Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Tanıdık Bir Yüz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Tanıdık Bir Yüz   C.tesi Haz. 11, 2011 10:31 am

Snowflake hanı Kathleen'in yönetimi altına girdiğinden beri epey değişmiş, gelişmişti. Artık daha fazla odası vardı, giriş kısmı ve ön bahçesi yeniden düzenlenmişti. Mutfak bölümü genişletilmiş, girişteki misafir salonu yeniden dekore edilmişti. Hiç el değmeyen yerlerin sayısı azdı. O yerler mahremdi. Mesela arka bahçede taş havuzun ve hemen yanındakli ahşap bankın olduğu kısım, en üst katta bulunan Rogers çiftinin (artık boş olan) odası ve bir de bir zamanlar genç Bay Trelawney'e ait olan oda. Kathleen'e kalsa orası da başka bir amaçla değerlendirilirdi elbette. Ama Brian onları terk ettikten birkaç ay sonra babası rica etmişti bunu. İçten içe onun bir daha geri dönmeyeceğini bildiği halde.

Kathleen'in babası 6 yıl önce vefat ettikten sonra annesi, Maureen Rogers, yüreğine çöreklenen acıyla nasıl başa çıkacağını bilemediği için bir süreliğine Londra'dan ayrılmış, Manchester'da yaşayan kız kardeşinin yanına gitmişti belki bir parça olsun kafası dağılır, acısını daha az hatırlar diye. Bir daha da geri dönecek cesareti bulamamıştı. Ve kızına da hanın işletmesini üstlenmekten başka çare bırakmamıştı. O an bunun farkında değildi elbette, gözü hiçbir şeyi görmüyordu.

Kısa aralıklarla yaşadığı kayıplarla fena sarsılmışı Kathleen ancak hayat ona bir köşeye sinip ağlamak için bile zaman tanımamıştı. Herkes bir bir gidiyordu ve o güçlü olup omuzlarına bindirilen sorumlulukları layıkıyla taşımaktan başka yapacak birşeyi olmadığını biliyordu. Buna karşın, hayatında en önemli yere sahip bu üç kişiye, onu bir başına bıraktıkları için ölesiye kızgın ve kırgındı.

Kathleen'in eli ayağına dolaşıyordu o akşam. Odalar ve salon neredeyse tamamen doluydu. Bunun en önemli sebeplerinden biri de o gece Snowflake'de genç bir çiftin düğününün gerçekleşecek olmasıydı. Dört gündür handa kalan genç çift aniden böyle bir karar almış ve Kathleen'e zor anlar yaşatmıştı. Hana yaraşır bir düğün olsun istiyordu ve hazırlıklar için zamanı kısıtlıydı. Aynı sebepten kolları sıvamış, mutfakta çalışanlara yardıma girişmişti. Bir yandan çalışıyor, bir yandan ona buna talimatlar yağdırıyordu. Herşeyin kontrolü altında, gözetimi altında yapılmasından oldu olası hoşlanırdı.

Görüş alanının hemen dışında lacivertlere bürünmüş zayıf ve biraz uzunca silüet dikkatini çekti. Başını önündeki genişçe pasta tabağından kaldırmadan konuştu: "Sorun ne Liam? Salonda olman gerekiyordu, burada gözetmenlik yapman değil." Liam da mutfak başsorumlusu Martha gibi yıllardır burada görevliydi. Aslında Kathleen doğmadan öncesinden beri. Son olarak annesi de gittiğinden bu yana da Kathleen'in en büyük destekçisi ve dostu onlar olmuştu. Daha çok büyükanne ve büyükbaba gibiydiler. Haklı olarak genç Bayan Rogers için ayrı bir öneme sahiptiler.

İhtiyar uşak, o yana bu yana koşturup duran görevlilerin arasından sekerek bir iki adım daha yaklaştı ve alçak sesle konuştu: "Sizi görmek isteyenler var Bayan Kathleen."

Kathleen telaşla karışık öfkeyle ona dönüp ne kadar meşgul olduğunu anlatmaya başlayacaktı ki, ihtiyar uşağın yüzündeki tuhaf gerginliği gördü ve sustu. Ellerini yıkayıp tezgahın başından uzaklaştı ve Liam'a iyice yaklaşıp "Başımız ne tür bir belada?" diye fısıldadı tedirginlik içinde. Önlüğünün eteğine ellerini kurularken, Liam'ın onu mutfağın gerideki küçük kapısından çıkarıp, arkadaki koridora götürmesine izin verdi.

"Hayır, hayır Bayan Kathleen. Başımız belada falan değil, endişelenmeyin. Yalnızca, sizi görmek isteyen iki misafiriniz var. Özel misafirler." Yutkundu.

Kathleen artık iyice meraklanmıştı ve adımları hızlandı. Onun bu tavrını hiç beğenmemişti. Açıkça genç kadın için endişeleniyor gibiydi. Şu özel misafirleri bir görsündü bakalım. Tam da o anda Liam ona üzerindeki önlüğü çıkartması gerektiğini hatırlattı. Birlikte kapının önüne kadar geldiler ve adam ona içeride de eşlik etmek istediğini söyledi. Kathleen bir an önce neler olup bittiğini anlamak için kapıyı açıp küçük salona adımını attı. Geniş koltukta oturan genç adam ve kadın onu karşılamak üzere ayağa kalktılar. Hemen hemen kendisiyle aynı yaşlardaydılar.

Kendisini görmeyi bekleyen yüzleri birer an boyunca süzdü. Kadın oldukça hoş biriydi. İyi giyimliydi ve yüzünde dostça bir gülümseme vardı. Buna rağmen gözleri Kathleen'i ölçüp biçer gibiydi. Kathleen'in bakışları diğer misafirin üzerinde donup kalmıştı. El ve kollarından başlayıp bütün bedenine yayılan bir karıncalanma hisediyordu. Dizleri de mi titriyordu? Kathleen bu yüzü tanıyordu. Şimdi yüz hatları biraz daha sertleşmiş, olgunlaşmış olsa da tanıyordu. Brian Harris Trelawney! İhtiyar Liam arkadan yavaşça kadının omzuna dokundu. Sarsıldığını çok mu belli etmişti yoksa adamın kendisi mi tahmin etmişti, emin değildi. Ama onun desteği biraz da olsa işe yaramıştı. Sırtını dikleştirip, yüzüne hoş bir gülümseme yerleştirdi. Tam bir ev sahibi gibi davranacaktı. Herşey yolundaymış gibi... O duygularına hükmetmeliydi, duyguları ona değil. Zayıflık yok!

Hafifçe diz kırarak selam verdi. Sesinin açık vermemesini umarak konuştu: "Snowflake'e hoşgeldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?" Hiçbirşey olmamış gibi...

_________________


En son Kathleen Rogers tarafından Paz Haz. 12, 2011 8:42 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: Tanıdık Bir Yüz   C.tesi Haz. 11, 2011 8:11 pm

"Hadi ama Sid! Sen de biliyorsun gelmeyecek. Size ondan bahsetmemeliydim!"

"Denemekten zağağ gelmez, seni göğünce bakağsın fikği değişiveğiğ." diye cevapladı Brian'ın yanındaki kadın. Yolda sessizce yürürlerken Brian'ın hızlı adımlarına hiç zorlanmadan yetişiyordu.

"Anlamıyorsun onu bu işlere bulaştırmak istemiyorum. Aradan onca zaman geçti, neler yaşadı bilmiyorum ama benim sözlerimin onu bize katılmaya yeteceğinen şüpheliyim. Senin de bildiğin gibi bu handan ayrılışım pek de hoş değildi. Hem gelmesi için bir nedeni bile yok."

"Bence sussan iyi oluğ, sen de biliyoğsun ki bunu Andy istedi. Ona kağşı gelmek istiyoğsan eğeğ duğma geği dön!" dedi kadın, aşırı sakin bir sesle. "r" harflerini söyleyememesi onu daha da sempatik yapıyordu. Brian, bir an gülmemek için kendini zorlamak zorunda kaldı, sonra da bunun hoş bir şey olmadığını düşünerek suçluluk duydu, ayrıca kadının dediğine de verecek cevabı yoktu.

Sidney biraz bozulmuş gibi görünerek yola devam etti. Uzun sarı saçları oldukça dağınıktı ve hafif rüzgarda dalgalanıyordu. Gizemli bir havası vardı. Yüzünün güzelliği ise bir Veela'yı bile kıskandırıp çılgına döndürecek derecedeydi. Üzerine giydiği mavi bluz ve uzun eteği daha dün alınmış gibi yeniydi.

Onlar yolda yürürken Brian bu sokaklara tekrar gelmenin verdiği acıyı tatmak zorunda kaldı. Hayley'i hatırladı. Kathleen'i ve bırakıp gittiği herkesi. O zamanlar her şey dayanılmaz haldeydi ve uzaklaşmak hissi aklını çalmıştı. Onlar, aklını çalmıştı. İntikam isteği... Şimdi ise burada geçirdiği altı sene gözlerinin önüne gelip gidiyordu.

Sonunda hana varmışlardı. Ayrıldığında nasıl ise öyleydi, en azından dışarıdan öyle görünüyordu. Sidney'in önünden hızla ilerleyip kapıyı onun girmesi için tuttu, o girdikten sonra kendi de içeri girdi. İçerisinde bir telaş havası vardı. Uzakta masalardan birinin yanında Liam'ı gördü. Adam o ayrılırken bile oldukça yaşlıydı, şu anda burada olması şaşırtıcıydı.

"Sid, sen burada kal, hemen geliyorum." Hızla Liam'ın yanına gitti ve geri döndü. "Benimle gel,Kathleen birazdan bizimle olur." dedi bir yandan da yaşlı adamın gözden kaybolmasını izliyordu. Brian Sidney'in kolundan tuttu ve Liam'ın beklemelerini söylediği salona geçti. Salondaki geniş koltuğa oturdular, içerisi garip bir şekilde çiçek kokularıyla dolu gibiydi ama burada yaşayan herhangi biri büyücü olduğuna dair bir kanıt yoktu. Tüm nesneler muggle eşyalarına benziyordu. Brian etrafı süzmekten vazgeçip içine dolan heyecan ve tedirginlikle başa çıkmaya çalışırken yüzü kızardı. Kendine, sakin ol diyerek geçirdiği zaman için de sağ eliyle Sid'in elini tutmuştu.

Kapıda Liam ile birlikte gelen görününce Brian kadının elini bırakıp, istemsiz bir sıçrama hareketi ile yerinden kalktı. Tabi onunla birlikte çok sakin görünen Sidney de. Kadın Brian'ı beline yakın bir yerden dürterek, "Sakin ol." diye fısıldadı, dişlerini sıkarak, ardından da yüzüne sıcak bir gülümseme yerleştirdi.

Kathleen onlara yaklaştı ve Brian'ın içinde bilindik bir duygu kabarması yaşamasına sebep olarak konuştu."Snowflake'e hoşgeldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?"

Brian kalbi güm güm atmasına rağmen konuşmaya çalıştı, "Eee, biz... Hoşbulduk." sesi git gide kısılıyor gibiydi. Brian'ın durumu idare edemeyeceğini anlayan Sidney elini Kathleen'e uzatarak lefa girdi.

"Ben Sidney, Bayan Ğogeğs, eh bu da," Brian'a döndü, tekrar Kathleen'e bakarak, "Sanığım kim olduğunu biliyoğsun."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: Tanıdık Bir Yüz   Paz Haz. 12, 2011 8:08 pm

Brian ona "Eee, biz... Hoşbulduk." diye cevap verdiğinde genç kadının tek kaşı istem dışı havaya kalktı. Öfkeyle solumaya başladı. İçinden adamın yüzüne sıkı bir tokat indirmek geldi. Sert bakışları bunu onun yerine yapıyordu gerçi. Tam o sırada onunla birlikte gelen arkadaşı araya girdi.

"Ben Sidney, Bayan Ğogeğs, eh bu da... Sanığım kim olduğunu biliyoğsun." Kathleen bakışlarını Brian'dan kaçırarak, altın saçlı kadına döndü. Zaten onun yani Sİdney'nin hoş biri olduğu düşünmüştü. Şimdi bir de r harflerini söyleyemediğini öğrenmişti. Bu onu çok daha sevimli yapıyordu. Az önceki öfkesini biraz olsun hafifletebilmişti. Bir an tereddüt ederek gülümsedi. Bunda gülünecek birşey olup olmadığından emin değildi çünkü. O halde nezaket adına olsundu bu. Kadının uzattığı eli sıktı. "Kathleen Rogers. Memnun oldum." Elini bırakıp bir adım geriledi. Bu kez bakışlarını genç adama dikmekten kaçındı ve o kadar alçak sesle cevapladı ki, Sidney'nin duymamış olma olasılığı yüksekti: "Biliyorum."

Eğer bir an önce buradan çıkıp gitmezse direncini koruyamamaktan korktu. Hem içeride onu bekleyen uzun bir gece vardı. Geçmişten gelen bir gölgenin, zar zor canlı tutmaya çalıştığı ışığı karartmasına izin vermeyecekti. Genç Trelawney bir daha onun hayatına girmeyecekti! Daha neden orada olduklarını bile öğrenmeden konuşmaya başladı. "Beni mazur görün; handa bu gece bir düğün olacak ve hazırlıkların tamamlandığından emin olmak için içeri dönmem gerek." dedi kapıya doğru gerilerken. "Eğer geceyi burada geçirecekseniz Liam size odanız konusunda yardımcı olur." Onay ister gibi yaşlı adama döndü. Adam ona itaatkar bir baş selamı verdi. "Güzel. İyi vakit geçirmenizi dilerim." derken sesi biraz çatallandı. Belli birine değil, odanın kendisine zarif bir baş selamı vererek odadan çıktı.

Kapıyı ardında kapatırken Brian'ın yüksek sesle birşeyler söylediğini duydu. Belli ki ona seslenmişti. Adımlarını daha da hızlandırdı. Onunla yüzleşemezdi. "Davranışlarından utanması gereken o olmalıydı. Kaçınması gereken o, ben değil." diye alçak sesle söylendi. O sırada yanından geçen bir görevli, onunla konuştuğunu sanıp "Efendim, Bayan?" diye sordu. Hayır anlamında elini sallayıp mutfağa gitti. Şu düğün... Mükemmel olmalıydı. Bu gece herşey mükemmel olmalıydı. Herkes Kathleen'in başarısını görmeliydi.

Gerçekten de öyle oldu. Oldukça hoş bir geceydi. Tüm misafirler dans etmekten yorgun, çakır keyif bir halde odalarına çekildiklerinde ya da Snowflake'den ayrıldıklarında saat gece yarısını çoktan geçmişti. Vardiyalı çalışan görevlilerin de ilk yarısı artık dinlenmek üzere çekilmişlerdi. Kathleen boş masalardan birinde oturuyordu. Elinde yorgunluğunu alması için bir kadeh şarap vardı. Gecenin ödülü! Son bir yudumla kadehi boşalttı ve kendini bahçeye attı.

Serin, taze bir hava vardı. Gökyüzü berraktı, yıldızlar ışıl ışıl göz kırpıyorlardı. Ayakları onu bahçenin, hanın arka tarafına uzanan kısmına taşıdı. Sarmaşıklarla kaplanmış ahşap kemerin altından geçip, çok sevdiği taş havuza yürüdü. Hemen kenarına oturdu. Derin nefeslerle tazeleyici havayı ciğerlerine dolduruyordu. Başını yana çevirip, havuzdaki suda, yıldızların yansımasını izledi. Uzunca bir süre oturup düşündü. Yalnız kalmak insana bunu yaptırıyordu.

Bir zaman sonra alçak ayak sesleri duydu. Başını çevirip bakamadı. Gerek de kalmadı; yıldızların küçük süs havuzdaki yansıması, Brian'ın yansımasıyla bozulmuştu. Yansımayla göz göze geldiler. Gerçek bile olmayabilirdi. Kathleen yüreğinin katılaştığını hissetti. Yine. Parmağıyla bir çizik atıp suyu dalgalandırdı ve görüntüyü bozdu. Dümdüz bir sesle konuştu: "Kabuslarınız sizi rahatsız etmeye devam mı ediyor, Bay Trelawney? Neden burdasınız?" Burası derken bahçeyi mi yoksa Snowflake'i mi ima ettiğini kendisi de bilmiyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: Tanıdık Bir Yüz   Ptsi Haz. 13, 2011 2:29 am

"Beni mazur görün; handa bu gece bir düğün olacak ve hazırlıkların tamamlandığından emin olmak için içeri dönmem gerek.Eğer geceyi burada geçirecekseniz Liam size odanız konusunda yardımcı olur." dedi tavrını koruyarak ve Liam'a döndü. Adam ona başıyla bir selam verdi. "Güzel. İyi vakit geçirmenizi dilerim."

Başka tek bir kelime daha etmeden hızlı adımlarla kapıya yöneldi. Aslında burada kalmaya niyeti olmayan Brian ise Kahtleen'in arkasından seslendi. "Gitmemiz gerekiyor, fazla kalmayacağız!", kızın arkasından gitmek üzere olan Brian'ı durduran yine Sidney oldu.

"Bığak gitsin. Onca yıldan sonra sıcak bir kağşılama beklemiyoğdun heğhalde." Kızın kocaman kahverengi gözleri Brian'ın ışığını yitirmiş mavi gözlerine sabitlenmişti. Sidney, yüzüne yayılan gülümsemeye engel olamayarak, "Biğaz eğlenmek fena olmaz, kızı ğahat bığak şimdilik, yağın konuğsun. Eğer beceğebiliğsen tabii!"

"Eğlenmek mi? Üzgünüm ama pek dans edip, eğlenecek havamda değilim. Burası benim için bir yuva gibi olsa da, Hayley'e olanlar aklıma geldikçe..." Brian sözlerini tamamlamadı. Sözlerini tamamlayacak gücü kendinde bulamamıştı. Birden Liam'a dönüp, "Bize odamızı göster, biraz yatıp kafamı dinlemek istiyorum."

"Bize odamızı gösteğ mi? Aynı odada mı kalacağız?" dedi Sid, biraz şaşırarak.

"Lafın gelişi öyle dedim, istediğin yerde kalabilirsin. İstersen gidip düğün sahiplerine armağan da verebilirsin. Ben sadece bir oda istiyorum." Kafası anılarla o kadar meşguldü ki sadece yalnız kalmak istiyordu. Kimseyi de kırmak istemediğinden odanın birine çekilmek en iyi seçenekti. Aslında birinin yanında olması iyi gelebilirdi ama Sidney'den onunla kalmasını isteyemezdi. Kadın son sözleriyle bunu yapmayacağını açıkça belli etmişti.

Aradan bir süre geçtikten sonra Brian ve Sidney yan yana olan iki ayrı odadaydılar. Brian onun ne yaptığını merak edecek durumda değildi. Belki de aşağı inmiştir diye düşündü. Eğleniyordur. Bir süredir onunla beraber takılıyorlardı. Tam olarak takılmak denmezdi buna. Sadece öyle olması gerektiği söylenmişti. Brian ona karşı bir şeyler hissediyordu ama kızlara olan tavrı Hayley'den sonra değişmişti. Bir daha birine bağlanıp, kaybetmekten korkar hale gelmişti. Tabi ki bu onun hislerinin yok olmasına sebep değildi ama sadece kendini uzak tutmaya zorluyordu. Normal davranıyordu, elinden geldiğince.

Odasından geçirdiği zaman boyunca saate hiç bakmamıştı. Biraz hava almak için dışarı çıkmaya karar verdi. Burada olduğu zamanlar, Kathleen'le oturup sohbet ettikleri arka bahçeden başka seçenek gelmiyordu aklına. İnsanların düğün telaşında olduğunu düşündüğünde onun da orada olması için bir sebep yoktu. Şimdilerde yoğun olmalıydı.

Merdivenlerden indi, düğün bitmiş görünüyordu. Sadece birkaç hizmetli masaları topluyor, yerleri süpürüyor, etrafı toparlıyordu. Onun geçtiğini görmediler bile. Bahçeye çıktığında, hanın içerisine göre burasının hiç değişmemiş olduğunu gördü. Hep oturdukları bank ve onun üzerindeki ağaç oradaydı işte. Sonra gözüne küçük taş havuz takıldı. Ardından da onun kenarına oturmuş havuzun içine dalgın bakışlar atan Kathleen. Brian geriye bir adım attı. Buradan daha fazla ileri gidemeyecekmiş gibiydi. Eğer giderse bile ne diyeceğini bilemiyordu. Özür dilerim yeterli olur muydu? Sonunda gücünü topladı ve ona doğru ilerlemeye başladı. Er ya da geç konuşmaları gerekiyordu ve bundan kaçmanın manasız olduğu gün gibi ortadaydı.

Brian kızın yanına geldiğinde ondan bir tepki bekledi. Kathleen ise gözlerini sudan ayırmamıştı ve kıpırdamadan oturuyordu. Bir sessizliğin ardından, gecenin sessizliğini bozan böcek seslerini Kathleen'in kararlı sesi bastırdı. "Kabuslarınız sizi rahatsız etmeye devam mı ediyor, Bay Trelawney? Neden burdasınız?"

"Ben...", yine mi konuşamayacaktı yani? Hayır, bu kez olmaz dedi kendi kendine. "Yeterli olmayacak belki biliyorum ama, gerçekten üzgünüm. Seni orada öylece bırakıp giderken dediklerimi hatırlıyor musun? Ben hatırlıyorum..." dedi titrek bir sesle, aradan ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, onun yerini kimse dolduramazdı, dolduramayacaktı. Brian fısıltıya dönüşen sesiyle konuşmaya devam etti. "Biliyorum, bu sözler yetersiz kalacak ve benden nefret edeceksin. Belki de bir daha asla beni görmeyeceksin."

Kızın yüzünü ona dönmesini bekledi. Yine bir tepki alamayınca konuşmasına devam etti. "Bir seçim yapmak zorundaydım ve bu beni hiç istemediğim şeyler yapmaya zorladı. Beni anlamanı beklemiyorum. Sadece beni affedebilirsin diye umuyorum."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: Geri: Tanıdık Bir Yüz   Ptsi Haz. 13, 2011 11:35 am

Brian konuşurken Kathleen kendini sessiz ve sakin kalmaya zorladı. Elbette o akşam ona neler söylediğini hatırlıyordu, her bir kelimesini. "Biliyorum, bu sözler yetersiz kalacak ve benden nefret edeceksin. Belki de bir daha asla beni görmeyeceksin." Aslında onunla ilgili herşeyi hatırlıyordu. Brian'ın gidişinde asıl sebep Hayley'nin ölümüydü. O zaman daha çocuktu ve bununla baş edemeyecek olması çok normaldi. Kathleen'i üzen bu değildi. Sorun, onca yıl boyunca bir kez bile onları görmeye, aslında Kathleen'i görmeye gelmemiş olmasıydı. Ailesinin başına gelenleri mutlaka duymuş olmalıydı. Bunun kızı nasıl mahfettiğini tahmin edebilirdi. O günlerde bile gözleri hep onu arıyordu. Aslında bir iki kez, geceleyin, hanın yakınlarında onu şekil değiştirmiş haliyle gördüğünü sanmıştı. Daha sonra bunların yalnızca aklının oynadığı oyunlar olduğuna ikna etmişti kendini.

"Bir seçim yapmak zorundaydım ve bu beni hiç istemediğim şeyler yapmaya zorladı. Beni anlamanı beklemiyorum. Sadece beni affedebilirsin diye umuyorum."

Genç kadın biraz sessiz kaldıktan sonra kelimelerini özenle seçmeye dikkat ederek konuşmaya hazırlandı. Şimdi yüzleşme zamanıydı. Söylemek istediği herşeyi açıkça söyleyecekti. Bu tek şansı olabilirdi. Bakışları hala aşağıda, havuzda, Brian'ın gözlerinden uzaktaydı. Sesi kontrollüydü. "Senden sonra burası çekilmez bir yer oldu, ben de öyle. O kadar çok şey oldu ki. Senin de öngördüğün gibi Gerrard'la olan arkadaşlığım kötü şekilde bitti, babam salgında öldü, annem yarı delirmiş halde evi terk etti." Ayağa kalkıp uzun zaman sonra ilk kez doğrudan Brian'ın koyu mavi gözlerine baktı. Bunu yapmanın onu hala heyecanlandırdığını görmek çok sinir bozucuydu. "Yapayalnızdım. Sana her zamankinden çok ihtiyacım vardı, ama yoktun." Sesi artık titriyordu. "Sevdiklerini kaybetmek nasıldır, en iyi bilen sen olmalısın. Böyle zamanlarda suçlayacak birini ya da birşeyi ararsın; ben hep seni suçladım. Herşey için seni suçladım." Sesi alçaldı. "Şimdi sana öyle... öyle öfkeliyim ki... Ve kırgın." Sözcükleri zayıflayarak soldu.

Derin bir nefes aldı. Gözleri önce yanmaya sonra yaşarmaya başladı. Ağlamayı planlamamıştı ama durduramıyordu da. Aralarında yalnızca bir adım kalacak kadar yaklaştı ona. "Bunları anlatıyorum, çünkü hemen şimdi, yine bir anda yükselip ortadan kaybolabilirsin ve ben arkanda bıraktığın hayatları gör istiyorum! Belki beni daha iyi anlayabilirsin diye. Belki seni affetmekte neden bu kadar zorlandığımı görebilirsin diye." Sinirle yanaklarını kuruladı ancak işe yaramıyordu. Aynı hızla yeniden ıslanıyordu. Hani zayıflık yok, demişti kendine! Neden gardını düşürmüştü? Yine de eğer kendine hakim olmaya daha az çalışsaydı dizlerinin üzerine yığılırdı çoktan.

"Neden şimdi, Brian?" diye fısıldadı ona. "Neden gerçekten ihtiyaç duyduğumda değil de şimdi herşeyi yoluna koymuşken ortaya çıktın?" Ona o kadar yakındı ki nefes alıp verişini duyabiliyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Harris Trelawney
Kehanet Profesörü
Kehanet Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 18/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Animagus;Şahin/ Görücü
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
38/100  (38/100)

MesajKonu: Geri: Tanıdık Bir Yüz   Salı Haz. 14, 2011 12:29 pm

Kızın onca sözünden sonra onun acısını tamamen anlayabiliyordu. Hayatının en güzel yıllarında onun için her şeyi daha da kötü hale getirmişti, bu yüzden yıllardır kendini affedemiyordu ama eğer buradan ayrılmasaydı... Gerçekten iyi bir sebebi vardı. Eğer gitmeseydi...

Tüm olanları en başından açıklamadığı sürece Brian'ı affedemezdi. Brian tekrar konuşmaya başladığında kız tamamen sessizliğe gömüldü ve gözlerini küçük havuzun sularından ayırmadı.

"Asla gitmek istemedim." diye yanıtladı kızın sorusunu. "Gitmek zorundaydım, yoksa Hayley'e olanlar..." devamını getirmek istemedi. Bir iç çektikten sonra alçak sesle devam etti. "sana da olabilirdi." Kathleen bu kez başını ona döndürdü, ay ışığının yansıması gözlerinde görülebiliyordu. Yüzü az önceki kızgınlığın ve şimdiki şaşkınlığın bir ifadesini taşıyordu ama hareketleri en ufak bir yumuşama bile göstermedi. Brian'ın devam etmesini bekliyordu. Sonunda Brian tekrar konuşmaya başladı.

"Sana tüm olanları anlatmam gerek. O zaman belki beni anlayabilirsin, belki de anlayamazsın. Belli seçimler yapmak zorunda kaldım ve bunlardan sadece ama sadece ben sorumluyum. Kimseyi suçlayacak halim yok."

"Yüzüğü aldıktan sonra, - bana bir şekilde ulaştırıldı - kendimde garip bir takım değişiklikler hissettim. Duygularım karmakarışık olmuştu. Bunu engelleyemiyordum. Seni öptüğüm gecenin sorumlusu da buydu sanırım. İnkar etmiyorum. Sonra seninle aramız hiç olmadığı kadar soğudu. Ben ise ne yapacağımı bilmez halde etrafta dolaştım, arkadaşlarımdan uzaklaştım, yanımda tek Hayley kalmıştı."

"Bir süre daha geçtikten sonra bir adam çıktı karşıma. Yüzüğün eskiden ona ait olduğunu söyledi. Bu ikinci kez başıma geliyordu. Sen de biliyosun ki Benjo da yüzüğün kendine ait olduğunu söylemişti." Kendini bu kelimeleri seçmek için o kadar kasmıştı ki, Benjo adını söyleyince yüzüne küçük bir gülümseme gelmesini engelleyemedi. "Bana babamın bir arkadaşı olduğunu söyledi. Bana yüzük konusunda yardım etmek istediğini söyledi. O zaman tüm bu rüyaların ve duygularımın karmaşasının bu, " elindeki yüzüğü gösterdi." yüzükten kaynaklandığın öğrendim. Aynı zamanda rüyalarım geleceği gösteriyordu. Ne zaman olacaklarını bilmiyordum ama hepsi gerçekleşiyordu Henüz hiçbirini engellemeyi başaramadım."

"Bu adam ara sıra ortaya çıkıp benimle konuşuyordu. Bunlar olmaya başladıktan bir süre sonra da Hayley' in ölümü gerçekleşti. Sonunda kaybedecek hiçbir şeyim kalmamıştı, seninle konuşmuyorduk -ama her zaman seni önemsedim- . Ailenle ise eskisi kadar sıkı değildik. Bu adamın benimle gelirsen kabuslarına ve duygularının karmaşasına bir son verebilirim demesi üzerine, onunla gitmeyi kabul etmiştim ve gördüğüm rüyadan Hayley'in öldürüldüğünü biliyordum. Onun intikamını istiyordum."

Brian' ın bu son sözlerinden sonra ortamı rahatsız bir sessizlik aldı. Karşıdan bir tepki gelmeyince, bu sessizliği yine bozan Brian oldu. "İşte hikayem böyle... Yaptığım şeylerin nedeni...", Kathleen'in fikirleri değişmeyecekti belki ama yine de ondan bir şeyler duymak istiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Tanıdık Bir Yüz
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Son Hava Bukucu Tanıtımı
» aşkın bilimsel tanımı
» Aşk-ı Memnu Yeni Tanıtım (Ay-Yapım)
» Sitemi nasıl tanıtabilirim
» aleviler kürtmü türkmü

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: LONDRA :: Snowflake Hanı-
Buraya geçin: