Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Sanguis

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cynthia Alemonian
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Sanguis   Ptsi Nis. 11, 2011 10:18 pm


Cynthia Alemonian&Brian Deucalione

Dünyaya gülücükler saçarak gelmiyoruz, ağlıyoruz sadece. Sevindiğimiz için mi yoksa sadece dünyanın acımasızlığını daha ilk andan itibaren gördüğümüz için mi? Kim bilebilir ki? Aslında herkes yaşadıkça anlıyor. Zaman, zaman keşke doğmasaydım dediğimiz de oluyor. Zaman, zaman da keşke yaşıyorum dediğimiz de oluyor. Peki, hangisi doğru olan; yaşadığımız için sevinmemiz mi, yoksa yaşamaktan nefret etmemiz mi? Bu çelişkili bir soru aslında öyle bir an gelir ki ölmek isteriz, öyle bir an gelir mi iyi ki de doğmuşuz deriz. Peki, o zaman doğduğumuz ilk anlarda neden ağlarız, gözyaşlarımızı bağırışlarımızı kime duyurmaya çalışırız. Sesimizin çıktığı son noktaya ulaştığımızda hayat bize daha kibar mı davranıyor. Hiç de değil. Olabildiğince acımasız davranıyor. Gün geliyor içimiz acıyor, gün geliyor sevinç kahkahaları atıyoruz, gün geliyor ölüyoruz… Geldiğimiz yere geri dönüyoruz.

İnsanın içini acıtan yalnız olması mıdır? Yoksa etrafındaki herkese rağmen kendini yalnız hissetmesi midir? Ama o asla yalnız olamaz, o her zaman güçlüdür. Gücünün kaynağı ne peki? Kendisinin ne bildiği meçhul aslında, neden ve ne için davrandığını kendisi de bilmiyor. Teni ölüm kokan bir yaratık sadece… Güzellik her şey değildi, çekici olmak da her şey değildi. Ama onun için elinde tuttuğu en önemli güçlerden biriydi. Güzel ve çekici bir vampir olması onu kendine göre her şeyin üstünde yapıyordu. Eline ne geçerse yok etmek uğruna savaşıyordu. Elde edemediği şeylerin sonu ise mutlak ebediyet oluyordu. Neden olmasın ki? Öldürmek onun kanına doğduğu andan itibaren işlemişti. Sevmekten yıllar önce vazgeçmişti.

Bara yakın bir masada oturuyordu; içeriye giren müşterileri izliyor, bir yandan da kitap okuyordu. Elindeki kitabı ilk defa okumuyordu ama her okuduğunda ayrı bir şey buluyordu ve bu durum onun oldukça hoşuna gidiyordu. Barda duran barmenlerin müşterilere olan davranışlarını özellikle oldukça inceliyordu. En ufak bir hatada kapının önüne koymaya hazırdı çünkü. Ama şu ana dek en ufak bir şeylerini görmemişti. Gözlerinin keskin olması bir yana hislerinin de oldukça kuvvetli olmasından dolayı kendine aşırı güveniyordu. Aslına bakılırsa oldukça kendine güveniyordu, kendini zaman, zaman diğerlerinden üstün görüyor öne çıkma konusunda oldukça başarılı oluyordu. Her zaman için gücün kendisinde olduğunu düşünüyordu. Karamsarlık ona göre değildi, üzülmek de ona göre değildi. Onu ayakta tutan asıl şey acımasızlığı idi. Aynaya baktığında kendiyle övünen bu yaratık gün geçtikçe kendinden daha emin oluyordu. Hayatın ona acımasız davranmasına artık aldırış etmiyor, tam tersi artık o da hayata acımasız davranıyordu. Onun için gökyüzü mavi değildi, çimenler yeşil değildi; tam aksine gökyüzü kan kırmızısı, çimenler solgundu. Aslında gözlerindeki ışık da çok önceden solmuştu.

Bar oldukça sessizdi. Hatta fazlasıyla, olabildiğinde çok fazla sessizdi. Bazen bu sessizlik insanın canını sıkabiliyordu. Üstündeki siyah elbisenin göğüs kısmındaki taşlarla oynuyordu. Barın kapısı her açıldığında gözü kapıya takılıyor daha sonra da bara… Ardından kitabına geri dönüyordu. Ama bu sefer kapı açıldığında içeriye kan kokusu dolmuştu adeta. Oturduğu yerden ani bir refleksle kalktı.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sanguis   Ptsi Nis. 11, 2011 10:51 pm

Lanet yüzyıllar boyunca iki dudak arasından çıktığında bile insanlar ürpermesine neden olan ilahi bir güç. Sevilmeyen tüm varlıklara lanetli varlıklar, sevilmeyen tüm mekânlara ise lanetli ev yâda lanetli ada demek insanoğlunun orası hakkındaki düşünceleri alelade ifade etmesine neden olur. Bilinen lanetli şeyleri sayın dediğinizde kitapların tozlu sayfalarında bile iki olağandışı bilgi ile karşılaşırsınız. İlki herkesin yüzyıllar boyunca bile çözemediği bir bilmece olan piramitler ve onların gizlediği sırlardır. Lanet dediğinizde aklınıza Firavunlar onların şifacıları, büyücüleri hatta kedileri bile akıllara gelir. Piramitler ise içine girildiğinde kaybolunacağına inanılan aşılmaz labirentlerdir yüzyıllar boyunca girilmemiş ve el deymemiş olarak görülür.

İkinci lanetli olgu ise kan ile mühürlü olan ve çocukların korkutulmasında bile her zaman dilden dile dolaşan hatta adlarının bile söylendiğinde etrafa kaçamak bakışlar atılmasına neden olan vampirler. Şimdilerde değişen bir olgu vampirlerin insanlardan farkının olmadığını zanneden küçük beyinli insanlar artık çocuklarına vampirlerin hiçte korkulacak yaratıklar olmadığını hatta âşık olunabileceğini anlatmaları elbette vampirlerin insanların aralarında sorunsuz dolaşmalarına olanak sağlamaya başladı. Sokaklarda karşılarına bir vampir çıksa da âşık olsak diye gezen bir sürü ergen kızlarla dolmaya başlamış durumda. Devrin değişmesi vampirlerin avlanmasına olanak sağlamakla birlikte daha geniş bir avlanma alına sahip olmalarına neden olmaya başlamış. Ama insanoğlunun bilmediği bir şey varsa ki buda kansız bir varlıktan dost olmaz…

Çıkmaz bir sokakta, titrek bir ışığın hemen altında, taş zeminin üstünde üzerinde siyah gece elbisesi ile yerde yatmış hareketsizce duran bir kadın, yanı başında ayakta durmuş üzerinde siyah uzun deri bir palto ile yerde yatan kadına bakan bir adam. Çıkmaz sokağın başında beliren küçük çocuk ile adam yerinden hafifçe sıçramasına rağmen çocuğa bakmaya bile tenezzül etmedi. Çocuk küçük adımlarla adam ve kadına yaklaşırken ağzından belli belirsiz ‘Anne’ kelimesi çıkıyordu. Küçük ayakları onu geri götürmek ister gibi taş zeminde sürüklenirken adama biraz daha yaklaşıyordu. Uzun saçların rüzgârda dağılmış gibi duran adam arkasını döndüğünde çocuk ona çoktan yaklaşmıştı bile, küçük çocuk çığlık attı adamın ağzından akan kanları fark etmesi ile yerde yatan annesin hareketsiz duruşunun sebebini anlaması çok zamanını almamıştı ama ayakta duran adama fazlası ile yaklaşmıştı. Adam çocuğu tek eliyle havaya kaldırdı “Annen akşam yemeğim sende tatlımsın evlat” dedikten sonra çocuğun küçük boğazına usturadan keskin dişlerini sapladı.

Cılız ışıklı sokaktan çıktığında arkasında bıraktığı ölmüş bedenleri umursamıyordu çünkü onlarla işi bittiğinde hayatlarını ellerinden almış anlamsız bedenlerini geride bırakıyordu. Tiksindirici bulduğu insan bedenlerini, aciz ve bir o kadarda anlamsız. Sokaktan çıktığında paltosunun yakalarını kaldırdı, gece yarısını geçmiş olmalıydı kolunda bulunan saate baktı ve hızlı adımlarla ki bu insanların hızlı adımlarıydı caddenin karşısına geçti. İnsanlarla dolu bir sokağa döndüğünde ağzından yeniden sular akmaya başlamıştı bile, yanından geçen sarışın bir kadının omzuna çarpması ile dişlerini gıcırdattı. Kadın ise alkolün vermiş olduğu his ve vampirlerin genel cazibesi ile bunu bir kur havasına dönüştürerek Brian’a baktı vahşi bir şekilde. Gözlerini kaçırmadan kadına bakarken yanında yürüyen erkek arkadaşı kızı kolundan tuttuğu gibi çekiştirmeye başladı. Brian dudaklarını hafifçe bükerek gülümsedi bu sahneye yürümeye devam etti.

Canı içki içmek istiyordu ama vampirlerin içki anlayışları da biraz değişikti tabi Brian’a göre, bir bara gidip hiçbir şey içmeden içki içen insanları gözler sonra en sarhoş olan adamı çıkarken yakalar kanını içerdi. Kana karışan içki miktarı Brian’ın istediği içki miktarına genelde eşit olur ve bu onu tatmin ederdi. Hızlı adımlarla insanların içki içmek için uğradıkları mekânları gezerken buralarda bulunan o kötü kokulu yerlere girmek içinden gelmiyordu. Büyücü öldürmek Brian’ın çok sevdiği öldürme tarzlarından biriydi elinde asası bir o yana bir bu yana sallayan ve ağzından çıkan büyülü sözlerin karşısındakini vampiri öldüreceği zannedenler genelde Brian’ın dişlerini geçirmesi ile ölümün soğuk yüzünü tadıyorlar. Hızlı adımlarla dar bir sokaktan geçti, sonra sola döndü tekrar hızlandı artık vampirliğin özelliği olan o hız ile ilerliyordu. Tekrar dar bir sokaktan geçtiğinde karşısına çıkan duvarı yavaşça itekledi aslında çıkmaz gibi görünen duvar biranda bükülmeye, arkaya doğru açılmaya başladığında hızlıca duvarın açılan kısmından geçti. Aslında masum insanları öldürmek daha iyiydi, Brian’a göre tatları karanlık işlerle uğraşanlardan daha lezizdi.

Etrafta yürüyen büyücüler vardı ama Brian’ın canı içki içmiş birini öldürmek istiyordu ve bunu yapacağı yeri zaten biliyordu. Hızlıca ilerledi ve karanlık büyücülerin bulunduğu soka saptı, gideceği barı ezberlemişçe ilerleyen hızlı ayakları barın önüne geldiğinde biran duraksadı. İçerisi kalabalıktı, barın kapısını açtığında içeride bulunan insanların ne kadar da çok alkol aldıklarını kanlarının kokusundan anlayabiliyordu. Hafif tebessüm ile bara doğru ilerledi kendine oturacak bir tabure buldu ve oturdu. Etrafı seyretmeye başlamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cynthia Alemonian
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sanguis   Salı Nis. 12, 2011 8:44 pm

Bir lale bahçesinin ortasında çimenlerin üstüne oturmuş elindeki laleleri izliyordu. Renk, renk laleler güneşin de yansımasıyla olağanüstü bir hal alıyor, göz kamaştırıyordu. Ama birden gökyüzü karardı, nefesler kesildi, tek bir yaprak kıpırdamadı. Gökyüzüne baktığında güneşi perdeleyen şey dikkatini çekti. Masumiyet dolu bir karanlık güneşin ışıltısına kısa bir zaman da olsa son vermişti. Elindeki laleler yere düştü, yavaşça ayağa kalktı ve eve doğru yürümeye başladı. Adımları git gide sıklaşıyordu ve daha da hızlı koşmaya başlıyordu, ilerliyordu, daha da hızlı ilerliyordu. Bir çığlık sesi lale bahçesini inletmişti, sesin evden geldiğini anladığında artık yürümüyor sadece koşuyordu. Nefes, nefese koşuyordu. Eve geldiğinde kapıyı açmakta biraz da olsa tereddüt etti ama kapının kolunu yavaşça indirdi ve kapıyı açtı. “Anne! Nerdesin?” Salonda ilerliyordu, bir yandan da etrafına bakıyordu. Koridorda ulaştığında burnuna aşırı derecede keskin bir koku geliyordu. “Anne, burada mısın?” Mutfağın olduğu tarafa yöneldi, annesi bütün vaktini orada geçirirdi. Mutfağa girmesiyle, dehşeti kalbinde hissetti. Gözlerinden itibaren tüm bedeninin üşüdüğünü hissetti, kalbinin atışını kulaklarının derinlerinde duydu. O andan itibaren hayat durma noktasına gelmişti. Genç kızın çığlığı bütün evde yankılandı…

Aradan sadece birkaç yıl geçmesine rağmen o anı asla unutamıyordu. Artık korkmuyordu belki de ama o anda hissettiği duyguyu her ne olursa olsun unutamıyordu. Aklından tek silemediği anısını herkese yaşatmaya yemin etmişti. Artık o bahçede oturup laleleri ile oynayan kız değildi. İçini intikam bürüyen bir yaratıktı. Ama geçmişini her ne olursa olsun saklamaya yemin içmiş bir yaratıktı. Belki sonu gelir miydi bilinmez ama nereye kadar devam edeceğini sadece o biliyordu. Her ne olursa olsun vazgeçmeyecekti. Belki bu vazgeçmemek onun sonunu getirecekti ama vazgeçmeyecekti.

Oturduğu yerden kalktığı gibi bara doğru ilerledi. Adımlarını atarken barın sessizliğine inat ayağındaki topuklu ayakkabıların çıkardığı ses barın sessizliğini bir çığın düşüşü gibi bozuyordu. Barda duran adamın bardakları silişi ve yerlerine yerleştirişini çok net bir şekilde duyuyor, kulakları en ufak bir fısıltıyı dahi duyuyordu. Bara geldiğinde içeriye giren adamın masasına giden barmeni kolundan tuttu. “Sen bırak, ben ilgileneceğim. Sen diğer müşterilerle ilgilen.” Dedi. Barmen patronundan duyduğu sözlerle ilk başta irkilmiş olsa da dediğini hemen uyguladı. Tek kelime daha etmeden arkasını döndü ve diğer müşterilere doğru ilerledi. Cnythia masaya geldiğinde adamı baştan aşağıya önce bir inceledi, ardından gözlerini adamın gözlerine odakladı ve “Ne arzu edersiniz bayım?” diye sordu. Adamdan aldığı negatif enerji bir yana gözlerindeki anlamsız bakışlar Cnythia’yı oldukça rahatsız etmişti. Adamda yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunun farkındaydı ama ne olduğunu tam olarak anlayamıyordu. Ama açıkçası içki isteyip istemeyeceğini oldukça merak ediyordu. Cnythia ellerini önünde birleştirdi ve dik duruşu ile adama baktı.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sanguis   Cuma Nis. 15, 2011 8:40 pm

Lanetli nefesini her alış verişinde içine işleyen kan kokusu ile ağzı biraz daha sulanıyordu. Karşısına geçen barmenin yüzünü görmüştü ki arkasında beliren kıza gözleri kaydı. Güçlü yanı olmasına rağmen asil bir duruşu vardı. Barmene bir şeyler söyledikten sonra Brian’ın karşısına geçti. Gözlerindeki korku tanımayan bakışları gördüğünde Brian karşısındakinin ne olduğunu biliyordu ama bu kadar insan içinde kalabilmek oldukça güçtü ve bunu başarmayı bilmek güçlü bir varlığa sahip olmaktı. Brian karşısındaki kadının sözleri üzerine tatlı bir tebessüm takındı, gözlerini ondan kaçırmıyordu, karşısındaki kadını önce tartması onun hakkında olabildiğince bilgi sahibi olması gerekiyordu.

Kadına bakarken gözlerini gözlerinden ayırmadan “Arzu ettiğim şeylerin arasında sizin gibi mükemmel bir varlığa sahip eşsiz bir güzelde var ama bu kadar güzel bir kadının elbette bir sahibi vardır” yüzündeki sırıtışın silinmesine fırsat bile bırakmadan hemen tekrar kelimelere başvurdu. “Ee sence en iyi içkiniz hangisi? Kan gibi kırmızı, tatlı bir şarap mı?” kan kelimesini bile, bile sığıştırdığı cümlesinden sonra kadının yüzüne tekrar bakıyordu. Gözlerindeki ani parlamayı bekliyordu ama karşısında duran kadının hiçbir tepki vermeye niyeti yok gibiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cynthia Alemonian
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sanguis   Cuma Nis. 15, 2011 9:04 pm

Karşısındaki adamın sözleri bir yana bakışları da bir o kadar rahatsız ediciydi. Diğer müşterilere göz ucuyla baktığında hepsinin gözünün adamın üstünde olduğunu fark etti. Ama her zamanki gibi surat ifadesini hiç bozmuyordu. Belki de en güçlü yanı buydu, her zaman için tepkisiz gibi görünmesi ve aynı zamanda dik duruşunu hiç bozmaması. Gözlerini kırpmadan adama bakıyordu. Sözlerinden sonra sinirleri resmen gerilmişti ama sakin olmayı başarabiliyordu. Kendine hâkim olmak zorundaydı. “Eğer içki istiyorsanız isteyin yoksa başka hiçbir konu sizi alakadar etmiyor. O koca burnunuzu ancak kendinize layık yerlere sokun.” Dedi. Adamın ne tepki vereceğini bilmiyordu. Aslında bilmek de istemiyordu. Adamın kan diyişi bile bir hayli farklıydı. Sanki istediği şey şarap değil de bir torba dolusu kandı. Cynthia kaşlarını kaldırarak karşısında duran adama bakıyordu. “ Barımızda size layık bir şarap mutlaka vardır.” Dedikten sonra barmene döndü ve “ Şu adama eski şaraplardan birini verin. Kırmızı olacak.”

Cynthia oturduğu masaya tekrardan geri döndü ve adamın davranışlarını izlemeye koyuldu. Barında bir vampirin olması yeterince kötüydü, çünkü burada ondan başka vampir olamazdı, barındırmazdı. Güzel vampir daha fazla dayanamadı. Oturduğu sandalyeden kalktı ve adamın yanına gitti. “Beyefendi lütfen dışarıya çıkar mısınız?” Cynthia sözlerini söylerken adamdan gelen keskin kokuya karşı nefes almamaya çalışıyordu adeta. Ama başarabilecek gibi değildi. Çünkü öylesine keskindi ki… Cynthia arkasını döndü ve barın kapısına doğru yöneldi, adamın arkasından geleceğine emindi, dediği gibi de olmuştu adam arkasından geliyordu. Kapının önüne çıktığında arkasını döndü ve adamın gözlerini içine baktı. Eliyle adamın yakasını tutarken “Sakın buraya bir daha gelme, sakın. Seni lanet olası hayvan leşi.” Cynthia arkasını döndü ve bara doğru yöneldi. Ama adamın bir hamlesiyle tekrardan arkasını döndü..

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sanguis   Ptsi Nis. 18, 2011 8:23 pm

İçkisini yudumlamak için geldiği barı sevmişti, karşısında durmuş hakaret etmemek için kendini zorlayan kadına baktığında gülmemek için kendini zor tutuyordu. Nasıl olurda bu kadar sakin olabilir düşüncesi Brian'ın düşüncelerine yansıyordu. Aslında düşündükleri saçmalıktan ibaretti çünkü kadın resmen Brian'a hakaret ediyordu ve hiçbir şey yapmadığı halde, göz ucuyla süzdüğü bazı ahmak müşterileri Brian dan gelen güçlülüğü hissetmiş olacak ki bazen kafalarını çevirip ona bakıyorlardı ama bunda Brian'ın hiç suçu yoktu. Kadın ağzı dolmuşçasına konuşurken Brian sabır göstermek ile meşguldü, barı dağıtma potansiyeli yüksek bir katile ne kadar zor bir durum olduğu sıktığı ellerinden belliydi. Kan olmayan beyaz parmakları şimdi daha bir beyaz olmuştu. Gözlerini ayırmadan izlediği kadını ne kadar çabuk öldürebileceğini hayal etmeye başlamıştı bile ve o zaman anlamıştı ki bu kadının bu barı son görüşü olacaktı. Brian sabırsızca bekledi kadın nihayet bir müşteriye nasıl davranılacağını bilmeye başlamıştı ki tekrar Brian'ın hiç hoşlanmayacağı abuk sabuk laflar etmeye başladı. Ne kadar da kaba konuşuyordu mükemmel bir vücudun arkasına saklanmamış erkeksilik yâda bir o kadar kabalık. Vampirlerin geneli her kadar ölümcül olsalar da kaba yaratık değillerdi. Kabalık genlerinde yoktu zarif olmak onlara bahşedilmiş bir oldu olmuştu asırlar süren ölümsüz hayatlarında ama karşısındaki vampir bundan hiçbir nasip almamıştı. Barmene döndüğünde söylediği sözler bile rahatsızlık vericiydi Brian barmenin kendine doğru tekrar dönmesinden rahatsız olmuştu.

Ayaklarını sürükleyerek karşısına geçtiğinde Brian elini sus işareti yapar gibi bir hareket yaptı. Barmen ne olacağını yâda tehlikenin varlığını sezmiş olacaktı ki olduğu yerde çakılı kaldı. Kadın oturduğu masadan tekrar kalktığında Brian neler olabileceğini az çok tahmin edebiliyordu. Yavaş ve zarif olmayan biri için bile zarif olan hareketlerle yaklaştığında göz ucu ile bir barmene birde yaklaşan kadına bakıyordu. 'Barın üzerinden barmenin üstüne zıpla kafasını ikiye ayır, böylelikle büyük bir kargaşa çıkar sonrada şu kaltağın işini bitir' beynindeki onlarca öldürme planı devreye girmişti bile aslında yapması gereken yâda yapmaya çalışsa olacakları tahmin eden içgüdüleri her zamanki gibi devredeydi. Ölümcül düşünceler arasında kadının ona yaklaştığını hissetti. Kadın ağzında birkaç şey geveledikten sonra Brian sadece git demenin en makul söz olacağını düşündü kadının yerinde olsa ama böyle bir şeyi neden isteyeceğini düşündüğünde de hiçbir sebep göremiyordu. Kadın arkasını Brian'a döndüğünde Brian içinde 'Hata, hem de büyük bir hata' kadın düşmana arkasını dönmekle ne kadar avcılığından ve savaşçılıktan yoksun olduğunu anlatmıştı Brian'a kadın yürürken Brian'da arkasından yürüyordu. Aslında kafasını koparmak adına birçok düşünce ile debeleniyordu daha mantıklı bir kavram olurdu. Hızlı olmayan adımlarla kadının gösterdiği kapıya geldiğinde bir katliam yapmanın planlamasını yapıyordu. Kadın biranda Brian'ın yakasına sarılmıştı şaşkınlık ve hayret ile hareketsiz kalan Brian'ı dışarıya doğru savuran kadın hayatının en büyük hatasını yapmıştı. Brian ayakları yere tekrar basar basmaz tekrar zıpladı ve kadının arkasında tekrar belirdi. "Benden bu kadar hoşlandığını bilmiyordum" dedi kadın yüzünü dönmüştü. Kalabalık bir ortam ama Brian'ın umurunda bile değildi bazen kaşınanı kaşımak konusunda hiç beklemezdi. Kadını sağ kolundan yakaladı gözlerine baktı "Madem canın kavga istiyor, kabiliyetini görelim" kadını dışarıya doğru savurdu. Kuvvetli bir savurmaydı, artık Brian kızmıştı ve yapması gerekeni biliyordu kadını sonunda öldürecekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cynthia Alemonian
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
Burgin&Burkes Sahibesi-Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sanguis   Salı Mayıs 03, 2011 7:28 pm

Kızgın ve acımasız bir vampire karşı durmak akıl karı bir iş olmasa gerek. Görünüşü belki karşısındakini yanıltabilir, belki de narin duruşu herkesi şaşırtabilir ama içindeki kaplanı ortaya çıkarmak için an be an bekleyen bir yaratık o. Aslında bir bebek kadar musumdur, ama masumiyetin ne ile ölçüldüğüne bağlıdır bu. Kimin gözünden baktığına bağlı… Bir aşığın gözünden mi? Bir bebeğin gözünden mi? Yoksa bir katilin gözünden mi? Hangisini tercih edeceğin sana kalmış ama sakın unutma asla iyiler kazanmaz bu dünyada. Eğer kazanmak istiyorsan kötü olmaya mahkûmsun, yoksa toprağın altındaki karanlık ve leş kokusu içinde boğulursun. Ölmezsin ama diri, diri yok olursun. Kimse sesini duymaz kimse orada olduğunu bilmez, çünkü sen kaderinin içinde yok olup gitmiş olursun, birinin seni kurtarmasını beklemen hata olur çünkü asla kurtarılmayacaksındır. Elinde kalan son nefesini de toprağa üflersin.

Yediği darbe ile nereye savrulduğunu şaşırdı. Kendini çöp kutularının yanında bulduğunda gözlerinin maviliği yok oldu ve yerini kan kırmızısı bir renk aldı. Olduğu yerden kalktığı gibi üstünü başını temizledi. “Hey! Tüm yapabileceğin bu kadar mı? Bende seni güçlü bir şey zannetmiştim. Yazık… ”Ayağındaki topuklu ayakkabıları adamın suratına geçirmek istiyordu. Adamın anlamsızca duruşunu bir süre izledikten sonra hızlı bir hamle ile adamın üstüne sıçradı. Ayağındaki topuklu ayakkabılar adamın suratında iz bırakırcasına sert bir şekilde tekmesini adamın suratına geçirdi.Adamın tekmenin şiddeti ile duvara savruldu.Duvarda bıraktığı belli belirsiz çatlaklar adamın çarpma şiddetini çok net bir şekilde anlatıyordu. “Ah hadi ama bir bebeksen farksızsın. Seni koca bebek.”

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Geri: Sanguis   Paz Mayıs 08, 2011 9:21 pm

Yediği darbe ile geriye savrulurken bir yere tutunmak istercesine ellerini savurdu. Ama yüzüne aldığı darbenin acısı ile ağzından sadece küçük nidalar çıkarak duvara çarptı. ‘Hıı’ ağzından çıkan en son nidası buydu ama duvarda oluşturduğu çatlağa bakılacak olursa bundan daha fazla bir nida çıkarmış olsa yadırganmazdı. Ayakları yere bastığında darbeyi yediği yanağına elini götürdü ve gülümsedi. Elini duvardan tozlanmış olan omuzlarında gezdirdi ve tozları eli ile temizledi. “Hımm, senin gibi narin ve güzel bir bayandan ancak böyle bir tekme beklenirdi” yavaşça karşısındaki kadının üzerine yürürken “Şimdi anlıyorum ki sen benim terk ettiğim eski sevgililerimden birisin” ayaklarını sürüyerek giderken “Ama seninle bir gece daha yatabilirim, bunu arzuladığına eminim” aslında yapmak istediği karşısındaki kadın ile yatmak değil daha çok onu öldürmek istiyordu.

Karşısındaki kadının üzerine yürürken kadının gardını almış durumda olduğunu gördüğünde gülümsemesini tekrardan takıldı ve devam etti. “O zaman seni şeytan ile dans etmeye çağırıyorum” elini dans etmeye davet edercesine uzattı. Biranda dişlerini ortaya çıkardı biraz eğildi, usturadan bile keskin dişlerinin karşısındaki kadını çağırdığını hissedebiliyordu. Onları kadının tenine geçirdiğinde işlerini yapmalarını isteyecek kendi ise rakibini öldürmenin vermiş olduğu zafer ile sarhoş birilerini bularak öldürmeye devam edecekti. Brian zaten avcıydı karşısındaki kadın ise ormanın derinliklerinde sıkışmış bir gelincikti. Öldürülmeyi bekliyordu ve Brian ona bu iyiliği yapacaktı. Gözlerindeki ateş ile kadına bakıyordu, kafasında oluşan binlerce öldürme taktiği ile biraz daha eğildi ve kadına doğru kalan yolu hızlıca koşmaya başladı. Öldürmek istemiyordu onunla kedi fare oyunu oynamayı istiyordu. Hızlıca kadına koşarken yumruğunu kaldırdı ve kadının yanağına vurdu. Kadından gelen büyük bir ‘Küt’ sesi ve kadının uçması ile Brian durdu. Kadın çöp poşetlerini devirdiğinde Brian hafif gülümsemesi yüzünden silindi yerini geniş bir kahkaha yerleşti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sanguis
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: KNUCKTORN YOLU :: Burgin&Burkes-
Buraya geçin: