Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 12 Sene Önce

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: 12 Sene Önce   C.tesi Nis. 09, 2011 9:22 pm

12 sene önce...

Saat gece yarısını geçmişti ve insanların çoğu neşeli bir günün ardından derin bir uykuya dalmıştı. Ay, gökyüzündeki bulutların arasında kayboluyor; sokağın tamamını korkunç bir karanlığa boğuyordu. İşte tam böyle bir anda, sokağın başındaki köhne evin kapısına çıkan, saçı ve sakalı birbirine girmiş, yaşlı bir adamın çığlığı, gecenin sessizliğini bozmuştu. Elindeki meşale ile topallayarak tüm gücüyle ilerliyor, dört karanlık silüetin peşinden koşuyordu.

Ay bulutların arasından tekrar göründüğünde, bu dört kişinin, kasabanın
başına bela olan dörtlü olduğu kapılarında beliren insanlar tarafından onaylanmıştı. Brian, Hayley, Matthew ve Diane; sokağın alay konusu olmuş ve çoğu kişi tarafından pek iyi gözle bakılmayan Deli Benjamin'in evinin kapısına ufak bir patlama büyüsü yapmışlardı. Brian bu durumu pek onaylamamıştı aslında, bu adamla uğraşmak kadar gereksiz bir muziplik yapacak durumda olduğunu düşünmüyordu çünkü; ama grubun geri kalanları biraz eğlencenin kimseye zararı dokunmayacağı konusunda hemfikirdi.
Adam sonunda yorulup onları kovalamayı bıraktığında, soluklanmak için zamanları olmuştu.

Matthew hızlı hızlı nefes alıyordu; ama yorgun kahkahalar atıcak kadar nefesi vardı anlaşılan. "Aptalı - gördünüz - mü?" dedi sonunda derin bir nefes alarak.

Matthew'ın insanları aşağılaması konusunda onunla sürekli tartışmalar yaşayan Brian, "Ona aptal demeyi kes!" dedi sesini yükseltmemeye özen göstererek. "Bunu yapmamalıydık, hepimiz biliyoruz!"

"O zaman neden yapmadan önce bizi engellemedin" diye çıkıştı Diane.
"Size söylemiştim, yapmadan önce. Israr ettiğinizde grubumuz adına engellemek istemedim."

Neden bu tartışmayı yaşadıkları hakkında en ufak bir fikri yoktu, sadece kendini sinirli hissediyordu, tek bildiği buydu. Belki de artık böyle muziplikle yapmayı bırakmalıydı. Belki de artık kaldıramıyordu bu tür şeyleri.Sokaklarda yaşadğı günler boyunca hayatta kalmak için yaptığı her şey daha eğlenceli gelmişti ona. O zamanlar bir amacı vardı ama şimdi hiç bir amaç olmadan ortalıkta sürtmek anlamsız geliyordu. Tek bildiği artık insanları bir şekilde rahatsız etmenin eskisi kadar hoşuna gitmediğiydi.

Diğerlerinin bir şey söylemesine izin vermeden, "Ben gidiyorum, sonra görüşürüz." dedi kısık bir sesle. Hayley 'in yanağına bir öpücük kondurdu ve onlardan uzaklaştı.

Karanlık sokaklarda ilerledi ve hanın kapısına geldi. Kapıyı yavaşça açıp içeri süzüldü. Parmak uçlarında ilerlemeye başladığı anda karşısında Kathleen'in annesi Moreen Rogers belirdi. Hanın girişinde, duvarlardaki birkaç meşale ile aydınlanan geniş salonun ortasında durmuş, elindeki parşömen parçası ile çok korkutucu görünüyordu. Hemen arkasında da Kathleen vardı.

Onun bu saatte nasıl olup da ayakta olduğunu merak eden Brian, tam bir şey söylemek için ağzını açmıştı ki; sözcükleri yutmak zorunda kaldı. Bayan Rogers sesi titreyerek konuşmaya başlamıştı." Biz senin için neler yapıyoruz, sen böyle mi karşılık veriyorsun yani?"


En son Brian Harris Trelawney tarafından Paz Mayıs 01, 2011 1:39 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   C.tesi Nis. 09, 2011 10:41 pm

Yüksek pencereden içeri vuran solgun ayışığı, çok da büyük sayılmayan odayı aydınlatmak için tek başına yeterli oluyordu. Yatağının iki yanındaki lambalar bu yüzden sönüktü. Hem Kathleen bu loş halini daha çok seviyordu. Aslında burayı her durumda sevdiğini söylemek de yanlış olmazdı. Londra'nın yoğun ve işlek caddelerinden birinde bulunan Snowflake'in teras katı Rogersların kendisine aitti.

Normalde çoktan uykuya dalması gereken bu saatte gözleri sonuna kadar açık, bakışları tavana dikilmişti. Odasına çekildiğinden beri yatağında dönüp duruyordu. Bazen o... Yani, bunun gibi bazı gecelerde... Kafasındaki sorular onu rahat bırakmıyor ve huzurunu kaçırıyordu. Yorganını üzerinden savurup kalktı ve yumuşak terliklerini ayağına geçirip mutfağa gitmek üzere odasından çıktı. Kapıyı ardından usulca kapattı ve kimseyi rahatsız etmemek için arka merdivenleri kullanarak en alt kata indi.

"Neden hala ayaktasın, tatlım?" Tam mutfağa yönelecekken annesinin kendisine seslenişiyle yerinde kalakaldı ve bir an sonra ona döndü. Onu burada bulmayı beklemiyordu. Sabahları erkenden kalkıp işinin başına geçmek ve herşeyin kontrolü altında mükemmel işleyebilmesini sağlamak için çoktan odasına çekilmiş olacağını düşünmüştü. Her zaman yaptığı gibi...

"Uyku tutmadı." Yanına doğru yürürken, arkasında kalan mutfak kapısını işaret ederek konuşmaya devam etti. "Biraz su almak için aşağı inmiştim." Kadının kaşlarının o şekilde çatılışında birşey vardı, iyi olmayan birşey. Gözleri annesinin elindeki parşömene kaydı. Orada her en yazıyorsa hoş birşey olmadığı kesindi. Yanına gidip elini annesinin omzuna koydu ve "Sorun ne, anne?" diye sordu.

Bayan Rogers otomatik bir hareketle eliyle havada ufak bir yay çizdi ama düşünceli görünüyordu. "Önemli birşey değil." Elini kızınınkinin üzerine koydu ve daha tatlı bir tavırla havayı yumuşattı. "Endişelenme, yatağına geri dön." Eğer birşeyi kendine saklamaya karar vermişse, ağzından tek bir kelime bile alamayacağınız türden bir kadındı Maureen. Kızı da bunu bildiğinden ısrar etmedi, tahminlerini kendine sakladı ve gülümseyerek başını sallamakla yetindi. İyi geceler dileyip yeniden mutfağa yöneldi. Bir kez daha adımları yarıda kesildi.

Hanın büyük ahşap kapısı öyle yavaşça aralanmıştı ki, Kathleen'in gelenin kim olduğunu öğrenmek için arkasını dönüp bakmaya ihtiyacı yoktu. Başını çevirdiğinde yanılmadığını gördü. Brian'ın gözleri Kathleen'in üzerinden hızlıca geçip Maureen'e odaklanmıştı. Tuhaf bir şekilde, mahcup görünüyordu. Kız başını hafifçe iki yana salladı onaylamazca. Bu ilk kez olmuyordu. Birçok kez çenesini kapalı tutmuş ve onu ele vermemişti. Birkaç kez de Rogerslara yakalanmıştı. Ebeveynlerinin bu genç adama sıradışı bir sabrı olduğunu düşünüyordu Kathleen. Annesi usulca konuştu, sesindeki hüzün kızı şaşırttı:

" Biz senin için neler yapıyoruz, sen böyle mi karşılık veriyorsun yani?" Kağıdı hafifçe Brian'a doğru sallıyordu. "Bunun ne olduğunu biliyor musun? Becca Myles'dan geliyor. Bu isim sana birşey ifade ediyor mu?" Kathleen'in gözleri ikisi arasında gidip geliyordu. İlk kez Brian'ın hesaba çekilişine tanık olmuştu. Acaba bu ilk miydi? "Bir grup genç tarafından rahatsız edildiğini yazmış. İçinde, görmekten hiç hoşlanmadığım bir isim var. Brian, eminim beni en yakın arkadaşıma karşı mahcup edişinle ilgili bir açıklaman vardır?"

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Perş. Nis. 14, 2011 2:50 pm

Brian, yaşlı adamı rahatsız etmelerinin ardından böyle bir sonla karşılaşacağını biliyordu ama bu kadar çabuk olacağını tahmin etmemişti. Hayatını düşünmeden yaşıyordu ve bu yaşam tarzı da ailesinin yanından ayrıldığından beri onu boşluklara sürüklemişti. Rogers'larla yaşamaya başladığı andan itibaren de bu değişmemişti. Kısa zamanda bulduğu arkadaşlarıyla ortalığı birbirine katmaya başlamışlardı ve ünü kısa bir sürede, zincirleme büyü kazası gibi etrafa yayılmıştı.

Meşalelerdeki ve şöminedeki zayıf ateş salonu hafifçe aydınlatıyordu. Masa ve sandalyelerden uzayan gölgeler ise etrafı kasvetli bir havaya bürümüştü. Tam şöminenin önünde duran Bayan Rogers'ın arkasından yansıyan ışık yüzünün görünmesini engelleyip, onun daha da korkutucu görünümesine sebep oluyordu. Onun yüzüne bakmak istemeyen Brian ise başını eğerek gözleriyle parkeleri taramaya başladı.

"Bunun ne olduğunu biliyor musun? Becca Myles'dan geliyor. Bu isim sana birşey ifade ediyor mu? Bir grup genç tarafından rahatsız edildiğini yazmış.
İçinde, görmekten hiç hoşlanmadığım bir isim var. Brian, eminim beni en
yakın arkadaşıma karşı mahcup edişinle ilgili bir açıklaman vardır?"


Ne cevap vereceğini düşünmeye koyulan Brian, bir an başını kaldırdı ama sessizliğini korudu. Kafasına takılan ilk soru Bay Rogers'ın nerede olduğuydu. Böyle bir durum olduğunda beraber konuşmayı tercih ederlerdi ama Brian Bay Rogers'ın burda olmamasını tercih edeceğini düşündü ve bunu sorgulamaktan vazgeçti. Belki de onun burada olmaması daha iyiydi.

Brian'ın sessiz kalması üzerine Bayan Rogers tekrar konuşmaya başladı. "Otur şöyle." Eliyle pencereye yakın bir yerdeki masayı işaret etti. "Bu arada sen de odana çık tatlım, uyumalısın, yarın okuluna gitmen gerek."

Kathleen hiç itiraz etmeden- ne konuşacaklarını merak etmiyormuş gibi- merdivenlere yöneldi. Brian masaya doğru giderken o da gözden kaybolmuştu.

Sandalyenin birini çekip oturan Brian, bu kez Bayan Rogers'ın gözlerine bakmak zorunda kaldı. Sözlerine tekrar başlayan kadın az önceki haline oranla oldukça sakin görünüyordu.

"Bizimle yaşamaya başladığından beri seni her konuda destekledik. Tüm ihtiyaçlarını karşıladık." dedi fısıldar gibi. "İlk geldiğin güne göre oldukça büyüdün artık yaşına uygun davranmanın zamanı gelmedi mi sence?" yine duraksadı. Brian yine cevap vermeyi reddetti. Hem cevap verse de ne diyecekti ki; "zaten deli, kimse onu sevmiyor" dediği anda Matthew'den ne farkı kalıcaktı. Kafasındaki hiçbir cevap onu haklı çıkaracak cinsten değildi.

"Peki öyleyse," dedi Bayan Rogers sonunda."Bu konuşmayı erteliyorum, yarın hesap vereceğin kişi ben değil, Bay Rogers olacak!"

"Ama Bayan Rogers!"

"Konuşma sona ermiştir, hemen odana çık!"

İtiraz etmenin hiçbir anlamı olmadıüını biliyordu.Tekrar başını öne eğererek merdivenlere yöneldi ama odasına gitmiyordu. Yukarı çıktığında kendi odasının değil başka bir odanın kapısının önünde duruyordu. Kapıyı çaldı. İçeriden bir ses gelmedi. Biraz daha sert bir şekilde kapıyı tekrar çaldı. Bir kilit sesi duyuldu ve kapı aralandı. Karşısında Kathleen belirdi.

"Ben olduğumu nerden anladın? Ya bir dev olsaydım, kurtulma şansın çok az olabilirdi." dedi hafiften gülümsemeye çalışarak. Moralinin bozuk olmasına rağmen, Kathleen'le konuşabileceğini düşününce keyfi biraz yerine gelmişti
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Perş. Nis. 14, 2011 6:51 pm

Annesi uzun bir nutuk çekeceğe benziyordu. Brian'ın sıkıntılı hali ve mahcubiyetle yere dikilmiş gözleri Kathleen'in de canını sıkmıştı neredeyse. Ama içinden bir ses bir yandan da yaptığı şeyin gerçekten yanlış olduğunu ve ufak bir cezayı hakettiğini söylüyordu. Bayan Rogers, Brian'ı kızın karşısında paylayıp, işleri onun için daha zor hale getirmek istemiyor olacaktı ki, kızı yukarıya, odasına gönderdi: "Bu arada sen de odana çık tatlım, uyumalısın, yarın okuluna gitmen gerek."

Kathleen katıksız bir itaatle başını sallayıp arkasını döndü ve seri adımlarla merdivenleri tırmandı. Odasına geldiğinde, birkaç dakika önceki halinden daha da kötüydü. Şimdi Brian'ın odasına çıktığından emin olana kadar yine uyuyamayacaktı çünkü. Rogers ailesi onu çatısı altına aldığından bu yana yalnızca dört yıl olmuştu ama bu henüz on üç yaşında olan Kathleen için ömrünün neredeyse yarısı demekti ve elinde olmadan ona bağlanıvermişti. Ama aynı şeyi ebeveynlerinin yapmasına dayanamıyordu; ailesinin onu bu kadar çabuk sevip, sahiplenmesini kıskanıyordu. Bunu kendine itiraf edebiliyorsa da önüne geçemiyordu işte.

Yatağının içinde yine aynı tavana dikilmiş sıkılgan bakışlarla uzanıyordu. Yukarı çıkmasının üzerinden çok vakit geçmiş sayılmazdı. Merdivenlerde ayak sesleri duyunca irkildi. Eğer konuşmak istiyorsa Brian'ın doğruca onun odasının önünde biteceğini biliyordu. Eğer öyle yapmazsa da yarın sabaha kadar onu rahat bırakıp daha fazla utandırmayacaktı. O bunları düşünürken kapısı çalındı. Kathleen hışımla yataktan fırlamaya çalışırken yorganı ona zorluk çıkardı ve bir süre boğuştular. Bu sırada kapı sabırsızlıkla bir kez daha vuruldu. Yorganına karşı verdiği savaşı kazanır kazanmaz kapıyı açıp Brian'ı karşıladı.

"Ben olduğumu nerden anladın? Ya bir dev olsaydım, kurtulma şansın çok az olabilirdi." Kendisinden bir baş daha uzun olan üvey kardeşi -kız bu ünvanın geçerliliğinden emin değildi- yüzünde çarpık bir gülümsemeyle kapının eşiğinde duruyordu. Kathleen sahte bir kahkahayla cevapladı onu. "Her geçen gün daha komik biri oluyorsun Brian, biliyor muydun?" derken kapıyı sonunda kadar açtı ve eliyle içeri girmesini işaret etti.

Brian hemen içeri girip, yatağın yanındaki küçük koltuğa serilirken kız da yatağının ucuna oturdu ve bir süre boş boş bakıştılar. Önce kim konuşacak? İşte olay buydu. Sonunda ikisi de haylazca gülüştüler. Kathleen daha fazla dayanamayıp küçük yastıklarından birini kapıp çocuğun suratına fırlatırken "Neler olduğunu anlatmayacaksan neden geldin ki?" dedi gülerek. Brian ani, tek bir hareketle yastığı havada yakaladı.

Gülüşmeleri sona erdi ve ciddileştiler. "Belki de yanılıyorum, bilmiyorum, ama bu kez gerçekten pişmansın." Gözlemini dile getirirken kızın yüzünde anlayış ve kurnazlık karışımı bir ifade vardı. Tek kaşını havaya kaldırışı kendisini cevaplaması için Brian'a ısrar ediyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Perş. Nis. 14, 2011 7:31 pm

Odaya girdiği anda, Kathleen'in odasındaki güzel çiçek kokusu vurdu burnuna, bu kokuyu ne zaman alsa buraya yeni geldiği günler aklına geliyordu. Kathleen onu ilk başta sevmemişti. Eğitimsiz ve serserinin teki gibi duran bir sokak çocuğunu kim olsa sevmez, kötü gözle bakardı. Brian onu bu konuda suçlamıyordu ama zamanla Kathleen ile birbirlerine çok alışmışlardı. Arada ettikleri saçma sapan tartışmaları saymazsak da, birbirlerini her konuda destekleyen çok iyi birer arkadaş olmuşlardı.

Kathleen odasındaki lambaları yakarken, Brian da onun yatağının yanındaki uzun tüyleri olan pofuduk koltuğa oturdu. Kısa bir sessizlik oldu, bu sessizliği bozan Kathleen'in konuşması oldu. "Neler olduğunu anlatmayacaksan neden geldin ki? Belki de yanılıyorum, bilmiyorum, ama bu kez gerçekten pişmansın." Bu sırada Kathleen'in attığı yastığı savuşturan Brian, gerçekten pişman olduğunu hatırladı.

"Bilmiyorum, sanırım pişmanım. Ailemin bana o şekilde davranmasından sonra yanlarından ayrıldım. Onlarda bulamadığım sevgiyi sizde buldum diyebilirim ama bazen kendimi çok yalnız hissediyorum. Sanki hayatımdaki hiçbir şey düzene girmeyecekmiş gibi geliyor." Derin bir nefes aldı ve konuşmasına devam etti. "Bir aile nasıl olur da sadece büyü yapamıyor diye öz oğlunu dışlayabilir ki?"

Dizlerine koyduğu yastıkla oynamaya başladı, gözlerini karşısında sessiz bir şekilde dinleyen Kathleen'e dikti. Tekrar hayatını gözden geçirdiğinde güvenebileceği nadir kişilerden biri karşısında duruyordu. Bay ve Bayan Rogers'a da her şekilde güvenebilirdi, bunu biliyordu ama bir şekilde Kathleen ona daha yakın görünüyordu. Hayley'den sonra tabi. Onu arkadaş grubunda destekleyen tek kişi genelde Hayley oluyordu. Yaklaşık bir aydır beraberdiler ve tartıştıkları tek konu Kathleen'in Brian'a çok yakın olmasıydı. Hayley onu kıskanıyordu.

Brian düşüncelerinden çıkıp kendine geldiğinde Kathleen boncuk gözleriyle ona bakıyordu. Hayley'in onu kıskanması çok saçma diye düşündü. Neredeyse kardeş gibiydiler. Brian ona olan hislerinin değişeceğinden şüpheliydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Perş. Nis. 14, 2011 9:16 pm

Odadaki eğlenceli hava bir anda kasvetli bir hal aldı. "Bilmiyorum, sanırım pişmanım. Ailemin bana o şekilde davranmasından sonra yanlarından ayrıldım. Onlarda bulamadığım sevgiyi sizde buldum diyebilirim ama bazen kendimi çok yalnız hissediyorum. Sanki hayatımdaki hiçbir şey düzene girmeyecekmiş gibi geliyor."

Brian'ın ağzından usulca dökülen sözcüklerin ardından Kathleen bir süre sessiz kaldı. Açıkçası Brian'ın, mimarı olduğu bu olaylı geceyi anlatacağını ve karınlarına kramplar girene kadar güleceklerini sanıyordu ama hiç de öyle olmadı. Bunun yerine Brian ona en acı düşüncelerinin kapılarını aralamıştı. Onu anlamaya çalışıyordu. Hem kedi köpek gibi didişip hem de bu kadar yakın olmayı öyle iyi beceriyorlardı ki, Rogers çifti de buna şaşırıyordu. Uzanıp elini Brian'ın koluna koydu onu teselli etmek ister gibi. Ki, istiyordu da. Onu hep umursamaz ve keyifli görmeye alışmıştı ve onu şimdi böyle görmek hiç hoş olmuyordu. Acaba o çok sevdiği arkadaşlarına da bu kadar yakın mıydı? Nedense Brian kendi grubu ve Kathleen'i olabildiğince az bir araya getirmeye çalışıyormuş gibi hissediyordu.

"Bir aile nasıl olur da sadece büyü yapamıyor diye öz oğlunu dışlayabilir ki?"

"Bu konuda birşeyler söylemek için çok gencim belki ama" Omuz silkti. "... bazen yetişkinleri anlamak çok zor olabilir. Onların da bazen bizi anlamadığı gibi." deyip gülümsedi, ardından sözlerine devam etti. "Yaptıkları şey doğru gelmiyor, haklısın, kabullenmek de zor olmalı. Ama belki..." cümlesini tamamlayamadı.

Derin derin içini çekti ve en tatlı gülümsemesiyle gözlerinin içine baktı. "İyi tarafından bak; eğer seni evi terk etmek zorunda bırakmasalardı, asla buraya gelemezdin.." Ardından yüzündeki tatlılık, yerini şeytaniliğe bıraktı. ".. ve benim gibi harika biriyle tanışamazdın. Şimdikinden daha sevimsiz, daha huysuz bir çocuk olurdun." Neşeli bir kahkaha patlattı. Brian'ın da yüzünün gülüyor olduğunu gördü. Memnuniyetle başını salladı. Genç adam bu lafın altında kalmazdı, Kathleen adı gibi emindi. Ondan önce davranıp onu susturmak için bir kez daha söz aldı. Birgün onun çok yetenekli bir büyücü olacağını ve ailesinin yaptığı şeyden pişman olmasını sağlayacağını söyledi. Bunun olmasını gerçekten, tüm kalbiyle istiyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   C.tesi Nis. 16, 2011 7:19 pm

Kahtleen, Brian'ın bir gün çok yetenekli bir büyücü olacağını ve ailesinin ona yaptıklarından pişman olmasını sağlayacağını söylemesi üzerine Brian tekrar düşüncelere daldı.
Büyü gücü yok denecek kadar azdı, ufak büyüleri bile zorlukla yapıyordu. Rogers'larla beraber yaşamaya başladığından beri, Bay Rogers Brian'a büyü konusunda bir şeyler öğretmeye çalışıyordu. Onun savunmasız kalmasını istemiyordu. Bu yüzden Bay Rogers ona bir asa almıştı ve işinden zaman buldukça Brian'a belli başlı ufak büyüler öğretmeye çalışıyordu. Brian'ın öğrenmesi normal bir kimsenin öğrenmesinden çok daha uzun sürüyordu. Bu çalışmalarının sonunda belli bir bilgi birikimi olmuştu elbette ama yine de Kathleen'in dediği gibi iyi bir büyücü olacağından şüpheliydi.

Bir süre daha dertleşip konuştular. Sonunda yatmaları gerektiğine karar verdiler ve Brian Kathleen'e iyi geceler dileyip sessizce kendi odasına geçti.

Kathleen'in odasından çıkıp hemen karşıda bulunan kendi odasına girdiği gibi yatağına attı kendini. Üzerini değiştirmeye bile hali kalmamıştı. Gözlerini tavana dikti ve uykuya dalmaya çalıştı. Yattığı yerde aklına bir sürü düşünce geliyordu, düşündükçe de uyumak bir o kadar da zorlaşıyordu. Sonunda gözlerini sıkıca yumdu ve hiçbir şey düşünmemeye çalıştı. Aradan biraz daha zaman geçtikten sonra uyumayı başarabilmişti. Etrafındaki insanların kendinden uzaklaştıklarını gördüğü bir rüyayla başa çıkmaya çalıştı. Ta ki odasının penceresinden sabah güneşi süzülene kadar.

Uyuşuk uyuşuk yatağından kalktı ve üstüne başına çeki düzen verdi. Odasından çıkmak üzereydi ki masanın üzerinde buruşuk bir parşömen parçası gözüne çarptı. Heman parşömeni aldı ve düzeltti. Yazım tarzından kim olduğunu anlamıştı.

Dünkü olay yüzünden hepimiz üzgünüz. Matthew'le konuştum, biraz nazlansa da hatasını kabul etti. Sanırım senden özür dileyecek, zamanın olursa haber ver...
Seni seviyorum,
Hayley

Parşömendekileri okuduktan sonra hafiften gülümsedi, Matthew'un asla böyle bir şey yapmayacağını biliyordu. Kızlar onunla konuşup onu zorlamış olmalıydılar. Yanına gidince de özür dileyeceği falan yoktu. Dilemesin diye düşündü. Zorlama bir özüre ihtiyacı yoktu. Parşömeni tekrar masaya bıraktı.
Odasından çıkıp merdivenlerden aşağı indi.

Hanın salonunda indiğinde, Bayan Rogers'ın çoktan işe koyulduğunu gören Brian, pek şaşırmadı. Kathleen ise masalardan birine oturmuş, kahverengi, eski püskü bir kitabı okuyordu. Muhtemelen, okulundaki saçma sapan büyü derslerinden biriyle alakalı bir ödevi vardı.

"Günaydın tatlım, bir yere ayrılma sakın, birazdan Damien burda olur. Sanırım seninle konuşacak bir şeyleri var." dedi Bayan Rogers imalı bir tavırla. Brian Bayan Rogers'ın olayı unutup Bay Rogers'a söylemeyeceğini ummuştu ama yanılmıştı işte. Kötü bir sabaha daha adım atmak üzereydi. Birazdan Bay Rogers gelecek bir sürü nasihat verecekti. Ya artık onu yanlarında istemediklerini söylerse? İçi burkuldu, kaybedecek bir şeyi olmamasına rağmen burayı seviyordu. Buradan giderse en çok özleyeceği şey Kathleen ile geçirdikleri zamanlar olurdu haralde.

Brian zamanını handa çalışarak geçiriyordu, Bay ve Bayan Rogers'ın onun için yaptıklarını az da olsa telafi etmek istediğindendi bu. Sabahın köründe düşünceler içinde bir o masaya bir bu masaya koştururken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı, belki de yarım saat bile olmamıştı ama ona saatler geçmek bilmiyormuş gibi geliyordu. O anda hanın kapısı aralandı ve içeriye kalın montu ve büyük şapkası ile giren Bay Rogers kapıda belirdi. Onu gören Bayan Rogers yüzündeki gülümeseme ile kocasına doğru gitti. Sarıldılar ve ardından koyu bir sohbete başladılar, Brian olanları uzaktan izleyebiliyordu ve üzerindeki tedirginlik git gide artıyordu. Konu Brian'a gelmiş olacak ki bir ara dönüp ona baktılar. Yaklaşık beş dakika sonra Bay Rogers Brian'în yanına gelmişti.

"Seninle biraz konuşabilir miyiz, evlat?"

Brian dün olanlar hakkında konuşmak istediğine emin değildi. Etrafına bakındı, ona yardım edebilicek birini bulma umuduyla, ama kaçışı yoktu. Sağ tarafındaki masalardan birinde oturan Kathleen'e baktı, kitabına dalmış kimseyi duymuyor gibi bir hali vardı. Bay Rogers onu insanların duyma alanından çıkarmak için hanın köşesindeki bir masaya oturmasını rica etti, o da Brian'ın hemen karşısına oturdu.

"Dün olanlar hakkında..." diye girdi söze, sanki ne diyeceğini bilmiyormuş gibi bir hali vardı. Brian onu duymuyordu, gözü Kathleen'in oturduğu masaya kaydı bir an, Kathleen gitmişti. Okula gittiğini düşünen Brian'ı kendine getiren ses Bay Rogers'ın sesiydi.
"Adamın sizi kovaladığı doğru mu? Yanii.." sessini biraz daha alçalttı. "Sizi kovalarken düştü mü?" yüzüne bir gülümseme yayılmıştı.

Brian olanları pek anlamasa da biraz rahatlamıştı, anlaşılan Bay Rogers üzerine fazla gelmeyecekti. " Bunu kim söylediyse, yalan söylemiş" dedi kendini gülmeye zorlayarak. "Bizden daha formdaydı, yaşlı ihtiyar"

"Bak senn! En son baktığımda yaşlı ihtiyarlar tarafından kovalanırken çok eğleniyordun! Şu anki gibi şikayet edeceğini kim tahmin ederdi?"
"Ben sadece... Eskisi kadar eğlenmiyorum."
"Bu da, artık daha önemli şeyler yapmanın vaktinin geldiğini bildiriyor bize." dedi Bay Rogers, Brian onun ne demek istediğini anlayamıyordu.

Bay Rogers montunun iç ceplerinden birine hamle ederek, garip görünümlü, gümüş renkli küçük bir nesne çıkardı. "Al bakalım şunu!"
Elini uzatıp Ejderha biçimindeki bu garip yüzüğü alan Brian'ın yüzünde bir soru işareti oluşmuş olmalıydı ki, Bay Rogers tekrar konuşmaya başladı.
"Artık asanı kullanmanı istemiyorum evlat, bu yüzük anka teleği içeriyor, tıpkı senin asanda olduğu gibi..." kısa ama derin bir nefes aldı ve devam etti." Ben ve arkadaşlarımın geliştirdiği bir şey. Asa yerine kullanabileceğimiz bir şey, birkaç önemli gücü daha var ama biz çözemedik. Kullandıkça sen çözebilirsin belki."

"Ama bu kadar değerli bir şeyse bu, neden bana veriyorsunuz Bay Rogers?"
"Bu şey sendeki büyü gücünü biraz daha arttıracak, büyü konusunda ikimizde iyi olmadığını biliyoruz. Buna ihtiyacın var ve sen bizim ailemizin bir parçasısın. Neden sana vermeme şaşırıyorsun ki?" Adamın yüzündeki gülümseme hala silinmemişti. Bu da Brian'a biraz garip geliyordu, sanki Bay Rogers kendisi gibi davranmıyordu..
"Ama ben hala anlamı..."
"Yeter ama artık, daha fazla bir şey duymak istemiyorum. Yaşlı ihtiyar konusunda ve diğer konularda biraz daha dikkatli davran olur mu? " göz kırptı ve masadan kalkıp gitti.

Brian olanları anlamaya çalışıyordu. Neydi bu şimdi? Bin türlü nasihat duyacağını sanırken işin içinden bir yüzükle kurtulmuştu. Hem de nasıl çalıştığı ve Bay Rogers'ın anlattığı gibi nasıl bilinmeyen güçleri olduğunu öğrenmek konusunda can attığı bir yüzük!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Perş. Nis. 28, 2011 7:35 pm

Kathleen okulda geçirdiği saatler boyunca sık sık Brian'ı düşündü ve babasının ona fazla sert davranmamış olmasını diledi. Ne kadar zor durumda olduğunu ve canını sıkan düşünceleri onunla paylaştığı için Kathleen artık Brian'ı daha iyi anlayabiliyordu. Genç adam tüm bu çocukça hatta aptalca hareketleri sadece daha iyi hissedebilme umuduyla yapıyordu. Evet, o kadar umutsuzdu. Ve şimdi Rogerslardan darbe almak herşeyi daha da kötüleştirirdi. Ama en azından Kathleen'in onun yanında olduğunu biliyor olmalıydı. Hah, bir de şeyler vardı tabii... Arkadaşları. Sürekli gülümseyen şu kız, Hayley... Saçma davranışlar konusunda Brian'ın boy ölçüşemeyeceği Matthew ve ona yapışıkmış gibi yanından hiç ayrılmayan Diane...

Kathleen sahip olduğu tek gerçek dostunu açıkça onlarla paylaşıyor olmaktan nefret ediyordu. Brian bir keresinde onların aslında düşündüğü kadar sevimsiz olmadıklarını, tanısa sevebileceğini söylemişti ona. Buna rağmen araya kalınca bir duvar örüyordu. Bir şekilde asıl mesele Hayley'di. Kathleen adı gibi emindi.

Kendilerine ait olan çatı katındaki büyük şömineyi kullanarak eve geldiğinden beri huzursuzdu. Üzerini değiştirip doğruca en alt kattaki salona indi. Snowflake mugglelara da hizmet eden bir han olduğu için görünürde herşey çok normal ve sıradandı. Uzun önlüklü hizmetliler seri adımlarla sağa sola koşuşturuyordu. Mutfaktan harika kokular yayılıyordu. O yöne doğru ilerlerken gözleri ne Brian'ı ne de annesini seçebildi. Mutfak sorumlusu Martha, elini önlüğünün eteğine kurulayarak yanına geldi ve oradaki iki küçük masadan birini işaret ederek oturmasını söyledi. Kadın elinde sıcak kurabiyeler ve bir bardak meyve suyuyla dönerken, Kathleen onu soru yağmuruna tutmaya hazırlandı. Zira Martha herşeyden haberdar olmayı becerirdi.

"Annem ya da Brian buralarda mı, Martha? Onları göremedim." Bir yandan da önündeki leziz kurabiyeden bir ısırık aldı.

Kadın sevimli bir gülümsemeyle elindeki işle ilgilenmeye devam etti. Gözlerini hiç kaldırmadan konuştu: "Bayan Rogers bir işi için dışarda ama senin çocuk buralardaydı, tatlım.." Kathleen'in imalı bakışlarıyla daha da geniş gülümsedi ve hemen ardından kendini düzeltti. "Brian, demek istedim." Kadının böyle söylemesinden hiç hoşlanmıyordu. Hem de hiç. Şimdi böyle sinirini bozmuşken kalkıp bir de o okuldayken babasının Brian'a ne dediğini ya da ne yaptığını sormak olmazdı

Elindeki lokmayı bitirir bitirmez bir teşekkür mırıldanıp hızlı adımlarla mutfaktan çıktı, doğruca bahçeye yöneldi. Bazen yalnız kalmak istediğinde arka bahçedeki küçük taş havuzun başında otururdu. Kathleen onu orada da bulamadı. Sonunda pes edip odasına çıktı. Buralardaysa, yakında ortaya çıkardı. Bir an babasının onu fazla kırmamış olmasını diledi. Bay Rogers öyle bir adam olduğundan değil. Ama yine de diledi işte.

Brian'ın odasının aralanmış kapısını görünce, belki gelmiştir diye düşünüp içeri girdi. Oda hala boştu. Tam dışarı çıkacakken masanın üzerinde düzgün bir el yazısıyla yazılmış bir not buldu. Bir an tereddür ettikten sonra masaya yaklaşıp notu eline aldı ve çabucak okudu. Gözleri daha çok son cmleye takılı kalmıştı.

"Seni seviyorum, Hayley."

Tam huysuzca ağzının içinde birşeyler mırıldanıyordu ki arkasında ağır ağır yaklaşan ayak seslerini işitti. Bir hışımla yüzünü döndü ve arkasına sakladığı avucunun içinde biraz da buruşturarak tuttuğu mektubu gizlice masaya geri bıraktı. Korktuğu gibi Brian'dı karşısındaki. Yanaklarının kızardığını hissediyordu. Bütün gün ortada yoktu ve tam da şimdi en olmadık zamanda karşısına dikilivermişti. O tatlı gülümsemelerinden birini sundu ona, belki ne yaptığını anlamamıştır diye umarak. Suç mahalinden yani çocuğun çalışma masasından bir iki adım uzaklaşıp, Brian'a doğru ilerlerken hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışarak konuştu:

"Ah, Brian! Neredeyse son yarım saattir seni arıyorum ve bakmadığım tek bir yer bile kalmadı. Herneyse, sabah babamla aranda neler geçti bilmek istiyorum." Yüzünü ekşitti. "Çok kötü değildi ya ?" Asıl endişesi sahiden bu konu olsa da, iş başında yakalanmanın verdiği telaş herşeyi unutturmuştu o an için.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Cuma Nis. 29, 2011 12:08 am

Brian yüzüğü aldıktan sonra masadan kalkmadı. Birkaç dakikadır kendine gelmek için çabalıyordu. Olanlar karşısında çok şaşırmıştı, bu ona bir cezadan çok ödül olmuştu. Geçmişte edindiği tecrübelerden, Rogersların ona olan davranışlarının biraz daha farklı olduğunu görebiliyordu. Eskiden olsa bu yaptıklarından dolayı ufak bir ceza bile alabilirdi.

Günü her zamanki gibi, handaki müşterilere hizmet etmekle geçirdi. Burada çalışma konusunu ise ilk açan yine Brian olmuştu. Ropgerslar başta itiraz etseler de sonradan kabul ettiler. Bu az da lsa Brian'ın içindeki işe yaramazsın diyen küçük şeytanla mücadele etmesini sağlıyordu.

Hayatı boyunca böyle bir yerde kısılıp kalma fikri içini bunaltsa da, hayatındaki en rahat dönemi de burada geçirdiğini asla unutamazdı. Brian'da bunun için minnettardı ama böyle bi hayata sonsuza kadar tutunabileceğini sanmıyordu. İçten içe önemli biri olmak istiyordu ve bu isteğine ulaşmak için etrafındaki - hemen hemen - herşeyi feda etmeye hazırdı. Önemli biri olmayı bu kadar çok istemesinin sebebi ise sadece onu yalnız bırakan herkese ne kadar güçlü biri olduğunu gösterebilmekti. İçindeki karanlık boşluk ancak bu şekilde renklenip, ışık saçabilirdi.

Hayley'i görmekle ilgili içinde tutuşan ateşe karşı gelemeyip akşam üzerine doğru handan ayrılmıştı. Bayan Rogers ise izin konusunda Brian'ı çok zorlamıştı. Bunun nedeninin dünkü olaylar olduğuna adı gibi emin olan Brian fazla kalmayacağını söyleyip birkaç dakika yalvarmak zorunda kalmıştı. Hana geri döndüğünde ise akşam karanlığı çökmek üzereydi ve müşteri sayısı oldukça azdı. Köşede oturan birkaç kişi ise buranın her zamanki müşterilerinden birkaçıydı.Böyle zamanlarda yardıma ihtiyaç duyulmadığı için, hemen odasına yöneldi. Merdivenlerden ağır adımlarla çıkarken kafasında yüzük hakkında oluşan binlerce soru vardı ve yüzüğü hala takmamıştı. Bay Rogers keşke daha açık konuşsaydı diye düşünmeden edemiyordu.

Odasına adım attığında ise onu bir sürpriz bekliyordu. Olağan bir şey sayılırdı aslında. Kathleen masanın yanında onun odasındaydı. Genelde ondan izinsiz Brian'ın odasına giren biri değildi ama aralarındaki arkadaşlık seviyesi düşünüldüğünde hor görülecek bir durum değildi.

Kız Brian'ı gördüğünde tedirgin bir şekilde gülümsemeye çalışarak ve masadan birkaç adım uzaklaşarak "Ah, Brian! Neredeyse son yarım saattir seni arıyorum ve bakmadığım tek bir yer bile kalmadı. Herneyse, sabah babamla aranda neler geçti bilmek istiyorum." dedi. Gülümsemesi silinip daha ciddi bir tavır takındı. "Çok kötü değildi ya?"

Kızın masadan birkaç adım uzaklaşması ve tedirgin gülümsemesi Brian'ı da tedirgdin etmişti. Bir sorunu yoktu herhalde, değil mi? Derken bir sersemletme büyüsü yemiş gibi oldu. Notu görmüş olamazdı değil mi? Ya gördüyse? Ona Hayley'den bahsedecekti, zamanı gelmediğini düşündüğü için doğru zamanı bekliyordu sadece. Sadece bir ay olmuştu, fazla uzun bir zaman sayılmazdı değil mi? Böyle bir şeyi Kathleen'den sakladığı için kendini kötü hissetti bir an. Belki de her şeyini paylaştığı gibi bunu da onunla paylaşması gerekiyordu.

"Yok, aslında..." Bir an Kahtleen'in notu okumuş olmasından duyduğu endişelerle ilgili düşünceler şeridi geçti gözlerinin önüden. Bu konuda onunla konuşup konuşmaması gerektiğini bilmiyordu ama eğer Kahtleen o notu gördüyse ve ona söylemiyorsa bu onun Brian'a karşı davrannışlarını değiştirebilirdi. Nasıl karşılarsa karşılasın, konuşmak yapılacak en iyi şeydi.

"Sen, şeeyy masada falan bir şey bulmadın yani, değil mi?"


En son Brian Harris Trelawney tarafından Paz Mayıs 01, 2011 12:46 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Cuma Nis. 29, 2011 12:49 pm

Kızın sorusuna cevap verecekken konuşmasına ara verip, "Sen, şeeyy masada falan bir şey bulmadın yani, değil mi?" diye sorması herşeyi açıklıyordu. Kathleen'in aklından aynı anda onca şey geçiyordu ve ne diyeceğini bilemediği için sessiz kaldı. Nasıl da bozulmuştu notu gördüğünde. Hayley ve Brian. Hayley ve Brian. Kafasının içinde bir ses bunu tekrarlayıp duruyordu. Uzunca bir süre birbirlerine baktılar ki, olan biten herşey anlaşılmıştı. Aynı anda ikisi de yerinde kıpırdandı. Ne Kathleen notu okuduğunu ve ikisi arasında nasıl bir ilişki olduğunu anladığını söylüyordu, ne de Brian bir açıklama yapıyordu. Oldukça rahatsız ve gergin bir andı.

Kathleen gözlerini yere indirmeyi başarabildiğinde boğazını temizledi ve sakince konuştu. "Ben... özür dilerim, Brian. Ve evet notu gördüm." Devam etmek için ağzını açıp sonra tekrar kapattı. Rahatsız edici bir sessizlik dalgası daha ve ardından Kathleen yeniden konuştu. "Herneyse, bu senin hayatın. Beni ilgilendirmez. Herşeyi bilmem gerekmiyor, değil mi?" deyip sahte bir gülümseme yapıştırdı yüzüne. Beni ilgilendirmez mi? diye düşündü. Elbette ilgilendirir! Ben onun en yakın arkadaşı değil miyim, Tanrı aşkına!

Bundan sonra hiçbir şey olmamış gibi oturup, sabah babasıyla arasında geçenleri konuşmak biraz tuhaf olabilirdi, bilmiyordu. Brian'ın tepkisinin ne olacağını merak etti. Ama en azından inkar etmemişti. Hayley ve Brian. Kendisine hiç söylemediği için duyduğu kırgınlığı ve ikisini yanyana düşünmenin verdiği öfkeyi (kıskançlığı) dışarıya vurmamak için çenesini kapadı. Bıraktı, Brian konuşsun.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Cuma Nis. 29, 2011 2:01 pm

Bir an çok garip bir sessizlik oldu. Ardından Kathleen konuştu. "Ben.. Özür dilerim, Brian. Ve evet notu gördüm." dedi biraz yanakları kızardı, utanmış görünüyordu."Her neyse, bu senin hayatın. Beni ilgilendirmez. Her şeyi bilmem gerekmiyor, değil mi?". Kathleen biraz içerlenmiş görünüyordu ve Brian neden olduğunu tahmin edebiliyordu. Onunla çok iya arkadaş olmaları aralarında her şeyi rahatça paylaşabilmeleri anlamına geliyordu ve bu geçmiş günlerde hep böyle olmuştu. Şimdi ise ondan çok büyük bir sır saklamış gibiydi. Brian kafasında bu konuyu tartmıştı ve önemli bir şey olarak görmediğini düşünüp sonra konuşmaya karar vermişti. Bir yandan da Kathleen'in Hayley'i kıskanıp kıskanmayacağına emin olamadığı için söylemiyordu aslında. Bir an kendini Kathleen'in yerine koydu. Eğer onun erkek arkadaşı olsa ben kıskanır mıydım?

Brian konunun bu derece sapma yapıp da, başka yerlere gideceğini hiç düşünmemişti. Daha düne kadar sorunu kendisiydi. Şimdi ise büyük bir suçluluk duygusuyla kavruluyordu. Kendini içten içe rahatlatmaya çalıştı ve yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirdi. Kıza doğru bir adım attı ve "Yani... Aslında sana söylemeliydim, biliyorum. Onca şeyi paylaştıktan sonra bu kadar basit bir konuyu neden konuşmaya cesaret edemedim bilmiyorum." dedi. Sözcükler birden ağzından dökülmüştü. Buna kendi de şaşıran Brian hazır sözcük akışını yakalamışken birkaç kelime daha etmeye kararlıydı. Kısa bir sessizlikten oldu. "Az da olsa kıskanırsın diye düşündüm, bu düşüncenin yanlış olduğunu biliyorum, kıskanmazdın tabi ki de ama..."

Kıskanmazdı, öyle sanıyordu. Sonuçta birbirlerine her zaman destek olmuşlardı ve aralarında kıskançlığa yol açacak bir ilişkileri yoktu. Ya da...
En azından Brian öyle düşünüyordu.


En son Brian Harris Trelawney tarafından C.tesi Nis. 30, 2011 9:39 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Cuma Nis. 29, 2011 7:47 pm

Brian tuhaf bir çabayla sözcükleri ardı ardına sıralarken Kathleen ellerini havaya kaldırdı onu susturmak için. Başını iki yana sallayarak sorun olmadığını belli etmeye çalıştı. Daha doğrusu öyleymiş gibi numara yaptı. Sonunda Brian onu fark edip konuşmasını yarıda kesti.

"Hayır, Brian. Gerçekten. Sorun değil." Ne kadar kırgın ve öfkeli de olsa onu böyle çaresiz görmek kötüydü. Rahatlaması için ona gülümsedi. Bu çocuğu bu kadar önemsemesi bazen kendisine bile gülünç geliyordu. Son birkaç yıllını birlikte geçirdiği bir delikanlıdan başka ne ki o, diyordu içinden bir ses, kardeşin bile değil. Bir başka ses ise onu bastırmaya çalışarak, o senin en iyi arkadaşın, tek gerçek dostun diyordu. Kathleen her zaman ikincisine kulak verirdi. Aksini düşünemezdi bile.

"Tamam Brian'ımı paylaşmaya can atmıyorum ama, dediğim gibi, sorun yok. Sen de onu seviyorsan ve mutluysan, ben de senin adına mutlu olurum." İşte bu. Kendini bu düşünceye alıştırmalıydı. Brian'ın yanına gidip koluna girdi ve onu tam karşıda bulunan kendi odasına doğru yürüttü gülümseyerek.

Onu her zamanki yerine, yatağının yanındaki koltuğa oturttu, kendisi de tam karşısına oturdu. Asıl öğrenmek istediğinin ne olduğunu biliyordu. Bu yüzden bir kez daha sormadı. Bu sabah olanları bilmek istiyordu. Ama eğer gerçekten de babasıyla kötü bir konuşma yapmışlarsa Brian şimdikinden çok daha kötü durumda olmaz mıydı? Çocuk kötüden ziyade afallamış, şaşkın görünüyordu. Sebebi şu Hayley konusu da olabilirdi tabii. "Ee?" diye sordu kaldırdığı kaşlarının altından merakla ona bakarak.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   C.tesi Nis. 30, 2011 8:52 pm

Brian'ın tartışma yaşayacakları yönündeki hisleri anlamsız çıktı. Kız hiçbir şekilde, onların aralarındaki çekimle ilgilenmediğini açıkça belirtti ve Brian'ı kolundan tutarak kendi odasına götürdü. Brian yatağın yanındaki koltuğa, kız da kendi yatağına oturduktan sonra, konuşmanın nereye gideceği oldukça açıktı. Kathleen bugün yaşananları öğrenmek isteyecekti elbette. Brian da bu konuda konuşmaya oldukça hevesliydi aslında, neler olup bittiğini bilmiyordu ama yüzük şeklinde bir asa fikri onu heyecanlandırıyordu. Daha önce hiç böyle bir şey duyduğunu ya da gördüğünü hatırlamıyordu.

"Ee?" dedi Kahtleen, alçak sesle.Pencereden süzülen soluk ay ışığı Kahtleen'in o güzel yüzünü, masmavi gözlerini büyüleyici bir şekilde açığa çıkarmıştı. Brian onun yüzüne baktığında başka bir tarafa bakmak için başını çevirmekte zorlandı ama sonunda pencereden dışarı bakarak yanıtladı.

"Cezalıymışım, üç gün odamdan çıkamayacağımı söyledi ve beni bu cezadan kurtarabilicek tek kişi sensin. Biliyorum çok saçma." dedi gülümseyerek, artık karanlık çökmüştü ve Kathleen'in onun yüzünü görünüp görünmediğini tam kestiremiyordu. üzerindeki ince montunun cebinden asasını çıkarıp zarif bir hareketle yatağın başındaki komidinde duran lambaları yaktı. Kathleen'in şakaya yapmayı kesmesi ve gerçeği anlatması konusunda ısrar etmesi üzerine sözlerine devam etti. "Bir daha yapmamam konusunda beni uyardı, aslına bakarsan dikkatli olmam konusunda."

Yüzüğü ona gösterip göstermemek konusunda emin değildi ama Hayley'i söylemediğinden dolayı içinde oluşan suçluluk duygusunu atamıyordu bir türlü, belki bu ona yardımcı olurdu. Elindeki asasını montunun iç cebine koyduktan sonra bu kez eli pantolunun cebine gitti ve yüzüğü çıkarıp avcunun içine aldı. Kathleen'in merakli gözleri eline odaklandı. Elini ona doğru uzatıp avucunun içindekini ona gösterdi. Lambaların ışığı altında parıldayan gümüş, ejderha biçimli yüzük oldukça görkemli duruyordu.

"Ha, bir de ödül aldım" dedi gülümsemesini engelleyemeyerek.


En son Brian Harris Trelawney tarafından C.tesi Nis. 30, 2011 9:35 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   C.tesi Nis. 30, 2011 9:17 pm

Brian odadaki iki küçük lambayı yaktıktan sonra cebinden çıkardığı iri gümüş yüzüğü ona uzattı. Kathleen merakla onun elinin üzerine eğilip yüzüğü inceledi. İlk bakışta bir yüzük olduğunu anlamak bile zordu. Parmağa dolanmış gibi gözüken bir ejderha biçimde yapılmıştı ve gözlerinin olması gereken yerlerde koyu yeşil taşlar vardı. Brian'ın müsadesiyle yüzüğü eline aldı. Görüntüsüne rağmen hafifti. Kathleen yüzüğe hayran kalmıştı. Bir an durdu ve yüzünde şeytani bir sırıtışla bakışlarını Brian'ın yüzüne kaldırdı.

"Tüm param üzerine bahse girerim ki bu sıradan bir yüzük değil. Haksız mıyım?" Yüzüğü Brian'ın avucuna geri bırakırken onu inceledi. Biraz şey duruyordu... Sıkkın mı? Afallamış mı? Belki ikisinden de birer parça.

Şu yüzük meselesi Kathleen'in ilgisini biraz da olsa Hayley konusundan uzaklaştırmıştı. Neşeli bir tonla devam etti. "Hadi ama Trelawney! Somurtmayı bırak. Babamdan ucuz kurtuldun, üstüne bir de yüzük var. Neden yüzün gülmüyor ki?"

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Paz Mayıs 01, 2011 1:37 am

Hayley konusunu hiç konuşmamışlar gibi davranan Kathleen'in neşesi yerindeydi ve tüm olanlar hakkında açıklama bekliyordu. Neden onun böyle düşünceler içinde olduğunu belki de anlamayacaktı ama denemeye değerdi. Brian'ın onun yüzüğü gördükten sonraki ilk sorusunun, neden yüzüğü onun almadığı olacakmış gibi bir düşücesi vardı. Böyle bir şey olmadığı için de oldukça rahatlamıştı. Düşündüklerini teker teker açıklamaya başladı.

"Sorun şu ki, ikisi de olduğundan farklı davranıyorlar. Annen ve babanı kastediyorum. Onları daha önce böyle görmemiştim, sen de bilirsin, bu kadar ucuz yırtamazdım." Kathleen yatakta hafif yan yatmış, dirseği yastıkta, eliyle başınıı destekleyerek duruyordu. Tüm dikkatini Brian'a vermiş gibiydi.

"Ayrıca bu yüzük de neyin nesi? Bay Rogers hiçbir açıklama yapmadı, sadece büyü gücümün az olduğunu," elindeki yüzüğü işaret parmağıyla baş parmağının arasına alarak havaya kaldırdı. " ve bu küçük şeyin büyü gücümü arttıracağını söyledi. Onun bilmediği birkaç gücü olduğunu da söyledi. Yani, doğum günüm bile değil, sence de garip değil mi?"

Kathleen, yüzüğü kullanıp kullanmadığını sorduğunda ise "Hayır." diye yanıt verdi. "Neden kullanmadığıma gelince, anlattığım gibi, kafamda oluşan soru işaretleri yüzünden. Belki yarın deneyebilirim, bilmiyorum."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Paz Mayıs 01, 2011 8:12 pm

Brian ona yüzüğün büyü gücünü artıracağını söylediğinde Kathleen'in kaşları hafifçe kalktı. Babasında böylesine değerli bir yeteneğe ve kimbilir daha nicesine sahip bir yüzük vardı demek... Vardı, ve bunu Kathleen'den saklamıştı öyle mi? Brian için mi, diye düşündü. Bir an için mantıklı geliyordu aslında. Annesi ve babası safkan olmasına rağmen Brian yeterli güce sahip değildi ya da sahip olduğu gücü açığa çıkarmakta sorunlar yaşıyordu. Bay Rogers bu sebepten yüzüğü ona vermenin yararlı olacağını düşünmüş olabilirdi, haklı olarak. Ah, hayır, hayır! Kendi kızı Kathleen varken yüzüğü vereceği kişi Brian olmamalıydı. Yine Brian ve yine şu lanet olası ikilemler!

Kız dikkatini toparlayıp Brian'ın anlattıklarına odaklandı yeniden. Ve yüzüğü henüz kullanıp kullanmadığını sordu. "Neden kullanmadığıma gelince, anlattığım gibi, kafamda oluşan soru işaretleri yüzünden. Belki yarın deneyebilirim, bilmiyorum."

Kathleen şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. "Ne? Böyle birşey sabahtan beri elinde ve henüz kullanmadın mı?" Daha bir sürü başka şey sıralayarak söylenirken yerinden kalkıp üzerine birşeyler almak için dolabına yöneldi. Brian kızın ne yaptığını anlamıştı ve kararsız görünüyordu. Kız gayet karalı bir şekilde Brian'ı koltuktan kaldırıp koluna girdi. Birlikte arka merdivenleri kullanarak salona indiler. Ortalık şimdi biraz daha canlı görünüyordu. Masalarda yemek yiyen, ya da yalnızca sohbetlerine içkileriyle devam eden insanlar vardı. Tanıdık birkaç yüze selam vererek bahçeye çıktılar.

"Ön bahçe olmaz, fazla ayak altı." derken isteksizce ama gülümseyerek yürüyen genç adamı arka bahçeye doğru yarı sürükleyerek çekti. Tam da tahmin ettiği gibi kimseler yoktu burda. Taş havuzun yanından geçerek ilerlediler ve gözlerden yeterince uzak olduklarından emin olunca durdular. Kathleen, Brian'ın kolundan ayrıldı ve tam karşısına geçip gülümseyerek konuştu: "Hadi." Eliyle harekete geçmesini işaret etti. "Önce yüzük olmadan, herhangi birşey dene. Belki daha önce zorlandığın bir büyü. Sonra yüzüğü kullanırsın ve farkı görürüz." Onu cesaretlendirmek için başını salladı. Sonunda Brian da havaya girmiş gibi göründü.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Paz Mayıs 01, 2011 9:39 pm

Brian neler olduğunu kavrayamamıştı ki; Kathleen yatağından fırlayıp üzerine bir şeyler aldı ve Brian'ı kolundan tutup aşağı inen merdivenlere yöneltti. Han akşam saati yemek için gelen insanlardan dolayı daha bir kalabalıklaşmıştı. Ön kapıya doğru yönelen Brian, Kahtleen'in de etkisiyle arka kapıya doğru gitmek zorunda kaldı. Herkesin meraklı bakışlarını toplamayı başarmışlardı. Bayan Rogers'la bir an göz göze gelseler de, kadın bir şey söylemeden işine devam etti. Arka bahçeye çıktıklarında herkesin gözünden uzak olan bir noktaya gitmek üzere küçük taş havuzu geçtiler. Geldikleri nokta, geniş bir açıklıktı. Ay ışığında görülebildiği kadarıyla, burada ilerideki bir banktan ve onun üzerinde yükselen tek bir ağaçtan başka bir şey yoktu.

Kathleen cebinden asasını çıkarttı ve "Lumos" dedi fısıldayarak. Arkadaki ağacın
oraya doğru koşup hızla geri döndü, elinde küçük bir dal parçası
tutuyordu. Dal parçasını Brian'ın önüne koyup biraz geriledi. Kız Brian'ın karşısına geçti ve hevesle, "Hadi, önce yüzük olmadan, herhangi bir şey dene. Belki daha önce zorlandığın bir büyü. Sonra yüzüğü kullanırsın ve farkı görürürüz." dedi.

Brian cebinden asasını çıkarıp aklına gelen ilk büyüyü söyledi. "Wingardium Leviosa!" Dal parçası yerden havalanmaya başlamıştı, Brian asasını sıkı sıkı tutuyordu ve yüzündeki ifade, konsantrasyondan dolayı oldukça sertleşmişti. Dal parçası biraz daha havaya kalkıp, pat diye yere düşmüştü.

"Dizlerimin hizasına kadar bile çekmeyi başaramadım." dedi sesi hafiften titrek çıktı. Başka ne gibi bir büyü deneyebilirim diye düşünmeye başlamıştı ki, aklına patronus geldi ama tehdit edici bir durum olmadığından onu kullanıp kullanmama konusunda kararsızlık yaşadı, biraz daha zihnini taradığında aklına çağırma büyüsü geldi, üzerinde oldukça ilerlemişti aslında ama yeterince iyi değildi. Asasını savurarak "Accio Süpürge" dedi. Odasında olan süpürgenin buraya gelme ihtimali yok gibi bir şeydi ama yüzük eğer söylendiği gibi gücünü arttıracaksa, yüzükle süpürgeyi buraya çağırma şansı olabilirdi. Tekrar denedi ama yine bir şey olmadı.

"Pekala." dedi hırslı bir şekilde. "Göreceğiz bakalım, ne işe yaradığını." Hiç inançlı olmasa da asasını iç cebine koydu ve pantolonunun cebinden yüzüğü çıkardı. Avucunun içide bir göz attıktan sonra, yüzüğü sağ işaret parmağına taktı. Yüzükteki ejderhanın gözlerindeki yeşil taşlar bir an ışıldadı ve tekrar eski haline döndü. Brian hislerinde hiçbir değişiklik hissetmedi, daha güçlü olduğunu falan da düşünmüyordu.

"Deneyelim bakalım." parmağını yerdeki dal parçasına doğrulttu. "Eğer bunu başıma kadar havalandırmayı başarabilirsem sana bir sürprizim var." dedi asasının ışığında onu izleyen Kahtleen'e. Eğer bu dalı istediği gibi havalandırırsa muhtemelen çağrma büyüsü de işe yarayacaktı ve o zaman...

Yine dikkatini toplayarak, "Wingardium Leviosa!" dedi. Dal parçası havalanmaya başlamıştı, dizlerinin hizasına geldiğinde titredi ve düşecekmiş gibi oldu. Dal parçası daha da havalandı ve Brian'ın başını üstünde süzülmeye başladı. Biraz da olsa, işe yarıyor diye düşündü, mutlulukla. Şimdi hala yapabileceğinden emin olmasa da çağırma büyüsündeydi sıra. Dal parçası pat diye yere düştü tekrardan.

"Accio Süpürge" diye haykırdı, elinde olmadan, öyle heyecanlanmıştı ki, eğer bunu başarabilirse gerçekten çok mutlu olacaktı. Birkaç saniye geçti, bir şey olmadı, birkaç saniye daha. Gelmiyordu işte. Kathleen'e döndü ve "Sanırım babanın dediği kadar yokmuş, ne dersin?" dedi ama kız şaşkın bir ifadeyle ona bakıyordu. "Bu kadar şaşırmana gerek yok, gerçekten işe yaramazın tekiyim." Kız ona değil de, sanki Brian'ın arkasına bakıyor gibiydi. Yavaşça parmağını kaldırdı ve arkasında bişiyi işaret etti yüzündeki gülümseme ile. Brian arkasını döndü, işte oradaydı süpürgesi, havada tekleyerek ona doğru geliyordu, yaklaştı, yaklaştı... Sonunda önünde tam belinin hizasında durdu. Brian üstüne atlayıp, kahkahayı bastı. "Biraz dolaşalım mı?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Ptsi Mayıs 02, 2011 12:26 pm

Brian asasını kullanarak ilk iki büyüyü denedikten sonra yüzüğe yöneldiğinde Kathleen heyecanla onu izlemişti. Yüzüğün işe yaraması durumunda bir sürprizle karşılaşacağını duyduğunda neşeyle kıkırdadı ve onu izlemeye devam etti. Ve...

"Accio Süpürge!"

Biraz beklediler ve Brian arkasında beliren süpürgeden habersiz ona dönüp umutsuzca birşeyler sıraladı ama Kathleen şaşkınlık ve bir o kadar da neşeyle gülerek arkasına bakmasını işaret etti. Artık Brian uzun zamandır görmediği kadar mutluydu. Hızlı tek bir hareketle süpürgeye atladı ve Kathleen'i davet etti. Kız aynı gülümsemesiyle başını sallayıp onun arkasında yerini aldı. Yavaşça yükseldiler.

Çöken gecenin karanlığına inat ışıl ışıl gözüken Londra'nın üzerinde uzun, hoş bir gezinti yaptılar. Sonunda Brian süpürgeyi tanıdık bir evin çatısına yavaşça indirdiğinde Kathleen Brian'ın sırtına yapmacık bir yumruk indirdi kahkahalarla. Burası Deli Benjamin dedikleri ihtiyar adamın eviydi.

"Bunca laf işitip başını belaya soktuktan sonra geldiğin yer burası mı yani? Annem görse..." Brian'ın da güldüğünü duydu. "Sen hiç akıllanmayacaksın."

Bir çift kuş gibi çatının tepesine tünediler. Kathleen üzerine aldığı pelerini çocukla paylaştı. Uzun uzun sohbet edip gülüşüp durdular. Brian'ın yaşamı ve tuhaf alışkanlıkları, Kathleen'in okulu ve arkadaşları, Rogers çifti ve daha birçok şey hakkında. Bir an sonra ikisi de sessiz kaldı. Uzakta görünen Thames nehrinin manzarasına dalmışlardı. Kathleen hep bu çocuğun nasıl da herşeyi karman çorman ettiğini düşünüyordu. Bugün yaşadıkları iki olay -Hayley ve yüzük- bunun en iyi örnekleriydi. Kız, Brian'ın omzuna dayadığı başını kaldırıp ona baktı. Çocuk da başını ona çevirince göz göze geldiler. Kathleen durumun tuhaflaşmaya başladığını sezince konuşup, sessizliği bozmak zorunda hissetti kendini. Aklındakileri söylese alınır mıydı acaba? Doğru kelimeleri seçmeye özen gösterdi.

"Bazen düşünüyorum ve..." Devamını getiremedi. Genç adam konuşması için onu zorlayıncaya kadar... "Bu da nereden çıktı şimdi, diye düşünebilirsin. Ama bilmeni istiyorum." Brian başını salladı. Masanın üzerinde bulduğu o not yüzünden bazı şeylerin farkına varmış ve biraz da cesaretlenmiş olmalıydı.

"Bazen herşeyi benim için çok zorlaştırsan da, nasıl diye sorma, böyle tuhaf bir şekilde hayatıma girdiğin için çok mutluyum." Yanaklarının kızarmaya başlamaması için dua etti. Bu sefer kendinden emin gülüşü yoktu, beceriksiz bir sırıtıştı sadece yüzündeki. "Annem ve babamın sürekli bizim kardeş sayıldığımızı söyleyip durmalarına rağmen ben seni..." Ağzından kelimeler zorlukla çıktı. "...seni bir kardeşten daha farklı görüyorum." Brian'ın kaşları kalktı. Şaşırmış mıydı? Kathleen bir an bunun üzerine biraz bocaladı ve cesaretinin kırıldığını hissetti. "Sen dünyadaki en iyi dostsun." diye bitirdi. Kesinlikle saçmalamıştı. Evet. Muhtemelen gelecek bir hafta boyunca bunun için kendine söylenip duracaktı. Ama henüz kesin olarak emin olmadığı birşeyi söylemek de aynı etkiyi yaratacaktı. Hayley vardı hem. Bir kez konuşursa, bir daha onun yüzüne bakabileceğini sanmıyordu. Sessizce Brian'ın ne söyleyeceğini merak ederek bekledi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Ptsi Mayıs 02, 2011 3:36 pm

Kahtleen tereddüt bile etmeden süpürgenin arkasına atladı, Brian'ın beline sıkı sıkı sarıldı. Brian ayağını yere sertçe vurdu ve havalandılar, yerden oldukça yükseğe çıktıklarında hava biraz soğumuştu ama sorun yoktu. Hızla ilerlediler aşağıdaki insan siluetleri neredeyse görünmeyecek kadar küçüktü, sonunda Brian yavaşça bir evin çatısına indi. Nereye geldiklerinin farkına varan Kathleen Brian'ın sırtına bir yumruk indirdi ve güldü. "Bunca laf işitip başını belaya soktuktan sonra geldiğin yer burası mı yani? Annem görse..." Brian yumruğun sersemliğini üzerinden atmaya çalışarak kesik kesik güldü."Sen hiç akıllanmayacaksın."

Hafif çatlak ve kırıklar bulunan çatının tepesinde kendilerine uygun bir yer bulup yan yana oturdular. Kathleen üzerine aldığı pelerini onunla paylaştı. Saatler geçtikçe değişik konulara dalıyorlar, gülüp eğlenip güzel vakit geçiriyorlardı. Temiz hava ve iç açıcı gece manzarası o kadar güzeldi ki; Brian daha önce neden buraya gelmeyi akıl edemediğini düşündü. Kathleen bir an başını Brian'ın omzundan kaldırdı ve kısa bir sessizlikten sonra konuşmaya başladı. Önemli bir şeyler söylemek istiyormuş gibi bir hali vardı.

"Bazen düşünüyorum ve..." Kathleen cümlesini tamamlamadı.
"Hadi ama, neyi düşünüyorsun? Ben sana düşüncelerimi söylüyorum, senin de bana söylemeni istiyorum." diye zorladı onu Brian.
"Bu da nereden çıktı şimdi, diye düşünebilirsin. Ama bilmeni istiyorum."

Brian biraz şaşırmıştı ama yine de başını salladı devam etmesini istediğini bildirmek amacıyla. Gerçekten de Kathleen konuya girmeden bu da nereden çıktı şimdi dedi içinden.

"Bazen her şeyi benim için çok zorlaştırsan da, nasıl diye sorma, böyle tuhaf bir şekilde hayatıma girdiğin için çok mutluyum." Brian gecenin karanlığında kızın yüzünü görmekte zorlanıyordu. Yüzünde anlamsız bir sırıtış vardı. Devam etti. "Annem ve babamın sürekli bizim kardeş sayıldığımızı söyleyip durmalarına rağmen ben seni..." Brian bu konunun nereye gidiyor olabileceğini kestirebiliyordu sanki ama sessizce bekledi, kız bir süre sonra cümlesini tamamladı. "...seni bir kardeşten daha farklı görüyorum." Brian yanaklarındaki kızarıklığı hissediyor gibiydi. Konunun nereye gideceği açıktı. Bir an elinde olmadan kaşlarını kaldırdı, neler olduğunu kavramak istercesine. Kathleen bir kez daha söze girdi. "Sen dünyadaki en iyi dostsun." Brian'ın içindeki köpüren nehir birden duruldu. Kızın sözlerini başka yönlere çekecek kadar aptallaşmış durumda olmalıydı, onun için farklıyım elbette çünkü çok iyi bir dostum, evet diye düşündü. Kahtleen'in davranışları sanki utanıyor gibiydi, gözünden kaçırmamıştı ama bu durumda ne diyebileceğini hiç bilmiyordu, hem aklına gelen şey olsa bile Hayley vardı arada. Herşeyi kenara bıraktı ve Katheen'e doğru eğilip yanağına küçük bir öpücük kondurdu.

"Teşekkür ederim, Katie."
dedi kızın kulağına fısıldayarak. "Sende benim için bir dosttan yada kardeşten fazlasısın." Mantıksız hareket ederek Kathleen ile aralarındaki dostluğu mahvetmek istemiyordu. Düşüncelere daldi yine ama bu kez düşünceleri onu sıkıştırmaya başlamıştı sanki, karanlık ve boş bir odadaymış gibi görüntü birden silindi. Yüzünü soğuk tuğlalardan birine vurduğunu anladı. Sonra olanlar ise çok daha korkunçtu, Görüntü zihninde tam olarak belirmese de Hayley'in yerde acıylar içinde kıvrandığını görebiliyordu. Bir an önce bitmesini istiyordu kendini zihninin içindeki şeyden çıkarmak istedi ama başaramadı. Yeter artık bitsin! Sonunda yüzünde sert bir acı hissetti, gözlerini yavaşça açtığında ter içinde kalmıştı. Hemen yanındaki Kathleen onu tokatlayarak uyandırmaya çalışıyordu. Mavi gözlerinin ve beyaz teninin etkisine öyle bir kapılmıştı ki, dayanamayıp kızın dudaklarına yapıştı, birkaç saniye sonra ise kendini geri çekti. Neler oluyordu? Sanki duyguları onun kaldırabileceğinden fazlaydı. Ne hissedeceğini tam olarak bilmiyordu, nefret, kıskançlık, sevgi bir patlama gibiydi adeta. Hayatında hiç böyle hissettiğini hatırlamıyordu ve o tüm dost söylemlerinden sonra Kathleen'i öpmüştü.

Utanç içinde elleri yordamıyla geri geri kızdan uzaklaşmaya başladı, Kathleen'den bir iki adım uzaklaşmıştı ki, hemen yanındaki tuğlalar da yaşanan patlama her yeri toz içinde bıraktı. Ardından aşağıdan bağıran adamın sesi duyuldu, "Size bir daha buraya gelmeyin demiştim!"

Bir büyü daha ve Brian bir kez daha sıçradı ve kendini yana attı. Çatıda oluşan boşluk inanılmazdı. Brian aşağıya başını uzatıp bakma aptallığına girdiğinde ise adamın beden kilitleme laneti tam yüzüne hisabet etmişti ve çatıda oluşan büyük boşluktan aşağı yuvarlandı. Hareket edemiyordu. Tüm bedeni lanetin etkisinden dolayı kaskatı kesilmişti. Çaresiz durumdaydı ama Kathleen'in yukarıda olduğunu ve onu kurtarmak için bir şeyler düşüneceğine emindi. En azından bu durumda umut etmekten başka bir çaresi yoktu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Perş. Mayıs 05, 2011 7:00 pm

Brian'ın küçük bir öpücük verip, onun hakkındaki düşüncelerini söylemesinin üzerine ufak bir hayalkırıklığı yaşadı. Mutsuzca derin bir soluk verirken yine de gülümsüyordu. Ne bekliyordun ki? Daha az önce ona en iyi dostun olduğunu söyledin, aptal!

Yeniden sessizlik. Gözleri az önceki manzaraya döndü yeniden. Ama Kathleen şimdi daha huzursuz ve mutsuzdu. Biraz da öfkeli. Neye öfkelendiğinden emin değildi, ama öyleydi işte. Tam da o sırada çok tuhaf birşey oldu. Brian bir anda oturduğu yerde gürültüyle yana devrildi. Gözleri kapalıydı, bayılmıştı ama kıvranıp duruyordu. Yüzünde acı ifadesi vardı.

Kathleen şoku atlatır atlatmaz Brian'ın başucuna geçip ona seslendi. "Brian! Brian, neyin var? Brian!" derken yanaklarını hafifçe tokatlayıp kendine gelmesini sağlamaya çalıştı. İşe yaramıyordu. Çocuk onu duymuyor, yalnızca kıvranıyordu. Yalnızca birkaç dakika önce sapasağlam, oldukça iyi görünürken neden birden böyle hastalandığına anlam verememişti. Az sonra Brian yavaşça gözlerini açıp ona baktı. Acısı durmuş, rahatlamış görünüyordu. Aynı zamanda şaşkın. Kathleen yavaşça onun yüzünü ellerinin arasına aldı ve saçlarını geriye itti. "İyi misin?" diye sordu endişeyle. Neredeyse ağlayacaktı. Brian öyle hızla ellerinden kurtulup, dudaklarına ulaştı ki... Nefesi kesilmişti. Yanaklarının pembenin en koyu tonuna büründüğünü hissedebiliyordu.

Brian kendini geri çektikten sonra bir süre ifadesizce bakıştılar. İkisi de ne olup bittiğinin farkında değil gibiydi. Kızı öpmeye kalkan Brian'ın kendisi bile. Kathleen şaşkınlıkla açık kalmış ağzını kapattı ve beceriksizce birşeyler gevelemeye yeltendi. Ama Brian'ın ondan öyle uzaklaşmaya çalışması onu susturdu. Yaptığından utanmış mı yoksa pişmanlık mı duymuştu bilemiyordu. Ne olura olsun kızla böyle oynamaya hakkı yoktu.

Herşeyin biraz sonra daha da kötüye gideceğinden haberi olmayan Kathleen ne yapacağını bilmediğinden acınası bir halde üstünü başını düzeltmeye başladı, buna hiç ihtiyacı yokken. Belki oradan hemen gitse... Bir anda gözünün önünde meydana gelen patlamalar, Brian'ın kurtulma çabaları kızı önce afallatmış daha sonra ona aklını kullanıp birşeyler yapması gerektiğini hatırlatmıştı. Hemen arkalarındaki süpürge gözüne çarptı. Onu kapıp çocuğun yanına koşana kadar Brian çatıdaki boşluktan aşağı düştü kaskatı bir halde.

Kız hemen onun ardından gidip açılan genişçe delikten aşağısını gözledi. Brian evin merdiven sahanlığında hareketsiz yatıyordu ve Deli Benj... Yani sadece Benjamin olduğunu sandığı bir adam etrafa saçılan tozdan öksürüklere boğularak yavaşça onun başına doğru yürüyordu. Kathleen görülmek istemediği için hemen geri çekildi ve onu oradan nasıl kurtarabileceğini düşünmeye başladı. Adam kesinlikle ondan daha tecrübeliydi, ona karşı duramazdı. Başka bir yol bulmalıydı ama ne ? Bir an sonra seçebileceği tek yolu seçti. Yüzüne öfkeli bir ifade yerleştirdi ve süpürgeyle delikten aşağı süzüldü.

Adam onu görünce şaşkınlıkla bir adım geriledi ve asasını Brian'dan önce ona doğrultmaya hazırlandı. Kathleen olabildiğince şirret görünmeye çalışarak, tıpkı büyük teyzesi Rhonda gibi, kararlı bir ifadeyle elini kaldırdı ve konuştu: "Onu benden önce siz buldunuz demek, Bay Benjamin.." Adının başına "Deli"yi eklememek için kendini zor tuttu. Adam bir anlığına durgunlaştı. Kathleen bunu fırsata çevirmeye kararlıydı. Başını Brian'a çevirip ona yaşlı adamın da görebileceği keskin bir bakış attı. "Seni defalarca uyardık, Trelawney. Sen ve o haylaz arkadaşların! İşte sonunda olacağı buydu. Demek seni bir başına bırakıp gittiler." Asasını ona doğrulttu. "Çözül." Yeniden Benjamin'e döndü. "İzin verirseniz şimdi onu anneme teslim etmek üzere götüreceğim, Bayım. İyi bir ceza alacağından hiç kuşkunuz olmasın."

Artık yapabileceği tek şey Benjamin'in yalnızca bu akşamlık da olsa deliliğini bir kenara bırakıp sağduyulu davranmasını dilemekti. Çocuğu kendisi cezalandırmaktansa, üvey annesinin cezalandırmasını yeğlemesiydi. Yüzündeki ketum, kendinden emin ifadeye rağmen heyecan ve korkudan ölmek üzereydi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Perş. Mayıs 05, 2011 8:32 pm

Yerde kaskatı yatarken, kalkan tozdan dolayı görüşü zayıflamış olan Brian'ın etrafında olanlar hakkında bir fikri yoktu. Sırt üstü yatıyor durumda olduğundan sadece düştüğü kocaman boşluğu ve onun üzerinde çok yukarılardaki yıldızları görebiliyordu. Gözlerini çevirebildiği kadar zorladı ve etrafına göz gezdirmeye çalıştı, gözüne duvarlarda asılı tozlu portreler çarptı. Hepsi de portrelerinden somurtkan suratlarla bakıyorlardı. Brian hemen bunların Muggle olduğunu anladı çünkü portrelerdeki kişiler hareket etmiyordu.

Biri hırıltılı nefesi ve aradaki kesik kesik öksürükleriyle ona yaklaşıyordu. Merdivendeki ayak sesleri gittikçe yaklaştı. Sonunda başının üstüne asasını ona dikmiş yaşlı bir adam göründü. Adamın saçı ve sakalı birbirine girmişti, sanki az önce biri ile saç saça baş başa dövüşmüş gibi görünüyordu. Kaşları o kadar uzundu ki neredeyse gözlerine gireceklerdi. Brian ister istemez bu adamın bu evde ne aradığını ve yıllardan beri neden yalnız başına burada kalmak istediğini anlayamıyordu ama anlam vermesi de gerekmezdi. Herkes onun deli olduğunu düşünüyordu değil mi? Öyleyse deli olmalıydı. Davranışlarından aksini çıkarmak pek mümkün değildi.

Tüm bunları düşünürken üzerindeki açıklıktan içeri süpürgeli biri süzüldü. Brian onun uzun sarımsı kızıl saçlarından Kathleen olduğunu hemen anladı ve içinde büyük bir mutluluk duygusu kabardı. Onu bırakıp gitmeyeceğini biliyordu. Süpürgenin üstünde süzülerek yere indi, bastığı yerde bir toz bulutu yükseldi yine. Brian içinden umarım aptalca bir şey yapmaz diye düşünürken Kathleen garip bir ses tonu ile konuşmaya başladı. Brian Benjamin'in dikkatini ona verdiğini görebiliyordu.

"Onu benden önce buldunuz demek, Bay Benjamin..." Adam gözlerini kısmış ona dikkatle bakıyordu. "Seni defalarda uyardık, Trelawney. Sen ve o haylaz arkadaşların! İşte sonunda olacağı buydu. Demek seni bir başına bırakıp gittiler. Çözül" Brian bir an vücudunda bir sıcaklık hissetti, üzerinden büyük bir yük kalkmıştı sanki. Yerinde doğruldu, sağ elini başına götürdü ve başını ovaladı. Sonra tekrar Kathleen'in sesi duyuldu. "İzin verirseniz şimdi onu anneme teslim etmek üzere götüreceğim, Bayım. İyi bir ceza alacağından hiç kuşkunuz olmasın"

Brian adama döndü. Benjamin odak noktasını yitirmiş gözlerle Brian'a bakıyordu. Şaşırmış gibi görünüyordu ama bundan ziyade kelimeleri anlamakta güçlük çekiyormuş gibi bir hali vardı. Sanki yıllardır biri ona "Bayım" dememiş gibi bakıyordu. Brian bunun mümkün olabiliceğini düşününce adama acıdı. Adam ağzını açtı, hırıltılı bir nefesin ardından bir öksürük krizine tutuldu. Sonunda konuştu.

"Sen... Lily?" dedi başını ani bir hareketle Kathleen'e çevirerek. Kathleen ise adamın numarayı yediğini düşünerek başını hafifçe aşağı yukarı salladı. Brian onun dudaklarının hafifçe kıvrıldığını gördü. Adam konuşmasını sürdürdü.

"Ve sen, Troleybüs. O yüzüğü sahibine vermelisin. Bana. " Brian bir an adamın seslendiği kişiyi aramak için etrafına bakındı ama burada Kathleen ve ondan başka kimse yoktu. Sonra tekrar Kathleen'e doğru seslendi. "Lily..." duraksadı ve ardından Kathleen'in bile fark edemeyeceği bir hızda -yaşlı adamdan beklenmeyecek bir çeviklikle- asasını salladı ve "Expelliarmus" diye hırladı. Kathleen'in asası elinden uçtu ve arkasındaki duvara çarptı. Brian adamın neden böyle davrandığını anlamasa da Kathleen'e olan davranışı onun harekete geçmesini sağladı ve anında yüzüğün bulunduğu işaret parmağını kaldırarak "Sersemlet" diye bağırdı. Adam yere yığıldı. Poff.

"Gitsek iyi olur!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Cuma Mayıs 06, 2011 12:22 pm

Şu Benjamin sahiden de dedikleri kadar çatlaktı. Kathleen'e Lily diyecek kadar, Brian'a Troleybüs diyecek kadar... Hatta çocuğun parmağındaki yüzüğün kendisine ait olduğunu iddia edecek kadar. Ama yine de kızın sandığı kadar çabuk yememişti bu küçük numarasını. Dikkatlerini dağıttığı anda asasnı sallayıvermiş ve Kathleen'i etkisiz bırakmıştı. Brian'ın karşılık olarak yaptığı sersemletme büyüsü onlara zaman kazandırmıştı. Ellerinden geldiğince çabuk hareket ettiler. Kız asasını, Brian da süpürgeyi kaptı ve geldikleri açıklıktan dışarı uçtular.

Ordan uzaklaşırken, yol boyunca hiç konuşmadılar. Kız Brian'ın beline sıkıca sarılmış boş boş bakınıyordu. Ne gündü ama! Bir sürü şey olmuştu ve kız hangi birine kafa yoracağını bilemedi. Hayley'nin notu, Brian'a verilen yüzük, Kathleen'in bazı duygularının farkına varışı, Brian'ın o tuhaf krizi ve... Ve kızı öpmesi elbette. Eh bir de Benjamin. Deli Benjamin.

Yavaşça hanın arka bahçesine indiler. Kathleen süpürgeden inip banka oturdu. Brian da aynısını yaptı. Kız, ondan önce lafa girdi. "Bu gece olanlar hakkında kimseye birşey söyleyemeyiz. Yüzüğün gerçekten de işe yaradığı gerçeği hariç." Onun cevap vermesini beklemedi. Zaten daha çok kendi kendine konuşuyormuş gibiydi. "Annem bizi bu saatte ayakta bulursa hiç iyi olmaz. Daha geç olmadan yukarı çıksak iyi olur herhalde." Birlikte içeri girdiler. Salondan geçip arka merdivenlere geldiler. Brian ona önden çıkması için yol verdi. Kathleen yavaşça yukarı çıkarken aniden durdu ve kendisinden iki basamak aşağıda duran Brian'a döndü. İki kez konuşmak için ağzını açtı ama ne diyeceğini bilemedi. Kafasının karışıklığı yüzüne vurmuştu. Brian sebebini çok iyi biliyor olmalıydı.

"Bir anlamı var mıydı? Şeyin... Öpücüğün. Yoksa o tuhaf baygınlığın yüzünden ba..." Brian telaşla sözünü kestiği için cümlesini tamamlayamadı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Cuma Mayıs 06, 2011 6:46 pm

Benjamin'i sersemleten Brian hemen yerden kalktı. Üstü başı toz içinde kalmıştı ama ondan öte, çatıdan düşmenin etkisiyle her yanı ağrıyordu. Etrafına bakındı ve merdiven sahanlığında yerde yatarken gördüğü portrelerden başka bir şey olmadığını gördü. Hemen önünde yüzünde şaşkın bir ifade ile dikilen Kahtleen ise olanların şoku içerisinde gibi görünüyordu. Arkasına dönüp asasını aldı, o sırada süpürgeryi alan Brian yavaş hareketlerle süpürgeye bindi. Onun arkasına binen Kathleen, Brian'ın beline sıkı sıkı sarıldıktan sonra yükseldiler, yaşlı adamı yerde yatar halde bırakarak.

Yükseklerden uçarak hanın bahçesine doğru ilerlediler, sonunda hanın arka tarafındaki bahçeye indiler. Bahçedeki bankta biraz zaman geçirdiler ve Brian Kathleen'in kısa süren tavsiyelerini dinledi. Daha sonra hanın içerisine giden kapıya doğru ilerleyip küçük taş havuzun yanından geçtiler ve sıcaklığıyla rahatlatan han salonuna girdiler. Brian içeri adımın attığında kafasında Benjamin'in söylediklerini tartıyordu. Adam yüzüğün ona ait olduğunu söylemişti ama Kathleen'e Lily, Brian'a da Troleybüs demiş biri olarak onun söylediklerinin sadece bir saçmalıktan ibaret olduğunu kabullenmek zorunda kaldı.

Kimsenin gözüne takılmadan odalarına çıkan merdivenlere doğru yöneldiler, Brian Kathleen'in biraz önünden gitmesine izin verdi. Merdivenlerin sonuna gelmek üzereydiler ki; Kahtleen birden arkasını döndü, gözleri Brian'ın gözlerindeydi. Bir an tereddüt etti. Sonra konuştu. "Bir anlamı var mıydı? Şeyin... Öpücüğün. Yoksa o tuhaf baygınlığın yüzünden ba..."

Brian kızın böyle bir soru soracağının farkındaydı ama en azından bu gece olmaz diye düşünüyordu. Onun sözünü kesmekte gecikmedi, "Bir anlamı yoktu, sanırım." dedi, kızın gözlerine bakmakta zorlanıyordu, başını ayaklarına çevirdi. "Ben neden öyle hissettim bilmiyorum. Belki de Veela olaylarıyla ilgili bir şeydir." Gerçekten çok patavatsızca bir davranış olduğunun farkına varsa da, söylediklerini geri alamazdı artık.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Cuma Mayıs 06, 2011 7:09 pm

Brian'ın yanıtı üzerine sırtını dikleştirdi ve zorlukla, sahte bir gülümsemeyle başını salladı. "Evet, ben de öyle tahmin etmiştim." Arkasını dönüp kalan basamakları da yavaşça çıktı. Bir yandan da sözlerini tekrar ediyordu sessizce. "Veela olayı. Evet. Elbette."

Kapısının eşiğinde son kes Brian'a dönüp, "Yüzüğün işe yaradığına sevindim." dedi. Çocuk yalnızca başını sallamakla yetindi. Birbirlerine iyi geceler dileyip odalarına çekildiler. O gün yaşadıklarını düşünüp durmak, Kathleen'i saatlerce uyanık tutmaya yetmişti. Brian. Onun ilk hayalkırıklığı olacaktı. Belki aynı zamanda da son...

- RP SONU -

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reginald Weisberg
Lord Jules Müdürü & Büyü Bilimi Profesörü
Lord Jules Müdürü & Büyü Bilimi Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 87
Yaş : 23
En Belirgin Özellik : Otorite, mantalite
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Emre
Kayıt tarihi : 13/07/10

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Wandless, Zihnebendar
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: 12 Sene Önce   Ptsi Mayıs 09, 2011 7:51 pm

RP bittiğinden başlık kilitlenmiştir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
12 Sene Önce
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: LONDRA :: Snowflake Hanı-
Buraya geçin: