Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Değişen Hayat

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Fabio Lémmi
Lord Jules & III. Sınıf
Lord Jules & III. Sınıf
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 3
En Belirgin Özellik : Bilen bilir.
Kan Durumu : Safkan.
Kayıt tarihi : 24/03/11

MesajKonu: Değişen Hayat   Paz Nis. 17, 2011 3:09 pm


    Hayat bu kadar zor mu olmalı?


Kimisi için hayat oldukça güzel geçer; ailesi ile birlikte, mutlu sevgi dolu yuvalarında yetişerek çevresindeki yaşama olumlu bakar. Kimisi için ise oldukça berbat geçer; aile kavramını bilmeyen, anne-baba şefkatinden mahrum, hayata karamsar bir şekilde bakar ya da kendini tamamiyle soyutlayarak yalnızlık hükmü verilir. Başıboş büyüyen çocuk ileride yetiştirilmeye çalıştırılan değerlerle birlikte tanınması zor bir kişilik olur. Kalbinde sevgi tohumlarını serpmek yerine, kötülüğün en yoğun, en etkili zehirli fidanları dikmiştir. Bu fidanlar kalbin en derin kesimlerini hızla sarmalarken bedeni etkisi altına alan acımasızlık ve duygusuzluk hisleri bağışıklık kazanıp, her koşulda kendisini göstermeye başlar.

Sıcak meltem esintisi Fabio’nun masun yüzünü yalayarak geçmiş geride hafif bir şefkat bırakmıştı. Boş yollarda tek başına dolaşan beden bir günü daha sonlandırmış, her zamanki gibi zamanını öldürmüştü. Hayattan soğumuş olan büyücü, sihir bile ilgisini çekmiyorsa daha ona ne denebilirdi ki. Hayatta herkesten nefret etmiş, büyücülerin saçma sapan sözleri, mugglelerin bitmek bilmeyen istekleri ve iki arada kalan Fabio’nun dramı… Komedi trajik olan genç büyücünün hayatı, giderek komediliğini yitirmeye başlamıştı. Hayatındaki tek sevdiği tek güven duyduğu kişi Teyze idi. Onun sayesinde bu yaşa kadar kendisini öldürmeden ve hayata karşı biraz olsun ilgi duymasını sağlayan yegâne kişi. Tek ailesi tek yuvası onun yanıydı. Fakat her ne var ki son zamanlarda ortadan kaybolması Fabio’nun canını fazlasıyla sıkıyor, endişe duyuyordu. Bilmediği bir şeyler vardı fakat bu en kısa zamanda ortaya çıkacaktı.

İki odası olan zemin katta bulunan ev demeye bin şahit isteyen hücreye doğru adımlarını atarken, giriş yerin tepesindeki borudan süzülen su damlacıklarına maruz kalmamak için dikkatli bir şekilde adımlarını atmıştı. Mugglelerın yoğun bulunduğu, hayat standartları mikro ölçüde bile artmadığı bu yobaz mahallede kaldığı için kendisinden iğreniyordu. Lağım borusunun yaydığı o iğrenç koku herkesin burnunu sızlatıyor, midenin alt üst olmasına neden oluyordu. İnce, kemikli parmaklarını burnuna siper ederek ilerlediği bu foseptik yerden bir an önce geçmeliydi. Hızlı adımlarla ilerlediği merdiven basamaklarından hızlıca inmeye başlamış, ayaklarının altında ezilen böceklere aldırış etmeden kapının kilidi için anahtarını çıkarmıştı. Fakat anahtarını çıkarmasına gerek yoktu çünkü kapı açık bırakılmıştı. Teyzesi içeride miydi? Şu ana dek böyle bir durumla karşılaşmayan Fabio, içindeki endişe duygusunun daha da kabarmasını engellemek için hızla içeriye girdi.

Oksijen oranının az olduğu hücreye giriş yaptığı anda odada tek farklı nesneyi görmemek elde değildi. Giriş bölümünde bir masa, iki sandalye ile döşemeleri sökülmüş, içindeki süngeri dışarı taşırmış olan eski püskü bir koltuk. Üzerinde derin çizikler bulunan masanın üzerine bırakılmış beyaz bir kağıt parçası, odanın diğer renk tonlarıyla tezatlık gösteriyordu. Gözlerini kağıda odaklamış, adımlarını masaya doğru atmaya başlamıştı. Yeterince yaklaşmasıyla parmaklarıyla kavradığı fil dişi beyazlığındaki kağıdı havaya kaldırmış, üzerindeki yazıları okumaya çalışmıştı. İlk görüşte anlamıştı yazının sahibini bu teyzesinin el yazısıydı, peki ama bunu neden yapmıştı ki?

    Zamanım yok, gitmem gerek. Her şey değişmek üzere, kendine dikkat et. Tılsımın seni koruyacaktır, her şeyin açıklaması orada gizli…
    Teyzen.


Ne açıklaması, ne gitmesi… Neler oluyordu? Fabio yalnızlığa mahkûm mu bırakılmıştı? İşler arapsaçına dönmeye başlamış, genç büyücünün zihni bulamaç olmuştu. Her şey birbirine girmiş, vücudu bu şok karşısında sinyaller vermeye başlamıştı; kalp atışları hızlanmış, nefesi daralmaya başlamıştı. Yanından hiç ayırmadığı tılsımı üzerindeki kıyafetlerin en güvenli yerine gizlemiş olması, çıkarmasını zorlaştırmıştı. Kısa bir uğraş ile tılsım avucunun içinde durmaya başlamıştı. Her şeyin açıklaması nasıl olurda bu nesnede olabilirdi? Üzerinde anlamlandırılamayan şekiller, işaretler birer şifre miydi? Fabio bununla çok uğramıştı çünkü bu anne ve babasından kendisine kalan bir parçaydı. Hiç görmediği babasını, kokusuna doyamadan bu diyardan ayrılan annesini bu tılsım ile hissedebiliyordu. Birden duyduğu bir ses ile irkilerek gözlerini kapıya çevirmişti. Ancak orada kimsecikler yoktu, sadece hücreye akın eden böceklerden başka. Tekrar tılsıma odaklandığı anda keskin kulakları başka bir sesi daha işitmiş, hızlıca elindeki tılsımı gizlemeye koyulmuştu. Burada biri vardı ancak kendisini göstermekten çekiniyor gibiydi.

“Kimsin? Ne işin var burada!” emredici bir ses tonuyla sarf ettiği kelimeler dudaklarının arasından hücreye yayılmasıyla siyah cüppeli biri beliriverdi karşısında. “Sen hangisini istersin? Ölüm meleğini mi yoksa koruyucu meleğini mi, Fabio?” tıslayarak çıkan sözler genç büyücünün işitmesiyle şaşkınlık ifadesi tüm yüzünde yayıldı. “İsmini nereden biliyorsun?” bir adım ileri atarak ondan korkmadığını göstermek istemişti. “Saçma soruları bırak, gitmemiz gerekiyor!” itaatkâr sesiyle tüm odada yankılandı son cümle; gitmemiz gerek! “Peki ya ben gitmek istemiyorsam, seni ucube?” saldırmaya hazırlanan bir çita gibi yavaş bir şekilde avına yaklaşıyordu. “Sözlerine dikkat et seni ufaklık yoksa hiç hoşnut kalmazsın!” diyerek asasını çıkarmış, Fabio’ya yöneltmişti. “Beni bununla mı korkutmaya çalışıyorsun?” gözlerini kısmış, sağ elini yumrul haline getirmeye başlamıştı. “Tabiî ki de hayır! Yakalayın!” son sözünün ardından hücrede iki kişi daha belirmiş, Fabio’nun sağ ve sol yanlarında konuşlanmışlardı. Bir kuş gibi havaya kaldırılan genç büyücü haykırmaya başlamış, bu anlamsız olaydan kurtulmaya çalışmıştı. “Çok sesin çıkıyor, ufaklık… Susma zamanı, Sersemlet!” kırmızı ışıklar hızla kendisine yaklaştığında gözlerini kapatmış, göğsüne çarpan ışık huzmeleri birer ok misali hızla saplanmış, bilincini yitirmişti.

İngiltere

Ne olmuştu? Ah, evet en son Fabio sersemletme büyüsüne maruz kalmıştı. Peki daha sonra ne olmuştu? Bilinçsiz bir şekilde yere kapaklanan bedeni kavrayan iri adamlar, sıkıca tutmuş ve genç büyücü ile cisimlenmişlerdi. Peki ama nereye? Bu adamlar neyin nesiydi, kim için çalışıyorlardı ve Fabio’dan ne istiyorlardı? Sorular giderek artıyor ancak cevaplar da aksine azalıyordu. Fabio’nun böyle adamlarla ne işi olabilirdi ya da teyzesisin? Her şey o kağıdı eline almasıyla başlamıştı. Yazdığı gibi her şey değişiyordu.

Uyuşmuş bedeni yavaş bir şekilde hareket ettirmesiyle koluna gelen bir soğukluk ile gözlerini hızlıca açmış, kendisini fazla rahat olmayan bir yatakta yatarken bulmuştu. Hissetme duyusu kaybolmadığına göre hala yaşıyordu. Hızla vücudunun her bir santimetrekaresini kontrol ederek, vücut bütünlüğünün sağlamlığını test etti. Sadece göğsünde bir sızı hala acı veriyordu fakat eskisi kadar güçlü değildi. Tılsım? Ok gibi fırlayarak yerinden kalktı ve tılsımının bulunduğu yere elini götürdüğünde hissettiği sertlik ile rahat bir nefes almıştı. Belki de gelen adamlar bu tılsımın peşindeydi? İçinde bir gizemi barındırması muhtemeldi. Sese karşı duyarlı olan kulakları işittiği bir adım sesini duymasıyla gözlerini gelen sese doğru yöneltmişti. Bu sefer hazırlıklı olacaktı, bir önceki gibi av değil avcı olmalıydı…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anatolian Horcrux
Ruhani Büyü Bilimi Profesörü
Ruhani Büyü Bilimi Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Anlık verdiği sert tepkiler.
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Ozan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus:Panter
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
46/100  (46/100)

MesajKonu: Geri: Değişen Hayat   Ptsi Nis. 18, 2011 7:01 pm

Umutsuzluk, özlem ve bilahare hatıralar,hepsinin bıraktığı türlü türlü derin yaralar; İnsanın yaşamlarını en derinden etkileyen duygulardır.Bedenin ötesinde ruhun derinliklerine ince birer nakış gibi işler, yavaş yavaş izlerini bırakırlar. Kimbilir ne zaman göze çarpacaklardır?

Anatolian şöminenin karşısına oturmuş dünün yorgunluğunu viskisini yudumlarken atmaya çalışıyordu. Viskisini her yudumlayışında, içini saran ateş bir kadının vücudunla birleşimi sırasında tattığı zevk gibi bir hisse sürüklüyordu onu. Şöminenin birbiriyle oynaşan dalgalı alevi, sanki türlü türlü kadınların arabic ezgilerle dans edişini simgeliyordu. Alevin bu esrarengiz karmaşık oyununa iyice odaklanmaya başlamıştı ki şömine içinden dışarıya doğru büyük bir alev yükseldi. Kırmızı yakıcı renk, zümrüt yeşiline bürünürken, kindar ve öfke dolu gözler alevin içinde peydalandı. Daha sonra da kıvır kıvır saçları var oldu siluetin.

''Seni görmeye dayanamadığı birkez daha anladım Horcrux'' dedi bir bayan sesi. Beslediği kin ve nefret telafuzundaki yırtıcı tonda an be an seziliyordu.

Anatolian şöminenin kırmızıdan yeşile dönen alevine odaklanıp kendisine hitap eden kişiyi tanımak istedi. Gecenin bir yarısı müdürle konuşması henüz daha yeni bitmiş ve sinirsel bir bunalım yaşarken bu kadının, kendisinin tüm sinir hararetini alacak bir hatun olmasını yeğlerdi. Ama makus kader en hoşlaşmadığı kadını karşısına çıkarmıştı yine. Eski sevgilisinin kız kardeşini! Yüzünde küçümser bir ifadeyle kadına baktı ve adını söylememeye çalışarak ''Ne var bu saatte! Beni mi özledin küçük aşığım?''dedi.

Anatolian bu sözlerin şöminedeki bayanı kızdıracağından adı gibi emindi. Şömine alevleri kusarcasına Anatolian'a doğru savruldu,neyseki buna hazırlıklıydı o. Amacına ulaşmanın verdiği zevkle delice bir kahkaha koyup kadını dinlemeye başladı.

''Seninle uğraşmak çok isterdim sümsük Horcrux soyu,ama ne yazıkki dakikalarım seninle geçirilmeyecek kadar değerli. Oğlunu en yakın zamanda, dört gün içinde yanına alacaksın. Ve..''

Kadın laflarını tamamlayamamıştı,çünkü Anatolian sert bir şekilde sözünü kesmişti onun.

''Benim oğlum yok! Hiçbir kaltaktan, bir piç peydalamadım.''

Anatolian'ın adeta nevri dönmüştü. Defalarca kadınla bu konuyu konuşmuş,hatta eski sevgilisine bu konuyu halletmek için ulaşmak istemişti;ama kadın aralarına bir set gibi girmiş ve sadece oğlunu kabullenmesini söylemişti ve bu konu uzunca bir süre gündeme gelmemişti. Anatolian bugün yine aynı konunun gündeme gelmesine bu yüzden bir anlam veremiyordu.

''Şuan yanında olup vücudunu danaları damgalayan, muggle aletiyle damgalamak isterdim Sığır! İstersen dediklerimi yapma! Sen ne olacağını benden daha iyi biliyorsun, o çocuk alınacak ve en iyi şekilde bakılacak o kadar! Şimdi gitme...''

Şöminenin alevi birden eski haline dönmüştü. Kadın bağlantısını kesmek zorunda kalmış ya da bırakılmıştı. Başı tehlikede olabilir miydi? Neyse neydi, bu Anatolian'ı hiç; ama hiç ilgilendirmiyordu. Onun daha büyük bir derdi vardı,başına peydalanmış bir velet, gayrimeşru bir çocuk!

Anatolian birden irkildi dört gün önce yapmış olduğu konuşma gözlerinin önünde tekrardan an be an canlanmıştı. Dört gün çoktan dolmuştu ve O gün bugündü. Çocuk talimatları gereği tarikat üyeleri tarafından çoktan yola çıkartılıp getirilmiş olması gerekiyordu. Hemen yola çıkmalıydı üstünü değiştirmeye bile vakti yoktu, yeterince vakit kaybetmişti zaten. Üstüne geçirdiği siyah cübbesi ve kukuletasıyla hışımla dışarı çıktı.

***********
Çatlak Kazan
***********


Çatlak kazana yaklaştığı an,kapıda iri yarı üç adamın varlığını gördü ilk. Onlarda onu fark etmiş olmalılardı ki hemen başıyla selam verdiler. Tarikattaki destekçileri hiçbir zaman saygılarını ona karşı eksik etmezlerdi. Anatolian adamlara yaklaşıp hiçbir şey söylemeden gözlerinin içine baktı. Zaten söylemesine gerek de yoktu Adamlar ne sorduğunu anlamış ve önden geçerek Anatolian'a çocuğun odasına giden yolu gösteriyorlardı.Ahşap bir kapının önüne geldiklerinde durdular içlerinden mavi gözlü ve kirli sakallı adam öne atılıp Anatolian'la hitaben konuşmaya başladı.

''Burası efendim,isterseniz ilk ben girip çocuğu susturayım. Zira çoktan uyanmıştır ve çok hırçın bir velet!''

Anatolian o meşhur delice kahkahasından çok ufak bir kuble attıp cevap verdi.

''Ufak bir çocuğu dizginleyemeyecek miyim sence?Çekil önümden siz dışarıda bekleyin!''

Anatolian ahşap kapıya yaklaşıp içerisini dinledi, hiçbir ses gelmiyordu. Muhtemel çocuk hala uyuyor diye düşünüp kapıyı açtı ve hışımla içeri daldı. Onun içeri girmesiyle çocuğun yatağından fırlayıp ayağa kalkması bir olmuştu. Çocuk bir takım küfürler savurmaya başlamış ve saldırıya geçmeye hazırlanıyordu. Bu tür davranışlar ona çok tanıdık birini hatırlatıyordu sanki,ama kimi?

''Sakin ol evlat,Sakin.'' Anatolian asasını çocuğa doğru uzatıp usulsa haykırdadı. ''Garu Miera''

Sözler asada sicim şeklinde mavimsi ipler fışkırtmaya başladı ve bu ipler hızla çocuğun içerisine süzüldü. Onlar içeri girdikçe çocuğun içindeki öfke dizginleniyor,karşısındaki kişide huzur ve güven bulmasını sağlıyordu. Hareketleri yavaşlamış ve sersemlemiş gibi bir hali vardı. Anatolian'ın asasının yönü doğrultusunda gösterdiği yere oturan çocuğun deminki şeytan halinden eser kalmamıştı.

''Şimdi evlatlık,benim kim olduğumu biliyor musun?Annen nasıl ve Neden seni buraya gönderdi?''

Anatolian çocuğun teyzesinin yalan yanlış bilgiler anlatıp, çocuğun zihninin yıkanıp yıkanmadığını merak ediyordu. Ve annesinin neden çocuğu ona gönderdiğini de,istedikleri servet miydi yoksa intikam mı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fabio Lémmi
Lord Jules & III. Sınıf
Lord Jules & III. Sınıf
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 3
En Belirgin Özellik : Bilen bilir.
Kan Durumu : Safkan.
Kayıt tarihi : 24/03/11

MesajKonu: Geri: Değişen Hayat   C.tesi Nis. 23, 2011 4:02 pm


Sinsi bakışlarını ahşap kapının olduğu yere yöneltmiş, tabanla kapı arasından sızan ince ışığa odaklanmıştı. Beyaz ışığı engelleyerek karanlığını öne çıkaran karartı giderek artmış, odaya dolan o ince aydınlığı tamamen yok etmişti. İşittiği seslerle birlikte sol ayağını bir adım geri atarak ileri atılmayı bekleyen bir aslan gibi beklemeye başladı; avının kendisine gelmesi için. Kısa bir süre ortamı sessizlik kapladığında sadece Fabio’nun derin derin nefes alışları yankılanmış, kalbinin atış ritimleri ile bir ezgi oluşturmuştu. Kapı tokmağının yavaş bir şekilde hareket etmsiyle birlikte genç büyücü de hareketlenmiş, karşısındakine fırsat vermeden üstüne atılmayı düşünmüştü. Asası yanında mıydı bilmiyordu, zaten yanında olsa bile büyü yapacak yaşa henüz gelememişti. Eğer okul dışında büyü yaparsa neler olabileceğini çok iyi biliyordu çünkü başından böyle bir olay geçmişti ve ikinci olmamalıydı. Her ne kadar sorumsuz biri olsa da arada sırada önüne konan kurallara boyun eğmek zorunda kalıyordu. Gerçi büyü yapmak Fabio’ya bir anlam ifade etmiyor aksine anlamsız bir iş gibi geliyordu. Belki de bu yaşadığı ortamdan kaynaklanıyordu. O foseptik yerde yetişmesi Fabio’y ne kazandırabilirdi ki?

Zamanın kumları yavaş bir şekilde parçacıklarını aşağı doğru akıtırken, Fabio’nun bulunduğu yerde de zaman ilerlemiş, kapı tokmağı çevrilerek hafif bir ‘klik’ sesiyle ahşaptan yapılmış kapı yavaş bir şekilde açılmıştı. Kapı ardına kadar açıldığında beyaz ışık genç büyücünün gözlerini kamaştırmış, gözkapaklarını kısmak zorunda kalmıştı. Karanlığa alışmış gözbebekleri hızla küçülmüştü. İri yarı bir adamın önünde durduğunun farkındaydı ancak ışık nedeniyle yüz hatlarını göremiyordu. Daha fazla beklemeden ilk küfrünü savurmuş ardından lanet okumuştu. “Başka bir köpek daha! Git kemiğini başka yerde ara seni ucube!” diyerek ileriye doğru atılmış ancak ilk adamını attığı anda diğer adımını hareket ettirememişti çünkü bu oyuna bir sıfır yenik başlaması işleri çok zorlaştırmıştı. “Senin canına okuyacağım! Ne yaptın bana!” yüksek ses tonu tüm oda da yankılandığı anda zihnine ok gibi saplanan dürtüler nedeniyle bir çelişkiye düşmüştü. Yüreğinden pompalanan öfkenin dozu giderek azalıyor yerini huzur alıyordu. Zihni karmakarışık olmaya başlamıştı. Az önce tek bir noktaya odaklanmışken şimdi başka noktalar ilgisini çekmeye başlamıştı. Rüzgar dört bir yanından esiyor, sabit düşüncelerini savuruyordu. Bu dürtülere bir türlü engel olamıyor, giderek güçlenmeleri Fabio’nun ruh halini değiştiriyordu. Zar zor ileriye doğru bir adım attığı anda içindeki öfkenin son damlasını da yitirmiş oldu. Kalp atışları yavaşlamış, nabzı normale dönmüştü. Bedeni uyuşmaya başladığında zihninin bir köşesine sinen öfke bunu karşılığını elbet verecekti ancak şu anda bunu yapacak hali yoktu. Gözlerindeki ateş dinmiş, tüm saflığı ile parıldamaya başlamıştı. Bedeninin kontrolünü kaybetmesi nedeniyle karşısındakinin kuklası olmuş ve kendisine gösterdiği yere doğru paşa paşa ilerlemişti. Başka bir seçeneği yoktu ki, ayaklarını kontrol edemiyor, beyni talimat vermeyi unutmuştu.

Yavaş bir şekilde yatağın üzerine oturmasıyla bedenine verilmiş uyuşturucu tüm etkisini göstermişti. Duyduğu ses karşılık vermek için bir süre beklemiş ardından kısık sesle konuşmaya başlamıştı. “Evlatlık, senin kim olduğunu bilmiyorum.” Diyerek ilk cümlesini sarf etmişti. Garip gelecek ancak bu işten zevk almış olması, yüzünde bir gülümseme oluşmasına neden olmuştu. “Annem mi nasıl? Bilmem ki annem yok, gitti annem.” Çocuklar gibi soruyu kendi ağzıyla tekrarlamış ardından cevap vermişti. “Beni buraya annem mi gönderdi nasıl? Annem yaşıyor mu? Dışarıdaki amcalar beni aldı, getirdi yoksa annemi tanıyorlar mı, hı?” saçma sapan konuşmasını devam ettirdiğinde sağ elini kaldırmaya çalıştı ancak başarılı olamadı çünkü kaldıracak hali yoktu. Karşısındaki adama güven duymaya başladığını anladığı sırada hızla ona bir soru yöneltmişti. “Seni tanıyor muyum? Kimsin? Teyzemin nerede olduğunu biliyor musun?” kısık sesle sarf ettiği sorusunun ardından gözlerini kısa bir süreliğine kapatmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anatolian Horcrux
Ruhani Büyü Bilimi Profesörü
Ruhani Büyü Bilimi Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Anlık verdiği sert tepkiler.
Kan Durumu : Safkan
Gerçek Ad : Ozan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus:Panter
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
46/100  (46/100)

MesajKonu: Geri: Değişen Hayat   Paz Mayıs 01, 2011 2:59 pm

Büyüsü çocuğu yavaş yavaş sakinleştirmiş ve Anatolian'ın isteklerini yerine getiren ufak bir köle haline sokmuştu. Lakin genellikle yetişkinleri sorgulamak ve sakinleştirmek için kullandığı bu büyünün şiddetini çocuğun bünyesine göre ayarlayamayan Anatolian, çocuğun sersemlemesine de neden olmuştu. Zira bir fıçı, ateş viskisini bitirmiş gibi savruk ve lakayık bir tavır takınıyordu karşısındaki zavallı birey.

Anatolian'ın sorduğu sorulara aldığı yanıtlar, pek tatmin eden cinsten değildi. Bir bulmaca çözer gibi çocuğun söylemlerinin arasından cımbızla ayıkladığı, birkaç kelimeden birkaç tahmin yürütebilirdi ancak! Öncelikle çocuk kesinlikle onu tanımıyordu, babası olduğu iftirası belli ki daha bu gence anlatılmamıştı. Teyzesi veyahut annesi bunu , Anatolian'a karşı bir koz olarak kullanmaya devam etmek istediklerini böylece beyan etmiş oluyorlardı,yoksa neden anlatmayacaklardı ki!

Anatolian çocuğun söylediklerini tartarken, çocuk da hiç ara vermeden konuşmaya devam ediyordu.

''Annem yaşıyor mu?''

Anatolian duydukları karşısında geçirdiği şaşkınlık evresini atlatır atlatmaz, fevri bir şekilde çocuğu hızlıca sarsıp kendine getirmek istedi. Lakin büyünün etkisi altında bu çocuktan bir cacık olmayacağı belliydi. Bu yüzden gencin şakaklarına dayadığı asayla çocuğun ruh halini düzeltip eski haline soktu. Çok kısa bir süre sonra eski ruhsal yapısına dönecekti.

Anatolian içinde yaşadığı üzüntü ve sersemlemiş havanın etkisiyle, dudaklarını yarı oynatır yarı oynatmaz bir halde sessiz bir fısıltıyla seslendi çocuğa

''Annen! Hayata gözlerini mi yumdu Fabio?''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fabio Lémmi
Lord Jules & III. Sınıf
Lord Jules & III. Sınıf
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 3
En Belirgin Özellik : Bilen bilir.
Kan Durumu : Safkan.
Kayıt tarihi : 24/03/11

MesajKonu: Geri: Değişen Hayat   C.tesi Mayıs 07, 2011 8:25 pm


Gözkapakları artık komutlara uymuyor, bedeninde dolaşan uyuşturucu etkisi gören güçlü büyü, damarlarında gezinerek Fabio’yu uslu bir çocuğa çeviriyordu. Aldığı bu sakinleştiriciyle kolunu kaldıramaz hale gelmiş, dudakları zorla kıpırdanarak kelimeleri sarf etmenin verdiği zorlukla mücadele ediyordu. Aldığı derin derin nefesler sayesinde beyninde oluşan uyuşukluğu biraz olsun azaltıyor, şok dalgası yaratıyordu. “Bana… Ne… Yaptın!” sözlerini kesik kesikte olsa söyleyebilmiş, kapalı gözkapaklarını yavaş bir şekilde açmıştı. Gözleri yeniden aydınlıkla buluşmasına rağmen, görüş alanını kalın sis tabaksı örmeye başlamış, git gide görüş netliği kaybolmuştu. Belki de karşısındaki adam Fabio’yu öldürmeye gelmiş bir katildi…

Nefes alış verişleri sekteye uğradığı sırada bedenini saran tatlı bir esinti ile ferahlığa kavuşmuş, uyumuş bedeni yeniden canlanmaya başlamıştı. İlk olarak yüz hatlarının gerginliği azalmış, görüş alanındaki sis tabakası sağa sola kaçışarak yeniden görüş netliği kazanmıştı genç büyücü. Nefes alış verişleri yeniden düzene girdiğinde omuzlarından başlayan rahatlatıcı masaj etkisi veren bir his sırtına doğru ilerleyerek, uyuşturucu etkisine karşı taarruza geçmişti. Omuzlarını yavaş bir şekilde oynatan Fabio, kollarının serbestlik kazanmasıyla birlikte kaslarını sıkmaya başlamıştı. Sırtından beline doğru hızla ilerleyen masaj etkisi bırakan his, bacaklarına ulaştığında beyninde oluşan bir kıvılcım ile eski haline dönüşü neredeyse tamamlamıştı. Zihninde bastırılan duygular yeniden serbest bırakılarak her bir köşeye aynı duygu yerleşmişti; intikam! Masaj etkisi ayaklarına oradan da parmak uçlarına geldiği anda tüm uyuşukluk kaybolmuş, Fabio yine eski Fabio olmuştu; intikam almak isteyen, sinsi, acımasız… Damarlarına yeniden adrenalin bombalayan kalbi hızla atmaya başladığı sırada, dudakları yukarıya kıvrılan Fabio, bilindik sinsi bakışını atmaya başladı. Fakat hala eskisi gibi konuşmayı sürdürmesi, hala büyü etkisinde olduğunu gösterse de durum öyle değildi.

“Annem! Yaşıyor mu!”

Sorulan soruya karşılık aynı yanıtı veren Fabio, zorlanma numarası yaparak ayağa kalktı ve ileriye doğru bir adım attığında sanki tökezlemiş gibi yaparak karşısındaki adamın suratına okkalı bir yumruk atacaktı. Dengesini kuran genç büyücü ileri doğru yavaşça bir adım atarak tökezlemiş ve sağ elinin parmaklarını yumruk yaparak adamın yüzüne geçirmişti. İleri doğru düşmesi gücünü daha da arttırması Fabio’ya yardımcı olmuştu. Vuruş anında parmaklarından çıkan kütleme sesine aldırış etmemiş sadece kendisine yapılan büyülerin intikamını almaya yoğunlaşmıştı. Yere kapaklanmaya ramak kaldığı sırada sol eliyle yerdeki döşemelerin üzerine baskı uygulayarak yüzünü çarpmasını engellemişti. Hızla yerinden kalkan Fabio, karşısındaki adama ateş püsküren gözlerle bakmayı sürdürmüştü. “Annem seni hiç ilgilendirmez! Kimsin sen!” diye haykırmış, sol eline asasını almasıyla birlikte herhangi bir büyüye karşı gelebilmek için tüm dikkatini toplamaya çalışmıştı. Fakat bu çok zordu çünkü karşısındaki ucube herif, annesini sormuştu. Buradan bir önce çıkmalıydı ama nasıl? Burnuna hiç kokular gelmeyen Fabio, içine düştüğü bu ortamdan kurtulmak için zihninde plan yapmaya başlamıştı. Fakat ilk önce karşısındaki herifi oyalamalıydı. “Sana kimsin diye sordum!” haykırarak sarf ettiği sözlerinin ardından beklemeye bir yandan da düşünmeye başlamıştı…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Değişen Hayat   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Değişen Hayat
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Elde Var Hayat

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: DIAGON YOLU :: Çatlak Kazan-
Buraya geçin: