmışlardı kendini. Yazık, anlam verme çabası gütmeden doğup ölüyordu bir kısmı. Hayatı anlamlandırmadan yaşamaya nasıl katlanıyordu bu insanlar anlamıyordu doğrusu.

Derin düşüncelerini çatlak kazan bölünce bir içkinin iyi geleceğini düşündü. İçeri girip biranın verdiği sıcaklık ve etrafa yayılmış kesif kokuyla birlikte rahatlıkla birleşmiş samimiyetin verdiği hissi kucakladı o an. Sakin adımlarla bara yaklaştığında duvar kenarında oturan gencin kendisini süzdüğünü fark etmişti. O an onun yeni seherbazlardan olduğunu hatırladı. Gözlemek istemiyor gibi görünse de kendisini belli ediyordu. Öğrenmesi gereken şeyler vardı anlaşılan ve sanırım bu gece bir arkadaş fena olmayacaktı. Bara yaklaştığında bir kaymakbirası istedi. Kendi içkisi hazırlanırken yan gözle adamı süzmekten geri kalmıyordu. İşe yeni başlamış olmanın verdiği gençlik dönemini yaşıyordu gözlemlediği kadarıyla. İçki önüne konunca aynısından bir tanesinin daha hazırlanmış olduğunu gördü. Kaşlarını çatarak, “ Bu içki, şu duvar kenarındaki adama mı ait? “ diye sordu. Barmen evet anlamında başını sallayınca Argarot gülümseyerek karşılık verdi. “ Ben hallederim. “ İçkileri alıp genç büyücüye yaklaşırken yüzünde kendine güvenen arsız bir gülümseme ve muzurluğun izleri yatıyordu. Teklif beklemeden oturduğunda adamın içkisini önüne koydu. “ Birini izlerken dikkatli olmalısın dostum. “ Büyücünün tepkisini ölçerken birasından koca bir yudum almıştı. Hafif içki aynen okul yıllarından hatırladığı gibiydi. Dinlenmek için geçirilecek bir gecede iyi bir yoldaştı. “ Bu arada ben Argarot Deathen, esrar dairesi çalışanıyım. “ Kendini tanıtmamanın kabalık olacağını düşünerek ismini söyledikten sonra gözlerini genç adama dikti.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://deathomens.turkforumpro.com/t154-argarot-deathen-anka
Bruce Coleman
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 51
Gerçek Ad : İsmail
Kayıt tarihi : 06/04/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
46/100  (46/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   Perş. Nis. 07, 2011 9:02 pm

Hani an gelirdi, insan yeryüzünde biraz daha derinlere batıp toprağın sıcak kısımlarına kadar inmeyi, oradaki eriyik katılara karışıp yok olmayı diler ya, o anlardan birini geçiriyordu. Kendi kendini azarladı içinden, hatta azarlamayı aşıp küfretti kendine. Daha birini gizlice izlemeyi ve sonrasında bakışlarını uzak tutmayı başaramıyordu, bir de seherbaz mı diyecekti kendisine? Mesleğinin gerektirdiği en önemli maharetlerden biriydi birini gizlice izleyebilmek. Bu marifete vakıf olabilenler diğerlerinden çok daha dikkat çekici başarılar elde ederlerdi. Kendisi ise burada durmuş, gözüne takılan birini belli ede ede izliyordu. Elbette ki fark edilecekti! Daha bu konuda öğrenmesi gereken yığınla detay olduğunu kabul etti. Elbette mazeret olarak kabul edilebilirdi mesleğe başlamasının üzerinden çok kısa bir zaman geçmesi, ama bir suçluyu izlediği fark edildiğinde ne yapacaktı? Özür mü dileyecekti işe yeni başladığını dile getirip. Hem neredeyse on ay geçmişti seherbaz olarak göreve atanmasının üzerinden. Artık böyle şeyleri yavaştan öğreniyor olması gerekiyordu. Ama o, pek sayın Bay Coleman, acemiliğini yine sergilemişti.

Karşısındaki adam kendisini tanıttığı zaman, artık bu kadar azarlanmanın yeterli olduğunu düşünerek birasına uzandı. "Teşekkür ederim." dedi biraz da mahcup bir edayla. O da kendi birasından bir yudum aldı karşısındaki adamın hareketine karşılık olarak. Ufak sayılabilecek bir yudum değildi, ancak her zamanki rahatlığıyla aldığı büyük yudumlarla karşılaştırılamazdı elbet. Kocaman bardağı masaya geri koyduktan sonra adama baktı. Argarot Deathen olduğunu söylemişti adının. Ellerini bardağın sapının hemen kenarında birleştirerek konuştu. "Ben de Bruce Coleman. Seherbaz bürosunda çalışmaya kısa zaman önce başladım." Bunları söyledikten sonra ellerini birbirinden ayırıp bir elinin parmaklarını bardağın sapında gezdirmeye başladı farkında olmadan.

Karşısındaki adama baktı. Yaşlı değildi, ancak delikanlılık yıllarını geride bıraktığı da ortadaydı. Alnının etrafında oluşmaya başlayan birkaç kırışıklık, bakışlarındaki fütursuzlukla çelişircesine boy gösteriyordu. Rahat tavırları karşısındakini rahatsız edebilecek düzeydeydi. Hele ki bir dakika önce karşısında rezil olmuş çaylak bir seherbazı... Yutkundu hafifçe. Utancı hala tam olarak terk etmemişti düşüncelerini. Kendini azarlamaya tekrar başlamak üzereydi ki, durdu zorlukla. Hafiften terlemeye mi başlıyordu yoksa. Sakin ol, diye ikaz etti kendini. Biradan büyük bir yudum al ve biraz önce olanlar yaşanmamış gibi davran.

Bira bardağını sapından tuttu, başparmağıyla da bardağın gövdesine baskı yaparak hızla kaldırdı ve büyük bir yudum aldı bu sefer. Midesine akan sıvının verdiği histen keyif alarak masaya bıraktı bardağı. Tekrar adama baktı, hala kendisini izliyordu. Bir şeyler sorma ihtiyacı hissetti birden. Nedenini bilmiyordu, adamla ve özellikle bakanlıkta çalışmakla alakalı olup da ilgisini çeken yığınla konu olduğundan da olabilirdi, böyle özgüvenli ve fazlasıyla rahat birinin karşısında oturan bir acemi olmanın verdiği rahatsızlıktan da. İki elini tekrar önünde birleştirdi ve sorusunu yöneltti karşısındaki büyücüye. "Ne zamandan beridir bakanlıkta çalışyorsunuz?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Argarot Deathen
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 70
Yaş : 27
En Belirgin Özellik : Merak
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Yargı
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   Perş. Nis. 07, 2011 10:07 pm


Utangaçlık bedenden adeta akıyordu. Tavırları, mimikleri her şeyiyle çekingen bir ifade büyücüyü kıskıvrak yakalamıştı. Bunu görebiliyordu. Kaçan bakışlar, ellerin sürekli bir şeyle uğraşması ve alınan koca bir yudum… Argarot birasını içmeden önce gülümsedi. Bu çocuk gerçekten seherbaz mıydı? Seherbaz dediğin pervasız, rahat olurdu. Oysa bu adam sanki okulda altına işemiş küçük çocuklar gibi davranıyordu. Daha genç olduğunu düşünürse elbette öğrenecekti, ama mesleği hata affetmeyen bir daldı. Yanı başında hayatların söneceği an gelecekti, peki bu genç büyücü yıkımın enkazıyla baş edebilecek miydi? Bunu gerçekten merak ediyordu. Ayrıntılara olan merakı her zaman ki gibi öne çıkmış her şeyi didik didik edercesine seherbaz üzerinde dolaşmaktaydı. Kendisini tanımayanlar için bu rahatsız edici olabilmekteyken arkadaşları artık buna alışmıştı. “ Meslekte yeni olduğun belli Bruce. “ Eğlenir bir gözle bakıp gülümsedikten sonra tekrar konuştu. “ Merak etme her acemi senin gibidir. Hatta senden beterlerini de gördüm. “ Gülmesini tutmakta zorlanır gibi bir hali vardı. Yıllar önce karşılaştığı bir olayın izleri ankayı tekrar gülme krizine sokacakmış gibiydi. O günkü hatıralar bugün bile oldukça canlıydı. “ Meslekte yeni bir seherbazla saha görevine çıkmıştık. Ortak bir görev anlıyor musun? Basit bir işti; ama çatışma çıktı elbette. Kayıp vermeden atlatmamıza rağmen bizim seherbaz elinde asayla öylece kalakalmıştı. Hatta altına bile işemişti… “ Devamını getiremeden kahkahalarla sarsılarak gülmeye başladı. Gözlerinden yaşlar akıyor, kendini durduramıyordu. Aslında durdurmak istemiyordu. Günün tüm stresi üzerinden böylece akıp giderken her şeyi oluruna bırakmıştı artık. Kendini toparladığı zaman çok ciddi bir ifadeyle genç büyücüye baktı önceki haline tezat oluşturacak şekilde. “ O genç iki yıl sonra öldü. Her zaman çekinirdi. Bu işte her zaman güçlü ve pervasız olacaksın. Yoksa sonun erken gelir. “ Yüzüne sıcak bir gülümseme kondurdu tekrardan. “ Bu arada meslekte dokuzuncu yılım. “

Kısa bir sessizlik oldu o an. Barın olağan gürültüsünü dinlerken derin düşüncelere daldı büyücü. Dokuz yılda çok şey yapmıştı. Aile unvanı olan ankayı almış, gözyaşı taşını bulmuş, yüzlerce olay üzerinde çalışmış, sönüp gitmiş hayatların gölgesinde çatışmalara girmiş, sahada çok tecrübe kazanmıştı. Tüm bu zaman kendisine şunu öğretmişti ki acımasız olmalıydı savaşta. Kimse merhamet göstermezdi rakibine. Sen hızlı olmazsan mutlaka birileri işini bitirirdi. Nedense bu genç büyücüyü sevmişti ve ona öğrendiği her şeyi aktarmak istiyordu. Yalnız biliyordu ki her insan gibi o da söylediklerine kulak asmayacak her şeyi deneyerek öğrenmeye çalışacak ve bu karanlık zamanlarda şanslıysa yıllar sonra hayatta kaldığında tecrübeli bir seherbaz olacaktı. İçkisinden bir yudum aldığında boğazından kayan sıcaklık hoşuna gitti. Kekremsi bir tat geride kalırken sohbetin koyuluğu ortamı keyifli kılıyordu. “ Hiçbir zaman duraksama. Çekingenlik başa beladır. Yapman gereken neyse o an yap. Yoksa senden hızlı biri işini bitirebilir. “ Durup gözetlemeyle ilgili bir şeyler aklına gelince tekrar güldü. Sürekli değişen bu ruh hali her zaman büyücüyü ilginç kılmıştı. Bazılarının bu garip büyücüye karışmak istemelerinin sebeplerinden biri de buydu belki de. Sürekli değişen ruh halinin dengesizliği kendisini güçlü kılıyordu.

“ Bruce, gözetleme bir sanattır ve zamanla gelişecektir. Baktığın sabit noktadan daima geniş bir alanı kontrol edebilmelisin. “ Kendisi böyle konuşuyordu; ama o da bu işi hemen öğrenmemişti. Çok fazla hata yapmıştı. Hatası yüzünden girdiği savaşların sayısını unutmuştu belki de. Bir tanesi anıları arasından süzülüp gelince yüz hatları kasıldı bir an. Bir daha yaşamak istemediği şeylerin görüntüleri zihnine zuhur etti. “ Pek çok kişi gözetlemeyi batırdı diye ne çatışmalar çıktı biliyor musun sen? 4 yıl önce ortak görevde gözetleme işi bendeydi. Bir çeşit iblis avlıyorduk ve doğru zamanı beklememiz gerekiyordu. İşi batırdım ve çatışma erken başladı. Kimimiz gafil avlandı. Gruptakilerin bir çoğu öldü. Yaratığı öldürüp de kurtulan şanslı azınlıktaydım ben. “ Yapmacık bir gülümseme bu kez simasında belirmişti. Bunu şans olarak algılamamıştı o vakit. Şimdiyse şanstı bu. Tek üzüldüğü nokta bir hata yüzünden yüzlerce insanın damarlarının kurumuş olmasıydı. Kendini toparlayıp tokuşturmak üzere birasını genç büyücüye uzattı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://deathomens.turkforumpro.com/t154-argarot-deathen-anka
Bruce Coleman
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 51
Gerçek Ad : İsmail
Kayıt tarihi : 06/04/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
46/100  (46/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   Cuma Nis. 08, 2011 9:47 pm

Karşısındaki adamı dinlemeye kendini kaptırmış gibiydi. Tecrübelerin yüklü olduğunu belli eden sözcükleri dudaklarının arasından birbiri ardına dökülürken, genç adam bu sözcüklerden dikkatini bir an olsun ayırmadı. Karşısındaki adam ne kadar rahat görünüyor olursa olsun, söylediği her sözün bilincindeydi, bu farkındalığı yerleştirmişti hareketlerine. Bunun kalıtsal bir şey olmadığı malumdu, zamanla yerleşmiş bir tavırdı, anlattıkları da bu düşünceyi açık bir şekilde destekliyordu. Diğer gençle ilgili hikayeyi dinledi önce, altına işemesinden bahsedilirken güldü pervasızca. Ama akıbeti olunca söz edilen, gülümsemesi dudaklarının üzerindeki külden bir maskeye dönüşmüşçesine dökülüp gitti. Genç bir seherbaz, hayatının en güzel yıllarını yaşayan, çalışmalarının sonunda bir meslek, bir ünvan elde edip başarıdan başarıya koşmayı hayal diri, körpe bir beden... Nasıl da soluvermişti bir anda, kışın gelişinin ulakları gibi gürleyen rüzgarlara kapılan biçare bir yaprak gibi... Birasından bir yudum daha aldı. Soğuk içki dilinin üzerinden akıp boğazında hafif ve tatlı bir yanma bırakırken adama bakındı. Rahatsız olmuştu o genç seherbazı düşünmekten. Karşısındaki adam kendisini de o seherbaza mı benzetiyordu acaba? Kim bilir, belki de öyleydi. Sonuçta biraz önceki acemiliği buna neden olmuş olabilirdi. Yahut utancı, çekingenliği. Her ne kadar bu özellikleri onu acemi gösterse de, kendisi bunların farkındaydı içten içe. Zihninde bu denli şiddetli azarların yankılanmasının nedeni de buydu belki. Sorunun ne olduğunu bile bile bir türlü hareketlerine söz geçirememesi. Bunları düşünürken daha ehemmiyetli bir soru düştü aklına. Acaba gerçekten de o genç seherbaza benziyor muydu?

Yanıtlamadı bu soruyu, hem çekindi içten içe vereceği cevabın ne olduğunu kestiremediğinden, hem de bu konu onu gerçekten rahatsız etmişti. Barın kapısı açıldı o anda. Zihnini kurtaracak bir düşünce bulmanın getirdiği acelecilikle bakışlarını oraya yönlendirdi. Elinde değildi bu, eğer kapıyı gören bir yerde oturuyorduysa, ister istemez kapı açıldığı an içeri kim girecek diye bakmak isterdi. Nedensizce taşkınlaşabilen, zaman zaman, özellikle de okul yıllarındayken onu belanın ortasına sürüklemekte hiç zorluk çekmeyen merakı her zaman olur olmadık yerlerde ve zamanlarda boy gösterirdi zaten. O anda da içeri bir kadın ile bir adam girmişti. Üzerlerindeki pelerinleri zengin olmadıklarını ortaya döküyordu. Yer yer yamanmış, eteklerinde eskimenin biriktirdiği izleri barındıran pelerinleri ile, kenarlarında yer yer çatlakların yer ettiği şapkaları ile, yetersiz beslenmenin getirdiği kemikleri çıkıklaşmış yüz hatları ile yoksulluğun izlerini sergiliyorlardı neredeyse. Erkek uzanarak kadının omzuna dokundu bilinmedik bir nedenle, kadınsa arkasını döndü. Duyduğu şey hoşuna gitmiş olacaktı ki, sevgiyle baktı erkeğe. Yüzünün ince hatlarının olumsuz etkisinin bile kaybolmasına neden olacak bir güzellik getirdi yüzüne bu gülümseme. Gözleri bir anlığına ışıl ışıl oldu, sonrasında da arkasını dönerek içeri yürümeye devam etti.

Neden orada olduklarını bilmiyordu, belki de geceyi geçiricek bir yere ihtiyaçları vardı, şehir dışından gelmişlerdi, kim bilir... Bakışlarını aciliyetle oradan uzaklaştırırken kendini tekrar ikaz etti. Yine göstere göstere seyretmişti insanları. Gözlem yeteneğinin dikkat çekiciliği sakinleştirmedi onu, yine azarladı kendisi. Eğer adam fark etseydi yanındaki kadını izlediğini, ne sebeple izliyor olursa olsun genç seherbaz yine belanın içinde bulacaktı kendisini. Argarot'un tekrar konuşmaya başladığını fark edip bir son verdi kendisini azarlamaya. Sonuç olarak onun ikaz ve tembihleri kendininkilerden çok daha değerliydi. Genç seherbaz kendisini günün istediği saatinde azarlayabilirdi.

Söylediklerinin her birini dikkatle takip etti. Çekingenlikle ilgili öğüdünün sonrasında başını sallayarak sözlerine hak verdiğini belli etti. Gözetlemek ile ilgili anlattıklarını zihnine birer birer yazdı. Zamanla gelişeceğini duyduğu bu özelliğin bir an önce gelişmesini umut etti. Sonrasında ise konu Argarot'un bir diğer anısına geldi. Neredeyse gözünü bile kırpmadan dinledi Bruce bu anıyı. Argarot'un yüzünün bir anda düşmesi bile bu anıyla ilgili neler hissettiğini belli ediyordu. Acaba böyle bir şey kendi başına gelseydi ne hissederdi... Acaba kaç gece kabuslarını ziyaret ederdi bu olay... Karşısındaki büyücünün kaç gecesi gram uykusuz geçmişti bu olanlar yüzünden... Tüm bu düşünceler zihnini allak bullak etmişken, karşısındaki büyücünün bardağını kaldırdığını gördü. Kendi bardağını sıkıca kaldırdı ve bardağının yan tarafı onunkinin tabanının kenarına gelecek şekilde çarptırdı. Saygı göstergesiydi bu hareketi.

"Kaybettiklerimize..." dedi usulca.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Argarot Deathen
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 70
Yaş : 27
En Belirgin Özellik : Merak
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Yargı
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   Cuma Nis. 08, 2011 10:49 pm


Bardaklar tokuştuğunda çıkan metalik sesi bir an içinde hissetti. Genç seherbazın sözlerine olgunlukla gülümserken az önceki keyifli tavırları silinmişti simasından. Şu ana kadar girdiği mücadelelerin bir çoğunda arkadaşlarını kaybetmişti. Yüreği onların özlemiyle enkaz altında kalmış olsa da biliyordu ki bazı bedeller gerekirdi hayatta. Yaşamın devamlılığı onların solan yüzleriyle mümkün kılınırdı. Kanla mühürlenen bir fedakarlık ardından yaşamın soluğunu taşıyordu. İğrenerek bu düşünceden yüzünü kastı kısacık bir süre. “ Onların daha iyi bir yere gittiğini umalım. “ Her zaman yapması gerekeni yapmış, vermesi gereken bedelleri cehennemin derin çukurlarında kabul etmişti. Yine de isyan edemeden duramıyordu. Düşmanla her karşılaşmada bu öfkesi griliğin merkezi haline gelmiş ruhunun derinliklerinden fırlıyordu. Düşmanı boğmak, yok etmek istercesine saldırıyor, o esnada özü hasımlarından da kara oluyordu. Bu, kimi zaman kendini korkutuyor, kimi zaman sevdiği bir yanı oluyordu. Zaten anka oluşu bu nedenle ailesinin garibine gitmemiş miydi. Bu unvanı alanlar hep aydınlığın ışığıyla savaşanların olmuştu, ruhunda fırtınalar esen bir gri şovalyenin değil.

Kendini sakinleştirmek adına aldığı derin nefesler esnasında bara yaklaşmış berduş çifti gördü bir an. Gözleri şüpheyle onlara kaydığında Bruce’un da neden bakışlarının barın girişine kaydığını anlamış oldu. İçinden bir ses bu çiftte bir yanlışlık olduğunu söylüyordu. Genç büyücü onlara bakarken barmenle konuşan çift en sonunda yukarıya çıktılar. Bu gecede mahsur kalmış kişiler olarak düşünülebilirdi bunlar; ama içinde kötü bir his vardı Argarot’un. Fazla kuruntu yapmak istemeyerek bakışlarını yanındakine çevirdiğinde birasından bir yudum daha aldı. Aynı zamanda bacaklarını önündeki boş sandalyeye uzatıp daha rahat bir konum aldı. “ Sen de yap istersen, şuan kimsenin bize dikkat edecek hali yok. “ Bardaki insanları işaret ederken bir çoğunun sarhoşluğun derinliklerinde yüzdüğünü fark etmişti. Yanı başlarında top patlasa muhtemelen dikkat etmeyeceklerdi. Uyuşmuş bedenlere boş boş baktı bir süre. Hiçbir zaman zihninin bulanmasına izin vermezdi. Bu nedenle içmek istediğinde gerektiği yerde bırakırdı. Berraklığın gücünü severdi genç büyücü ve şuan bu kudreti kaybetmiş olanlara tiksinerek bakıyordu. “ Çoğu böcekler gibi yaşıyor. “ Seherbazın dediklerini anlamadığını düşünerek sarhoş olmuş grupları gösterdi. “ Bir iş yaparken batırıyorlar. Geberene kadar içiyorlar ve biz de bu sürüyü korumaya çalışıyoruz. “ Söylediklerine hayret etti bir an. Bu şaşkınlık yüzünde bir gülümsemenin oluşmasına neden oldu. Sinirlenince çok katı olabiliyordu. Elbette görevi ve değerleri neyse her zaman gerektirdiği şekilde davranacaktı, davranmıştı da zaten bu güne kadar. Sadece belirli durumlarda her işe girebilecek kadar gözü karalığı pek çok kişiden ayırıyordu kendisini. “ Beni yanlış anlamanı istemem Bruce, sadece kendilerini kaybeden insanlardan haz almıyorum. “

Seherbazla sohbeti derinleştirmek isteyerek aklını biraz neşeli olabilecek konulara yönlendirdi. Adamı merak etmeye başlamıştı ki zaten başına ne gelmişse hep bu meraktan gelmişti. Önü alınamaz bu niteliği işinin gereği olarak önemliydi; ama okul yıllarında bu nedenle girdiği kavgalar da pek hoş hatıralar değildi. Çoğunda tek başına olduğu için dayak yemişti zaten, düşündükçe hala onlara gülerdi sinirleneceği yerde. “ Pekala Bruce, biraz kendini anlat. Nerede yaşıyorsun, ne yapıyorsun, kız arkadaşın var mı? “ Gülümseyerek genç adama bakarken sıcak bir tavır sarmıştı bedenini. Sanki yıllardır dosttular ve uzun zaman sonra karşılaşmanın verdiği keyifle her şeyi öğrenmek istiyordu Argarot. Rahat ve umursamaz tavırları insanlarla ilişkilerinde bazen olumlu sonuç veriyordu. Şuan hissettiklerine göreyse bu hali karşısındaki adamı eğlendiriyor olmalıydı. Fakat kasıntılı insanlar kendisine her zaman antipatiyle yaklaşırdı ki bu da zaten umurunda değildi. Zaten kendini bildi bileli öyle kişilerden pek haz etmemiştir. Samimilik ve doğallık insan ilişkilerinde her zaman önem verdiği bir unsurdu. Dürüstlüğün doğası kendisini hoşnut ederken gerektiğinde her türlü yalanı atabilecek biriydi.

Bir an zihni uzaklara gitti… Bir odayı izliyordu şimdi, pencereden süzülen rüzgar her bir köşeyi nazikçe okşamaktayken az önce bara girmiş kadın mutlu mutlu yatakta oturmaktaydı… Yüzündeki ifade bir aşığın arsız bakışlarını gizliyordu... İçeri giren adama gözlerinden pırıltılar saçarak baktığında ayağa kalktı… Ona doğru tutkuyla birkaç adım attığında adamın elinde bir pırıltı göründü… Ne olup bittiği anlaşılmadan kadının karnına inen bir bıçak halının kanla kucaklaşmasına neden olurken bir çığlık dört bir yana dağıldı… “ Lanet olsun! “ Argarot elini başına götürmüş gözlerini sıkıca yummuştu. Az önce görücülüğü devreye girmiş olmalıydı ve kadının çığlığını beyninin içinde duymak hiç hoş olmamıştı. Birazdan olacaklarsa kendisini endişelendiriyordu. Hızlı olmasını gerektiğini düşünerek yanındaki adama aceleyle döndüğünde çok geç olduğunu anlamıştı bile. Bir çığlık bıçak gibi barın gürültüsünü kestiğinde seherbaz hemen fırlamıştı yerinden. Argarot neden daha erken göremedim diye küfrederken kendine o da genç adamın peşinden fırlamış merdivenleri yıldırım hızıyla çıkmışlardı bile. Çiftin odasına daldıklarında iğrenç manzara kendilerini bekliyordu. Kan gölüne dönmüş ortamın bağrı yüzünde acının hayaletlerini dolaştıran kadını saklıyordu. Başındaki adam çılgına dönmüş bakışlarıyla ve elindeki bıçakla solan güzelliğe bakmaktayken isterik bir kahkaha atıyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://deathomens.turkforumpro.com/t154-argarot-deathen-anka
Bruce Coleman
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 51
Gerçek Ad : İsmail
Kayıt tarihi : 06/04/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
46/100  (46/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   C.tesi Nis. 23, 2011 11:05 pm

"Daha iyi bir yere..." diyerek bardağını dudaklarına götürdü, başparmağıyla destekleyerek kaldırdı. Biranın boğazından geçerken bıraktığı ince sertliğin tadını çıkararak ağız dolusu birkaç yudum aldı. Parmaklarının doğal bir şekilde kavradığı bardağı biraz gürültülü bir şekilde olmasını umursamadan masaya bıraktı. Karamsar düşüncelerin gölgesinde kıvranmak istemiyordu o gün, özellikle de akşama nasıl başladığı göz önünde bulundurulursa, dertli sohbetler yapmaya hakkı yokmuş gibi hissediyordu bunun saçma olduğunun farkında olarak. Elinde değildi, eğer düşüncelerin zihnine ne taraftan girip ne taraftan çıktıklarını kendisi belirleyebilseydi, çok farklı bir adam olurdu belki de. Ama insanın eline verilmemişti ki o bazen kuş tüyünden hafif, bazense tunç bir örsten daha ağır olabilen hislerin ipleri. Nasıl hissederse öyle yaşardı insan. Bunun aksini yapmak isterse kendini kendi elleriyle köreltmesi gerekirdi, ya da daha kötüsü, bir başkasının onu köreltmesi. Bunu düşünmek bile istemedi. Karamsarlıktan uzak durmak için elinden geleni yapacaktı, iplerin elinde olmadığını bile bile.

Argarot'un sesini duyup, oturma şeklini fark edince, pamuk ipliğiyle bağlıymış gibi salınan keyfi yerine geldi. Yüzüne yerleşen neşeli gülümsemenin farkında olarak etrafına bakındı elinde olmadan. Karşısındaki adamın haklı olduğunu, kimsenin onlara aldırış etmeyeceğini fark ettiğinde ifadesi muzip bir hal aldı. Masadaki dördüncü sandalyeyi de meşgul edecek şekilde ayaklarını kaldırıp birini diğerinin üstüne atarak yanındaki sandalyeye koydu. Bu oturuş bile kendisini daha rahat hissetmesine neden olmuştu. Kendisinden daha yaşlı ve deneyimli birinin karşısında patavatsızlık ya da saygısızlık yapmasına neden olacak kadar rahatlamamaya özen göstererek yerleşti sandalyesine biraz daha. İnsanlar hakkındaki yorumunu dinledi birasından küçük yudumlar alarak. Hak verdi ona, bir amaç uğruna yaşanmalı, bu amaç yolundaki her duraksamada daha hırslı bir şekilde tekrar denenmeliydi. Başarısızlıklarını alkolle kutlayıp üzüntüyle taçlandırmaya layık değildi insanlar. Argarot haklıydı, bunu yapanlar böcek gibi yaşıyorlardı.

Deneyimli büyücü lafı sonunda karşısındaki genç seherbaza getirdiğinde, Bruce ister istemez kıpırdandı oturduğu yerde. Konuşmaya başlamadan önce bardağından ufak bir yudum daha alıp düşündü. Ne anlatabilirdi ki kendisiyle ilgili... Aklına hiçbir şey gelmeyince, kendisine sorulanlarla başlamaya karar verdi. Devamı gelirdi elbet. "Bu civardaki bir pansiyon odasında kalıyorum. Ücreti uygun, temizleniyor, düzenleniyor, akşam yemeğimi orada yiyebiliyorum. Kısacası benim gibi bir adamın ihtiyacı olan her şey mevcut." Kaldığı yerden sonra sıra diğer sorudaydı. Aklına ilk anda bir cevap gelmedi. Biraz düşündükten sonra bu soruyu bir sonraki ile birleştirerek cevaplamaya karar verdi.

"Seherbazlık bürosu bu aralar hiç boş kalmıyor. Özellikle ara sokaklarda bir sürü suç işleniyor son zamanlarda. Biz de onlarla ilgileniyoruz. Buraya gelmeden önce o sokaklarda dolaşıyordum sıradışı bir durum var mı diye kontrol etmek için. Bunun dışında, hayatımda işimden başka yer kaplayan bir şey yok." Bardağında kalan birayı dikip boş bardağı tutan elinin tersiyle dudaklarının kenarında yer eden köpüğü sildi. Bakışları karşısındaki duvardaki tahtalarda sabitlenmişken, aklı çok uzaklara gitmişti birden. Ona bir erkek gibi hissettiren ilkine, hissedebileceklerinin engin sınırlarına dokunmasını sağlayana, tutkuyu cisimleştirip tenindeki tere dönüştürene... Her gece asla göndermeyeceği mektuplarda, kelimelerinin sayfaları beyhude yere istila etmesine izin vermesinin nedenine... İç çekti farkında olmadan. Sonsuzluğu onsuzluğa dönüştüren kararları, imkansızlıkları, buzdan kalelerin simsiyah duvarlarına talip sürgünleri düşündü elinde olmadan. Her gece yatmadan önce hayaline sarıldığı, sessizliğin ruhunu sardığı anlarda kulağının dibinde mırıldanışını duyduğu, buzdan kalelerin soğuk duvarlarına resimlerini çizdiği kadını, o resimleri şefkatle kucaklayışını, kısacası ona karşı hala hissettiklerini düşündü. Ancak bastırılmalıydı bu hisleri geçmişte. İkinin nefes alabilmesi için yarılarından oluşan birin soluksuz bırakılması gerekmişti. Dişlerini sıktı düşüncelerinin etkisiyle. Böyle olmalıydı, diye geçirdi içinden. Bu düşüncelerin pençesindeyken Argarot'taki değişiklikleri fark etmedi bile. Duyduğu çığlıktı onu dudağına saplanıp kendisini yukarı çeken bir kanca gibi suyun dışına, soğuk havaya çıkaran.

Çığlığı duyduğu anda kapadığı gözlerinin altında anlık bir şimşek çaktı. Bedeni sanki kendi kontrolü altında değilmiş gibi ileri atılmıştı çoktan. Bilinçsizce ilerliyordu sanki. İki kişiye çarpıp onları savurduğunu fark etmedi bile. Masaların arasından hızla sıyrılıp merdivenlere ulaştığında ancak ele alabilmişti kontrolü zihni. İkişer ikişer çıktı basamakları. Koridora vardığında ise asasını çekerek açık olduğunu gördüğü tek kapıya yöneldi. Hiçbir şey düşünmeden itti kapıyı diğer eliyle asasını doğrultarak. Yerde yatan kadına bir an baktı sadece, aynı şekilde adamın elindeki bıçağa da. Adamın yüzündeki ifadeyi gördüğü anda düşünmedi bile haykırmadan önce. "Sersemlet!" Asasından çıkan kırmızı ışın adama çarpıp onu arkasındaki duvara uçururken de bir şey hissetmedi. Parmakuçlarından ayaklarına kadar karıncalanıyordu vücudu. Biraz önceki koşusu yüzünden kalbinin çarptığını hissedebiliyordu. İşte bütün hisler o anda hücum etti zihnine.

İlk anda tüm bunlarla mücadele edemedi bile. Kadının adama nasıl baktığını hatırladı, bakışlarındaki tutkuyu, sevgiyi. O anda ise kadının yüzünde korkudan çarpılmış bir ifadeden başka bir şey yoktu. Saf dehşetti yüz hatlarına yansıyan. Donuk gözleri kenarlarında birer damla gözyaşı biriktirebilmişti sadece o dehşet anında. Kusmak istedi kafasındakilerin iğrençliği yüzünden. Nasıl? diye sormaya cesaret bile edemiyordu. Argarot'a baktı yüzünde hasta bir ifadeyle. Onun kendisini anlayacağını ve gerekli işleri halledeceğini düşünüp koridora çıktı birkaç saniye soluklanmak için. Kafasındakilerden kurtulmayı umup sırtını duvara yaslandı gözlerini kapatarak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Argarot Deathen
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 70
Yaş : 27
En Belirgin Özellik : Merak
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Yargı
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   Paz Nis. 24, 2011 5:20 pm


İçten içe büyüyen öfkesi katile yönelmişti o an. Yerde yatanın masumluğu etkiliyordu ruh halini genç büyücünün. İçinden asasını adama doğrultup onu parçalamanın nasıl olacağını düşündü. Etrafa saçılan parçalar zavallı kadının intikamı için kan akıtacaktı. Kısasa kısası her zaman sevmişti büyücü; ama toplumsal şartlar buna pek izin vermemişti. Adaleti sağlamak adına yapacaklarını önemsemiyordu. Tek isteği şuan bu adamın acı çekmesiydi. Çığlıklarıyla rahatlamak, acısıyla arınmak istiyordu. Düşüncelerini yanı başından geçen kırmızı bir büyü bozdu. Adamı duvara fırlatıp baygın düşmesine yol açan büyünün sahibine baktığında tecrübesiz yüzündeki çizgilerin sarsılmış olduğunu fark etti. Yüzünü öfkeyle kastı Argarot. Çaylakların daima öğrenecek çok şeyi oluyor ve ilk krizde kendilerinden geçiyorlardı. Zayıflık göstermede çekinmeyen bu bireylerin sonları yakın olurdu her zaman. Güçlü olmaları gerekiyordu, kararlı ve demir kadar sert yapıları zaferi bahşederdi onlara. Acizlikle kulaç atmak onları sadece boğardı. Seherbaz dışarı çıkınca işin başa düştüğüne kanaat getirdi. Ağır adımlarla odanın ortasına doğru ilerledi. Cinayetin gücü hala dolaşmaktaydı burada. İnsanın kanını egemenliği altına alıp çılgınca şeyler yapmasını öğütleyen hapis bir enerji gibiydi sanki. Baygın adama kısa bir bakış attığında ilk yapması gereken işin ölüye gereken saygıyı göstermek olduğunu düşündü. Diz çöküp kadının yüzündeki masumluğa baktı ifadesizce. Tarih boyunca hatta tarihin yazılmaya başlamadığıı zamanlarda bile masumlar kurban edilmez miydi? Kadının gözlerindeki donmuş ifade bir an kendisine bunu anımsatmıştı. Sapkın düşünceler için kurban edilen hayatlar sonsuzluğun gölgesinde huzura ermeye çalışmıştı daima. Yavaşça kadının açık kalmış gözlerini kapadı. Daha sonra onu kucaklayıp odanın bir köşesindeki koltuğa bıraktı. Birkaç saniye daha yüzündeki öfkeyle birlikte baktı. Masumluğu kirletmiş bataklığı kurutmak istercesine hışımla baygın adama doğru dönüp bir çırpıda aldı aradaki mesafeyi.

Adamı sandalyeye kaba hareketlerle bağlarken çaylağa bir sürprizi vardı artık. Önüne geçip asasını doğrulttuğunda çözülmüştü adam hemen. Arsız bakışlarını genç büyücüye diktiğinde yaptığından zerre kadar pişmanlık duymadığını görebiliyordu. Bu şekilde onu öldürme, kanıyla kutsanma fikri daha cazip hale geliyordu. Şeytani bir sırıtış yüzüne konduğunda adamın arsızlığı an be an artmaktaydı. O an dayanamayıp sert bir yumruk geçirdiği katile. Odaya yayılan boğuk inlemeyi büyük bir iştahla kabul etti kulakları. Hemen ardından adamın kulağına eğilip tehditkar kelimelerini yolladı. “ Katliam yapmak için yanlış yeri seçtin. “ Adamın yüzündeki delirmiş ifadenin hala yerini korumasına şaşırmıştı. Hiç mi korkmazdı bu insan? Kaşlarını çatıp psikopat adama bakarken aslında ‘ Sen nesin? ‘ diye soruyordu. Arsız ifade öfkesini her geçen saniye kırbaçlarken doğruldu tekrar. Kapıya çıktığında birikmiş kalabalığa sıkılarak baktı. Bu meraklı güruh başları her belaya girdiğinde birikmez zorunda mıydı? Sakin görünmeye çalışarak ellerini havaya kaldırdı. Kalın dudakları aralandığında sesi tüm koridor boyunca yankılandı. “ Pekala durum kontrol altında millet. Biz bakanlık çalışanıyız, bırakın da işimizi yapalım. “ Kalabalık yapmaya gelmiş herkes homurdanarak birer ikişer aşağı inmeye başladığında diğer odalardan kendilerine bakanlar da odalarına girmişti. Geriye sadece Bruce ve Argarot kalınca genç büyücü seherbaza dikti delici ve öfkeli bakışlarını. “ Sanırım sorgulaman gereken bir katil var. Bakanlık haberdar edilmeden önce işin aslını öğrenmeliyiz. Ayrıca şu çekingenliğini at üstünden. “ Kapıyı aralayıp içerideki bağlı adam gözler önüne serilince abartılı bir reverans yaptı büyücü. “ Katil senindir. “

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://deathomens.turkforumpro.com/t154-argarot-deathen-anka
Bruce Coleman
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 51
Gerçek Ad : İsmail
Kayıt tarihi : 06/04/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
46/100  (46/100)

MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   Ptsi Haz. 13, 2011 4:02 pm

"Katil senindir."

Bu iki sözcük asılı kalmışken havada, onları anlamlandıramadı ilk birkaç saniye boyunca. Hala gördüklerinin etkisiyle başa çıkmaya çalışıyordu. Nasıl kötü hissetmişti bir anda, içindekilerinin ezici yoğunluğu karşısında nasıl da büzülüp kalmıştı kontrolü. Böyle olmamalıydı, ele almalıydı kontrolü. Mesleğe başlarken başına böyle olayların geleceğini biliyordu, nitekim böyle olaylar da yaşamıştı. Ama bu seferki nasıl da çarpmıştı ona... Kadının gözlerinde gördüklerinin aldattığı zihni, sonrasında içinde yattığı küçük kan gölünün kenarındaki yüzünde gördükleriyle iyice çalkalanmıştı sanki. Hala kabullenemiyordu olanları, nasıl bir zihin kıyabilirdi böyle masum bir hisse, nasıl bir psikopatlık gerekirdi böyle bir eylemi icra etmek için. Daha sonra bir kez daha yankılandı yanındaki deneyimli büyücünün sözleri. Katil senindir. Dudaklarının arasında sessizce tekrarladı sanki daha net idrak etmeye çalışırcasına. Derin bir nefes aldı. Ciğerlerine dolan havanın bedenini biraz olsun yenilediğini hissederek bir nefes daha aldı. Zihni her nefeste biraz daha berraklaşıyor, duyuları ve düşünceleri her nefeste daha da belirginleşiyordu. Sonunda sırtını yasladığı duvardan ayırdı bedenini. Gözlerini açtı, bir süre kırpmadı, sonrasında ise kısa bir süre kapalı tutup içindekileri tarttı. Gözkapakları açılarak ardındaki öfke dolu ışıltıyı serbest bıraktı.

Kapıdan içeri girdiği zaman dikkatini çeken ilk şey kanın kokusuydu. Metal kokusuna fazlasıyla benzeyen bu koku doldurmuştu çoktan bu odanın içini. Kadın aynı yerde yatıyordu, içinde bulunduğu ufak kan gölü biraz daha genişlemişti. Bakışlarını kadından katile çevirdiğinde, adamın bir sandalyede oturduğunu gördü. Bağlanmıştı. Dişlerini istemsizce bibirine bastırdığını, nefeslerini burnundan alıp vermeye başladığını fark etmedi bile. Yumruklarını sıktığınınsa farkındaydı. Adamın yüzündeki ifade çekti dikkatini sonrasında. Gözleri irice açılmıştı bir müptelanın uyuşturucusundan mahrum kaldığı ve onu istediği zamanlardaki gibi. Ancak dudaklarındaki çarpık gülümseme onun bu durumdan pek rahatsız olmadığını gösteriyor gibiydi. O dudakların kenarından süzülen ufak kan çizgisi ise Argarot'un ufak bir müdahalede bulunduğunu gösteriyordu. O çizgiyi görünce gülümsedi genç büyücü. Kana kan fikrini pek desteklememişti, daha doğrusu bu konuda hiç enli boylu düşündüğünü hatırlamıyordu ancak öldüren birinin öldürülmesi fikrine pek sıcak bakmamıştı. O ana kadar. O an katilin öldürülmesinden, onun öldürülmesini seyretmekten ve hatta bunu bizzat kendisi yapmaktan nasıl da keyif alacağını düşündü. Adamın yanına gelinceye kadar bakışlarını ayırmadı onunkilerden. Adamın hırıltılı nefeslerini duyabilecek kadar yakındı artık. Yumruğunu adamın burnuna geçirirken bir an bile tereddüt etmedi. Delice bir keyif almıştı bundan o an. Bu hissin kaybolmasına izin vermeden bir tane daha vurdu aynı eliyle. Bir tane daha. Ve bir tane daha. Yorulana kadar vurdu ve sonra nefes nefese eline baktı. Parmaklarının ilk boğumları kan içindeydi, hem katilin kanı, hem de kendi parmaklarının diplerinde açılan yaralardan akan kendi kanı. Elini silkeledi sanki o an hissetmeye başladığı sancıyı söküp atabilecekmiş gibi. Bakışlarını elinden katilin yüzüne kaydırdı.

Adamın dudağının sol kenarı patlamıştı, çenesi akan kan yüzünden tamamen kırmızıya boyanmıştı. Bir gözü aldığı darbenin etkisiyle kapanmıştı, elmacık kemiğinin hemen üzerindeki deri birkaç santim boyunca açılmıştı. Yine de tüm bunlara rağmen dudaklarındaki o gülümseme ve açık kalan gözündeki ışıltı kaybolmamıştı. O an içinde kabaran o diğer gözü de kapatma isteğine karşı koydu. Argarot odada mıydı, değil miydi bilmiyordu. Bunları görmüş müydü, görmemiş miydi umursamıyordu. Arkasını dönmeden, kapının önünde olması ihtimaline karşılık oradan duyulabilecek bir sesle sordu.

"Onu öldürmek istemem normal mi?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Sıradan Bir Gece   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sıradan Bir Gece
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Transfer Kodumu verirmisiniz. > çözüldü. gece 4 de bitiyor umarım taşıyabılırım
» Bilmeceler
» sinema tutkunları
» Saba Tümerle Bu Gece (HABERTURK)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: DIAGON YOLU :: Çatlak Kazan-
Buraya geçin: