Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Pierre~

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pierre Seymour
Sihirli Yaratık ve Canavarlar Profesörü
Sihirli Yaratık ve Canavarlar Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 23/04/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
43/100  (43/100)

MesajKonu: Pierre~   Cuma Nis. 29, 2011 7:08 pm

~






‘’İntihar Etmeyeceksek içelim bari!’’
Bu sözlerin ardından alkolün etkisi ve evlat acısıyla kavrulan yüreğine engel olamadı. Yere çaldığı alkol şişesinin elinde kalan parçalarını bileğine bastırdı. Gözleri giderek ağırlaştı, ağırlaştı… Gözlerini açtığında kendini hastanenin bol ışıklı odalarından birinde vücuduna bir sürü kablo bağlanmış halde buldu. Başucunda eski eşi Derya, boş gözlerle Ömer’in yüzüne bakıyor, hep aynı kelimeleri tekrarlıyordu. ‘’Sana hiç yakışmadı Ömer, hem de hiç!’’

***

Orta yaşı hemşirelerin Derya’yı sakinleştirmeleri pek de zor olmadı. Biraz sakinleştirici ona yetmişti. Peki, zavallı kadının kor gibi yanan yüreğini kim yatıştıracaktı? İkinci baharındaki bir kadını terk eden, sadakatsiz bir erkek arkadaş mı, faili meçhul bir cinayete kurban edilen gencecik bir kız mı? Yoksa acizliğini belli edip intihar eden bir eski koca mı? Hangisi kadının bu kadının kalbindeki yaranın derinleşmesine engel olabilirdi? Kadıncağızın kalbini daha da deşmek dışında ne yapıyorlardı?

Birden Derya’nın terk edip giden ressam sevgilisi Akif’i düşündü ve mırıldandı. ‘’Sadakatsiz, aşağılık.’’ Sahi nereden bulmuştu Derya onu ya da daha doğrusu onda ne bulmuştu. Ömer pek samimi bulmamıştı herifi. Fakat zorunlu olarak kabullenmek zorunda kalmıştı. Aslında kabullendiği Akif değildi, Derya ile artık kızları dışında bir bağ olmadığıydı. Gerçi Derya’ya karşı hala bir sevgi besliyordu ve Akif’in onu kıracağına inanıyordu. Lakin Derya artık özgür bir kadındı.

Hasta yatağının yanındaki kanepede sakinleştiricinin etkisiyle sızan kadına hitaben; ‘’Ah be Derya! Dinlemedin beni.’’ Diye fısıldadı. Birden içindeki şair ruhu uyandı. Taburcu olabileceğini bildirmek üzere gelen genç hemşireden kağıt kalem istedi. Hemşire istediklerini yatağın yanındaki çekmecede bulabileceğini söyleyip çıktı. İstediklerini bulması gerçektende zor olmamıştı, tıpkı hissettiklerini kağıda aktarmada zorlanmadığı gibi.

Ah be Derya, özledim seni
Sende benim kadar özledin mi, sevgilini
Bilmem bir daha bulur mu, ellerin, ellerimi

Ah be Derya, dinlemedin beni
Kırdı işte kalbini
Hayat mı yordu, senide, benim gibi


Dizelerin yazılı olduğu kağıdı Derya’nın başucuna bıraktı. Ancak o zaman fark etti, hala sevdiği kadının ne kadar yaşlandığını. Zamanın insanın yüzünde bir kukla yapımcısı edasıyla çentikler atmasına şaşırdı. Fakat zaman bile eksiltememişti ona olan sevgisini. Merhamet ve sevgi karışımı bir duyguyla seyrediyordu sevdiğini yüzünü. Birden telefonunun karmaşık melodisiyle irkildi. Arayan komiser İlhan’dı. Bazı gelişmeler olduğunu söylüyordu ve Ömer’i merkeze bekliyordu. Hastane odasından ayrılması sandığından da zor oldu. Bir türlü masum bir bebek gibi uyuyan Derya’yı uyandırmaya, kuru bir vedalaşmayla ayrılmaya içi el vermedi. Bu yüzden aciz kelimelerini çiziktirdiği kağıdın altına telefon numarasını ekledi. Paltosunu Derya’nın üzerine örtüp onun varlığıyla güzelleşen odayı terk etti. Dışarının ısıran soğuğunda bileklerinin sızlamasına aldırmadan karakola kadar yürümeye karar verdi. Zaten karakol da yakındı.

Soğuk Ömer’in aklını uyuşturmuştu. Derin düşüncelere dalıyor, anıları gözlerinin önünde canlanıyordu. Kızını, hayatındaki en önemli varlığını daha çok ve daha çok özlüyordu. Anıları kızının cansız bedenini gördüğü ana kaydı. Marmara’nın azgın sularında süzülüyordu, genç kızın narin vücudu. Kızıla çalan turuncu saçları suyun üzerinde yanan, sönmek bilmeyen Rum ateşi gibi parlıyordu. Cansız bedenine inat ‘buradayım…’ diyordu. O an kızının ölmediğini düşündü. Her şeyiyle karşısındaydı işte. Tüm bedeniyle, ama sadece bedeniyle…

Kızının çıplak olduğunu, ancak alacakaranlıktan kurtulan güneşin Fulya’nın beyaz tenini parlattığında anladı. Bu nasıl bir vahşetti böyle, hangi sorunlu insan böyle bir cinayeti işleye bilirdi? Böyle bir ölümün ardında kelimeler kifayetsiz kalıyordu. Sözün bittiği bir nokta varsa, işte burasıydı. Ömer’in inanmak istediği tek şey vardı, kızının hayatını kaybederken acı çekmemiş olmasıydı.

Karakolun merdivenlerini, uzun ince koridorlarını kafasındaki kasvetli düşüncelerde birlikte geçti. Komiser İlhan’ın odasının bulunduğu ikinci kata çıkan merdivenlerin başına geldiğinde durakladı. Alt kattan canının acıdığını belli edecek naralar atan bir delikanlının yakarışları geliyordu. Delikanlının çığlıkları aklını başına getirdi. Belki de az sonra kızının katilinin kim olduğunu öğrenecekti. Olanca gücüyle merdivenlere davrandı. Basamakları ikişer-ikişer tırmanıyordu. Sanki hakikati öğrenince bir şeyleri değiştirebilecekmiş gibi… Katilin içerisindeki yaşam zerreciklerini çalıp kızı Fulya’ya ekleyebilecekmiş gibi çılgınca bir istekle tırmanıyordu.

Komiser İlhan Akın tabelasının asılı olduğu kapının önünde durdu, içeriyi dinledi. Kapıyı tıklatmasına gerek kalmadan içeriden İlhan’ın tok sesini duydu. ‘’İçeri gel Ömer!’’ Heyecandan terlemiş ellerini Ahşap kapının beyaz koluna uzattı. Gözlerini kapatıp, kapıya yüklendi. Menteşelerin gıcırtısını duyunca açtı gözlerini. Mütevazi bir şekilde dizayn edilmiş küçük odanın solunda, jaruzili, geniş camların altında neredeyse duvardan duvara uzanmış olan masanın arkasında tek başına oturan İlhan’ı gördü. Biran hayal kırıklığına uğradı. Nedense kızının katiliyle karşılaşmayı ummuştu. Halbuki onun burada olmasının imkansız olduğunu biliyordu. Fakat ağzından çıkan kelimelere engel olamadı.

‘’Nerede o?’’ İlhan düşündüğünden daha zeki çıkmıştı. Ne demek istediğini hemen anladı ve alttan alır bir tavırla; ‘’Ömer, polis teşkilatımız gelişmişse de bir ay gibi bir süre zarfı böyle bir olayın çözülmesi için yeterli değil. Bunu sende biliyor olmalısın.’’ Dedi. Tüm bunları söylerken basit bir hırsızlık vakasından bahseder gibiydi. Gayet rahat ve duygusuzdu. Bu hali Ömer’i iyice çileden çıkardı. Ne yaptığını bilmez halde, ağzına ne geldiyse söyledi. ‘’Sen ne dediğini sanıyorsun? Öyle cinayetler gördüm ki failleri bir güne kalmadan yakalandı. Şimdi sen orada oturmuş, bir ayın ne kadar az bir süre zarfı olduğunu söylüyorsun. Sana söyleyeyim mi? Bir ayda o hastalıklı katil kim bilir daha kaç genç kızı katledebilir. Ve unutma! İşlediği her cinayette sizin mantığınıza göre en az bir ay daha kazanıyor. Ama hala somut bir örnek arıyorsanız, tabi kızım dışında, size göstereceğim. Hem de bir ay içinde!’’

İlhan Ömer’in söylediklerini kızını yeni kaybetmiş babanın acı dolu yakarışları olarak görüyor olacak ki sinirden köpüren adamı yatıştırmaya çalıştı. ‘’Ama bir saniye dinlers…’’ Onun bu girişimi Ömer’i sakinleştireceği yere daha da sinirlendirdi. Git-gide kendini daha da aşağılanmış hissediyordu, sanki küçük bir çocuktu ve avutulmaya çalışılıyordu. Öfkesini kusarcasına tısladı. ‘’Aşağılık herif,’’ Bunu İlhan’a mı yoksa katile mi söyledi, karar veremedi. Sesi planladığından yüksek çıkmış olacak ki İlhan geriledi, sindi. Ömer’in gözlerindeki delice parıltıyı yakalamış olmalıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Usta
Usta
Usta


Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Puan veririrm
Kayıt tarihi : 23/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: Pierre~   Cuma Nis. 29, 2011 8:57 pm

Büyü gücünüz zaten bulunmaktadır, bu nedenle yeni bir değerlendirme başvurusu yapmanıza gerek yoktur. Allegra Gree adlı karakterinizdeki Büyü Gücü; 43 aktarılmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Pierre~
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: